» üye girişi » FORUM
» Dernek Haberleşme Grubu Üyeliği
   

 


İÇ SULARIMIZDAKİ
EKOLOJİK AÇIDAN ZARARLI BALIKLAR


Ülkemizde uzunca bir süredir sinsi bir şekilde yayılarak iç su balıklarımızı tehdit eden en zararlı üç balık çeşidi var ki, bunların zararları saymakla bitmiyor. Cafcaflı renklere ve yapıya sahip havuz balıkları, daha az renkli güneş balıkları ve kendi hâlinde mütevazı görünen tilapya balıkları.

Güzel görünümlerinden etkilenen insanlar, bunların zararlarından habersiz resimlerini pullar üzerine bile basmışlardır. Sebep olduğu zararlar önce balıkçılığa gönül vermiş ve bu işten ekmek yiyen insanların dikkatini çekmiştir. Rezervuardaki balık kompozisyonlarının değişmesi, stoklardaki olumsuz değişiklikler ve bunlara bağlı şikayetlerin artması sonucu bu balıkların kontrolüne ve yayılmasının önlenmesine yönelik tedbirler gündeme gelebilmiştir.

HAVUZ BALIKLARI




Akvaryumcuların gözdesi, üretimi ve taşıması kolay, melez oluşturabilen her türlü kötü ortamlara uyum sağlayabilen ve yerli sazana çok benzeyen bir balıktır.

Ülkemiz yerli balıklarından olmadığı, Meriç ve Tunca Nehri taşkınlarıyla yurdumuza girdiği sanılmakta, hatta bu nedenle Bulgar Sazanı ismi de kullanılmaktadır. Aslen Asya kökenli olup, iki türü ile ünlüdür: Sazan balığına en çok benzeyen Carassius carassius(Crusian carp, havuz balığı), daha çok akvaryumcuların yetiştirdiği renkli formları içeren Carassius auratus ( Prusian carp, kırmızı havuz balığı) türleridir. Her iki tür de 17. yüzyıldan sonra sazan balığını takiben Avrupa’ya yayılmıştır. Oksijeni az durgun sularda, kum ocaklarının oluşturduğu su birikintilerinde ve havuzlarda yaşayabilirler. Bu balıklar sazanla birleşebilir (eşleme) ve sonuçta hibrit (melez) yavrular meydana gelir. Hem kendileri ve hem bunların melezleri diğer balıklara bir çok yönden zararlar verir. Sazan kendi arasında üreyemediği için ortam bu balıklarla dolar ve sazan nesli yok olma derecesinde azalır.


HAVUZ BALIĞI
(Carassius carassius , Crusian carp,)




Sazan balığına en çok benzeyen tür olarak karşımıza çıkar. Beslenme şekli sazanla aynıdır. Vücut yapısı ve rengi sazana çok benzer, ancak sırt yüzgeci kuyruk yüzgecine doğru uzamıştır. Plankton ve küçük omurgasızlarla beslenir. Üreme biçimi ve yumurta bırakma alanları da sazanla aynıdır. Boyları 40 cm, ağırlıkları 1 kg olabilir.

Carassius carassius ile diğer sazangil türlerinden, pullu sazan (Cyprinus carpio), kızılgöz (Rutilus rutilus), tatlısu kefali (Leucicus cephalus), kızılkanat (Scardinius erythrophthalmus), kadife (Tinca tinca), çapak (Abramis brama) ve eğrez (Vimba vimba) arasında çaprazlama (eşleme, dölleme) çalışmaları yapılmıştır. Carassius carassius ve söz konusu sazan türleri ile 21’den fazla çaprazlama teşebbüsünde bulunulmuş, ancak en tatmin edici sonuçlar C.carpio ile C. carassius hibritlerinin (melez) eşlemelerinden elde edilmiştir. Diğer sazan türleri ile yapılan çaprazlamalarda ölüm oranı çok yüksek olmuştur. Erkek aynalı sazanlardan meydana gelen hibritler daha çok büyürler ve daha çok yiyecek tüketirler. Sazan türleri ile C. carassius çaprazlamasından elde edilen 1. nesil hibritlerin % 87’si erkek olmuştur. Özellikle erkek hibritler kısırdır. Bazı dişilerde gonadlar (üreme organları) gelişir, ancak oldukça zayıftır. Hibritler hastalıklara ve elverişsiz ortam koşullarına karşı sazanlardan daha dayanıklıdır. Sazan sıskalığı hastalığına (drobsy) karşı hibritlerin, sazanlardan daha dayanıklı olduğu tespit edilmiştir.


