» üye girişi » sitemize üye olun
   
 
ONONBİRSIFIRSEKİZ
Avın yapıldığı şehir : Mürdüm sulama göleti :-))
Hava ve suyun durumu : Gece Ayaz, gündüz bol rüzgarlı, dalgalı
Avda kalınan süre : Tahmini 1394 dk.
Kullanılan ekipman : Yaylı takımlar, yemleme hamuru, solucan
Yakalanan avın tür ve boyutları: Kadife, aynalı sazan


YAPILAN AVIN HİKAYESİ :

Yine bir cuma günü, öğlen den önce gelen bir telefon. Doktorum arıyor, "Kerem ben sıkıldım hadi gidelim". Hayhay dedikten sonra uzun süredir beraber gitmediği Halil amcamı (Bahadır abimin Babası) ve kardeşi Hakan abiyide alıp yola koyuluyoruz.
Halil amaca eski kurt. Belki 50 senelik kara ve sazan avcısı, hikayeler yol boyu bitmiyor, büyük keyifle dinliyoruz, kulaklar onda.
Ellerimizde yoldan aldığımız turşu suları, içimiz bir yandan yanıyor bir yandan hikayelerdeki tatlı hissi susuzluğumuzu unutturuyor. Eninde sonunda su ihtiyacımızı gidermek için bir benzinlikte ihtiyaç molası veriyoruz. Sonrasında yola devam.

Avlaktayız, kimsecikler yok, olanlarda geri dönüşte. Kısa bir muhabbet sonucu gece ayaz çıktığını çadırdan bile çıkamadıklarını öğreniyoruz. Düşünüyorum ya bunlar hiç üşümemiş yada ben baya bir üşümüşümkü artık soğuktan ilk zamanlardaki gibi korkmuyorum. Kimselerde balık yok, yüzler asık.
Acaba mı demeden edemiyorum. Neyse bir çırpıda takımlar hazırlanıyor, kurulumlar yapılıp suyla buluşuyor yaylar. Sonrasında yemleme hamuru ile avlak yemleniyor. Şamandıralı takımlar da solucanlar yerlerini alıyor. Akşam olmak üzere yemek hazırlığı başlıyor. Sonucunda harika salata eşliğinde güzel muhabbetle devam eden uzun bir yemek faslı...
Doktorum ellerine sağlık, salata harika oldu bu seferde. Bibersiz salata her daim gider....

Oltalardan ses yok soğuk çöküyor. Ateş başında Halil amcam önderliğinde harika bir sohbet. Gece yarısından sonra herzamanki gibi doktorumla ben nöbetçiyiz. Doktorum yerini alıp tulumun içinde tek gözü açık bir şekilde dinlenmede ben soğuğun etkisi ile ayakta kalmaya çalışıyorum. Su ile şişirilmiş odunlar sayesinde de dumandan zehirlenmiş olacağımki miğdem bulanıyor, sanırım başımda dönüyor. Çaresini biraz yürümekte buluyorum. Zilleri kontrol edip temiz hava çekip geliyorum. Saatlerdir çalmayan ziller ürkütmüş olacak ki, sitem etmek istiyorum. Ama biliyorum ki sazan bu elbet sevip okşayıp saldıklarımızdan birisi bir merhaba der diyerekten sandalyedeki yerimi alıyorum.

Şiddetli esen rüzgar suyu kaldırmış durumda acaba sorun bu mu, yoksa avlağı yordular mı diye düşünüyorum. Saat 10 u geçti ses yok. Bir anda aklıma bidenem geliyor. Yok bu avda, ama adamın düğünü var. Yeğeni evleniyor, bu sefer gelemedi. Ne yapalım diyerekten söyleniyorum.
Saat olmuş 04:00, Halil amcam çadırdan çıkıyor. İzin isteyip nöbeti ona bırakıp Hakan abinin yanında çadırda kıvrılıyorum.

Sabah gözlerimi açıyorum. Sesler tanıdık bidenem gelmiş. Rüzgarda durmuş... Bahadır abimle takımları yeniden yemleyip su ile buluşturuyoruz. Güzel kahvaltı sonrası herkes sessiz, gözler kulaklar zillerde, aralarında en tecrübesiz sazancı benim.