KIRMIZI HAVUZ BALIĞI
( Carassius auratus, Prusian carp, Goldfish )




Kırmızı havuz balığı daha çok akvaryumcuların tercih ettiği egzotik (yabancı) bir türdür. Kendi aralarında yapılan melezleme çalışmalarında renkleri kırmızı ve turuncu-sarı ağırlıktadır. Zeytin yeşili, bazen lâcivert ve siyah beyaz puanlı olabilir. Yüzgeçleri püsküllü olan formları bile vardır.

Ömürleri 9-10 yıl olan bu balıklar 2-3 yılda cinsel olgunluğa erişir ve 1000 kadar yumurta bırakabilir. Yumurtalar 5-6 günde açılır. Kendi aralarındaki üreme sonucu normal bireyler meydana gelir, ancak sazan balığı ile yüksek oranda melez oluşturur ve meydana gelen melez yavruların bir kısmı kısırdır. En yaygın hibritler sazanla birleşmesinden elde edilenlerdir. Carassius auratus auratus ile diğer sazan türleri arasında çaprazlama çalışmaları yapılmış, havuz balığında olduğu gibi bunda da, meydana gelen melezlerde ölüm oranı çok yüksek olmuştur.

Balık lârvaları plankton ile beslenmeye başlar ve büyüdükçe diğer sazan türlerinin besinlerini de oluşturan balık yumurtaları, lârvalar, kabuklu ve omurgasızlarla beslenirler.

Yerli türlerin, yaşama ortamlarını ele geçirme özelliği yüksektir. Doğal türlerin yavrularını yiyebilir, onlar üzerinde büyük bir baskı kurar ve huzursuz eder. “Bulaştığı” suların fiziksel koşullarını değiştirerek buradaki bitki toplulukları arasındaki dengeyi bozabilirler. Biyolojik dengesi bozulmuş ortamlarda yaşayabilme kabiliyeti ve çeşitli kötü çevresel ortamlara (özellikle düşük sıcaklık ve düşük oksijen) dayanma gücü yüksektir.

Bakteriyel ülser hastalığına sebebiyet veren Aeromonas salmonicida bakterisini taşıyarak sazan türlerine zarar verebilirler.



Havuz balıkları güzel görünümü, üretim kolaylığı, zor koşullara dayanıklılığı ve melezleme çalışmalarına uygun olması sebebiyle akvaryumvcuların gözdesi olmuştur. Birçok ülkede pullara basılmıştır.





TİLAPYA AZMANI
(Tilapia sp.)




Ülkemiz sularında az bulunmakla birlikte kontrolsüz ve bilinçsizce insan eliyle yayılmaya başlamıştır. Boyu 25-30 cm olabilir, 19-20 cm boya geldiğinde eşeysel olgunluğa erişir. Taş, kaya vb. ortamlara Eylül-Mart ayları arasında yumurtlar. Yuva yapmaz, ancak yumurta ve yavrularına bekçilik yapar. Su sıcaklığına ve tuzluluğa dayanıklıdır.Yavruyken küçük omurgasız hayvanlar, kabuklu ve larvalarla beslenirken büyüdükçe daha büyük canlılarla beslenir. Sucul ortam fakirleştiğinde ve denge bozulduğunda değişikliklerden etkilenmez, balıklarla ve başka hayvanlarla beslenmesini sürdürür.

Bulundukları ortamda sayıca artarak doğal türler üzerinde baskı kurar, hatta onların yavrularını bile yer. Bulaştığı suların fiziksel koşullarını değiştirebilir ve buradaki bitki toplulukları arasındaki dengeyi az da olsa bozabilir. Biyolojik dengesi bozulmuş ortamlarda yaşayabilme kabiliyeti ve çeşitli kötü çevresel ortamlara dayanma gücü yüksektir. Çok sayıda türü vardır. Diğer cinsleri ve kendi türü ile hibrit (melez) oluşturma ihtimali yüksektir.



GÜNEŞ BALIĞI
(Lepomis gibbosus, Sunfish, Pumpkinseed Kabak Çekirdeği)




Boyları ortalama 10-15 cm olup, en fazla 22 cm’ye kadar büyüyebilirler. Ağırlıkları ise en fazla 300 g olabilir. Sırt yüzgeçleri ikiye ayrılmıştır. Solungaç kapaklarının arkasında kırmızı bir benek vardır. Mayıs- Temmuz aylarında sığ suların kumlu çukurlarına 500-5000 kadar yumurta bırakırlar ve 3-5 gün içinde açılan yumurtaları erkekler bir süre bekçilik edip korurlar. Eşeysel olgunluğa 2-3 yılda erişirler ve ortalama 9 yıl kadar ömürleri vardır. Küçük omurgasızlar, küçük kabuklular, yumurta ve larvalarla beslenirler. Erginleri küçük balıkları da yer. Sayıları arttığında yerli balıklar üzerinde büyük tehdit oluştururlar.




Aslen Amerikan kökenli olmasına karşın Avrupa sularına aşılanmış, Meriç ve Tunca Nehri ile Ülkemiz sularına girmiştir. Ekonomik önemleri olmamakla birlikte, sırf renkli görünümleri için sulara bulaştırılan en tehlikeli balıklardandır.



PSEUDORASBORA PARVA
(Stone maroko)




Boyu 11 cm. civarında olup, ağzının yukarı doğru olmasıyla kefal yavrusundan farklılık göstermektedir. Soğuk akarsular ve dereler başta olmak üzere birbirine bağlantılı bütün sularda bulunabilirler.
Su içerisinde bulunan ve özellikle yüzen yaprak, dal ve birçok yapay cisimlerin üzerine yumurta bırakabilir ve bu özelliği ile nehir, kanal vasıtasıyla süratle yayılım gösterirler.
1,4 - 4,4 yıl içerisinde sayısını ikiye katlayabilir.



Ekonomik değeri yoktur. Küçük böcekler, balık yumurtaları ve larvalarıyla beslenir. Sayıca üstünlüğe ulaşınca diğer balıkların yumurta alanlarını talan eder. Kirlilikten ve büyük sıcaklık değişimlerinden etkilenmez (-5 ile 22 Cº).
Birçok balık türü üzerinde baskı oluştururlar. Doğal balık faunasına öldürücü patojen enfeksiyonlar bulaştırması ile ekolojik zarar vermektedir.

1982 yılında ilk olarak Trakya bölgesinde görülmüş olup, nehir sistemleri ile bugün bir çok bölgede görülmektedir. 1996 yılında Aksu nehri ile Güney Anadolu bölgesine, 1999 yılından sonra Sakarya nehri ile aynı havzaya, 2000 yılında Kızılırmak havzasına ve 2003 yılından sonra da Büyük Menderes havzasında yayılım göstermiştir.

Yayılma sebebi olarak kaçak ve bilinçsiz balık avcılarının ağ, pinter gibi av malzemeleri olduğu düşünülmektedir. Küçük olması bakımından yemlik balıkların arasında amatör avcılar tarafından da taşınma olasılığı bulunmaktadır.

Ülkemizde bu balığın düşmanları bilinmemektedir. Tanıdığımız fakat ülkemiz sularında bulunmayan Büyükağızlı Levrek - Largemouth bass (Micropterus salmoides) bu balık üzerinden beslenmektedir. Bu balığı kullanarak mücadele etmek ayrıca bir başka ekolojik felakete yol açacağından yayılma yolları üzerinde durmak ve eğitim asıl mücadele şeklidir.



YAYILMA YOLLARI


Ülkemiz iç suları için yabancı ve tehlikeli olan bu balıkların en önemli yayılma şekilleri ve nedenleri şöyle özetlenebilir:

1- Nehir taşkınları (özellikle Meriç ve Tuna Nehri), gölet ve barajlardan su tahliyeleri,
2- Akvaryum balığı satıcılarının, bu balıkların zararları hakkında bilgi sahibi olmamaları,
3- Amatör balık avcıları ve akvaryum balığı ile ilgilenen hobi sahiplerinin bu balıkları iç sularımıza yaymaları,
4- “Benim memleketimdeki, köyümdeki baraj veya gölette bu renkli balıklardan neden olmasın?” düşüncesine sahip vatandaşlarımız,
5- Satıcılarının, elde kalan balıkları başka sulara bırakmaları.



YAYILMALARI NASIL ÖNLENEBİLİR ?

1- Bu balıkların yayılmasında bilinçsiz amatör balıkçılar en önemli paya sahiptir. Gerek ilgili devlet kurumları, gerekse sivil toplum kuruluşları çeşitli yayınlarıyla, insanların bilinçlendirilmesinde etkili olabilirler. Nitekim Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın iki yılda bir yayımladığı, DSİ, KORGEM, AMOBED Rastgele- Der gibi devlet kuruluşları ve derneklerin katılımlarıyla hazırlanan “Denizlerde ve İç Sularda Amatör (Sportif) Avcılığı Düzenleyen Sirküler” kitapçığı (12 Ağustos 2004 tarih ve 25551 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 36/2 numaralı sirküler) kapsamında bu balıkların zararları açıklanmıştır.