Ortamı siz düşünün tam bir sessizlik. Uzun süredir aradığım ortam bu. Zevkten dört köşeyim ama bu sessizliği eşşek arıları bozuyor arada bir taciz uçuşları ile. Neyse diyoruz....

Saat 8.30 ilk balığımız geliyor bir aynalı. Toplu salacağımızdan pinter deki yerini alıyor. Bu arada kadifeler gırla. Biraz olsun moralleniyor, tekrar av pozisyonu alıyoruz.







Söylemeyi unuttum. Kahvaltı sırasında misafirlerimizden avlak hakkında kötü haberler alıyor, biraz olsun üzülüyoruz. Denizlerde yapılan Trol illetinin bir değişini avlakta yapıp binlerce balığın toplandığını, bir okadar küçük balığın dışarlara atılıp büyük bir katliyam yapıldığını öğreniyoruz. Engel olamamışlar.

Bu arada öğle yemeği vakti geldi, güzel köfteler eşliğinde karnımız doyuyor. Yemek sonrası doktorumla kısa bir yürüyüş. Rüzgar hızını tekrar artırıyor. Sanırım dönme vakti. Fakat oda ne, vızzzzzzzzzzzz. Oltaya en yakın benim, Tasmalama sonrası oltayı Hakan abiye devredip suya giriyorum. Özel saplı Almanyadan aldığım kepçe ile sudayım. İyiki almışım diyorum, hafif bir kepçe herkese öneririm. Balık güzel ama hakan abide tecrübeli. Balık kepçede, bizde dört köşeyiz.





Çok geçmeden bir kuzu daha. Bu daha güzel, Kamış Halil amcamda büyük bir bölümünü getiriyor fakat kolundaki rahatsızlıktan dolayı hakan abi devralıyor. Balığı gördüğümde kepçeye sığmayacağını anlıyorum, fakat yapacak bir şey yok. Kararlı bir hamle ile belime kadar girdiğim derinlikten kepçeliyorum. Çok tatlı bir aynalı daha. Balık bırakma merasiminden sonra ava son veriyoruz.

Avlağa teşekkür edip, kampımız toplayıp misafirlerimize yaşattığımız güzel bir avın huzuru ile evimize dönüş yoluna çıkıyoruz. Dört saatlik yol dan sonra evdeyiz.

Eylemlerimiz devam edecek...

Not:
2 balık alıkonulmuştur. Misafirlerimiz için. Gönlüm herzaman tamamını bırakmaktan yana.
Başkanım ( Tarık abi ) , sen hep dersin "biz öncelikle avcıyız" diye ama eminim ki ben bu tanıma dahil değilim. Alıkoymak bana göre değil.

Kerem AVŞAR (10.11.2008)



Tarih: 03/11/2008
 

RASTGELE-DER'İN KURULDUĞU 2002 YILINDAN BU YANA AMATÖR BALIKÇILIK İLE İLGİLİ MEVZUATTA NELERİN DEĞİŞİMİNİ, GELİŞİMİNİ SAĞLAYABİLDİK?
Bilindiği üzere Derneğimiz RASTGELE-DER'in Tüzüğünün amaç maddesinde yer alan "amatör balık avcılığı...
yazının devamını oku »

KENE Mİ TEHLİKELİ, YOKSA ÇENE Mİ?
Her sene bir kere, nadiren iki kere fırsat bulduğumuz bir maceramız var. Bu macera 3-4 günlüğüne Kız...
yazının devamını oku »

DOSTLARLA AVLANMAK
Dostluk kavramı herkes gibi benim için de çok değerli bir kavramdır. Bu zamanda dost bulmak tabiri c...
yazının devamını oku »

EŞİM NASIL BALIKÇI OLDU?

Çoğu erkek eşi balık avına çıkmadığı için bu güzel zevkten mahrum kalıyor.Ben bu k...
yazının devamını oku »

URAL NEHRİNDE AV

Bu yazımda Ural Nehri’nden bahsedeceğim. Ural Dağları’nın eteklerinden...
yazının devamını oku »

Tüm köşe yazıları

İstanbul Ankara İzmir

 

Site içerisinde online olan kullanıcılar (0 kişi)
tarifler | hakkımızda | iletişim | basından haberler | balık ve kamp malzemesi | trofe | ilk yardım | linkler | rastgele-der ailesi