2-En önemli ikinci önlem ticarî akvaryum balıkçılarının bilinçlendirilmesi ve denetlenmesidir. Bu balıkları satın alan herkese bunların zararları kısaca açıklanmalı ve kesinlikle akvaryum dışında doğaya bırakılmamasının önemi hatırlatılmalıdır. Uygar toplumlarda amatör balıkçılık malzemesi satan marketler hem bilgi hem de avcılık sertifikası vermektedirler. Ülkemizde de bunların yapılması gerekmektedir.

3-Ticarî balıkçılık yapan kooperatif ve diğer kiracılar, kiralama aşamasında bu balıklar hakkında bilinçlendirilmelidir.

4-Koruma ve kontrol görevi yapan memur ve kuruluşlar (Jandarma, emniyet güçleri, korucu, bekçi, muhtar) bu balıklar konusunda da eğitilmelidir.

5-Bu balıkların yayılmasına mâni olmak amacıyla caydırıcı para ve hapis cezaları için acil kanunî düzenlemeler yapılmalıdır.
(Amatör balıkçılık konusunda söz sahibi olan ve FAO tarafından “en iyi balık avı yönetiminin” gerçekleştirildiği ülkelerden biri olarak gösterilen Avustralya’da; bu balıkların etlerinin lezzetli bulunup sevilme ihtimaline karşı yenmeleri yasaklanmış, yakalandığında derhal su dışına çıkarılıp öldürülmesi ve gömülmesi tavsiye edilmiştir. Bu balıkların canlı yada ölüsünün yem olarak kullanılması bile yasaklanmıştır. Bunları taşıyan, besleyen, üreten, alıp satanlara Avustralya’da 150.000 Avustralya Doları para cezası uygulanmaktadır.)

6-Kaçak avcılık konusundaki ihbarlar için 24 saat açık Alo Bilgi Hattı kurulmalıdır.
(Dünyada amatör balıkçılık konusunda söz sahibi birçok ülkede bu hatlar mevcut olup, 24 saat açık ücretsiz olarak hizmet vermektedir. Öreğin Avustralya’da 116 )

Bu balıkların yayılmasının önlenmesi için alınacak en iyi ve kalıcı yöntem eğitimdir. Herkes bu yazılanları birkaç kişiye anlatsa, çok şey değişir.


Kaynak:Kadir ÜSTÜNDAĞ (Biyolog)


 

RASTGELE-DER'İN KURULDUĞU 2002 YILINDAN BU YANA AMATÖR BALIKÇILIK İLE İLGİLİ MEVZUATTA NELERİN DEĞİŞİMİNİ, GELİŞİMİNİ SAĞLAYABİLDİK?
Bilindiği üzere Derneğimiz RASTGELE-DER'in Tüzüğünün amaç maddesinde yer alan "amatör balık avcılığını düzenleyen kanun ve yönetmelikler çık...
Bu yazının devamını okuyun »
KENE Mİ TEHLİKELİ, YOKSA ÇENE Mİ?
Her sene bir kere, nadiren iki kere fırsat bulduğumuz bir maceramız var. Bu macera 3-4 günlüğüne Kızılırmak üzerindeki Altınkaya barajında b...
Bu yazının devamını okuyun »
DOSTLARLA AVLANMAK
Dostluk kavramı herkes gibi benim için de çok değerli bir kavramdır. Bu zamanda dost bulmak tabiri caizse samanlıkta iğne aramaya benzer.
Bu yazının devamını okuyun »
EŞİM NASIL BALIKÇI OLDU?

Çoğu erkek eşi balık avına çıkmadığı için bu güzel zevkten mahrum kalıyor.Ben bu konuda çok şanslıyım, her zaman eşimle be...
Bu yazının devamını okuyun »
URAL NEHRİNDE AV

Bu yazımda Ural Nehri’nden bahsedeceğim. Ural Dağları’nın eteklerinden uzanarak, binlerce kilometre yol alıp, ...
Bu yazının devamını okuyun »
TÜM KÖŞE YAZILARINI LİSTELE

Hava Durumu

Ay Durumu


Rastgele-Der Marşı

Site içerisinde online olan kullanıcılar (0 kişi)
Ana Sayfa | Derneğimiz Hakkında | Üyelik Formu | İletişim

Bu sayfalar, amatör olta balıkçılığını sevdirmek ve sürdürülebilir balık avcılığına
katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Sayfa içinde gördüğünüz aksaklıkları, sayfa@rastgele.org 'a bildiriniz.
ÜYELİK, SPONSORLUK,REKLAM VE HER TÜRLÜ SORULARINIZ İÇİN
DERNEK İLETİŞİM
rastgeleder@rastgele.org
Tüm Hakkı Saklıdır. 2008 RASTGELE-DER


Tasarım ve Programlama www.Hosthane.com