Genel > İlk yardım,çantası ve sağlık

Balıklarda Parazit ve Parazitli Balıkların Tüketilmesi Hakkında

(1/1)

Tuncay UYANIK:
Sevgili Arkadaşlar,

Belki de bir çoğumuz önce yakalayıp sonra afiyetle yediğimiz ya da yedirdiğimiz balıkların sağlık durumları ile pek ilgilenmemişizdir. Oysa ki sağlığımız açısından oldukça önemli olan bir konu. Ben genel itibariyle çok tatlı su balığı tüketmedim ancak son yıllaarda yaşadıklarım ve yaptığım araştırmalar neticesinde gerek toksin ( ağır metaller vb ) gerekse parazitler yüzünden eve tatlı su balığını daha nadir sokar oldum. Yılda ancak 2-3 kez diyebilirim. Örneğin çok uzun yıllardır Mogan ( Ankara Gölbaşı ) ya da Eymir göllerinde avlanmıyorum. Rastgele derneği olarak yaptığımız araştırmalar neticesinde her iki göldeki ağır metal ve kirlilik seviyesinin kabul edilebilir limitlerin çok çok üstünde olduğunu öğrenmiştik ve yetkililere önlem almaları hususunda görüşlerimizi iletmiştik. O yıllardan bu yana iyileştirme bir yana durum daha da kötü ve tehlikeli bir hal aldı.

Sizde araştırma yaparsanız gündelik balıkçılığımızda farkına varmadığınız bir çok konuya şahit olup öğreneceksiniz. Sizlerle bugüne kadar yapılmış az sayıda araştırmaların bazıları paylaşacağım. Çok önceleri kefal balıklarında parazit olduğunu biliyordum ( deri altında ), ancak araştırdıkça kadife, sazan, turna, sudak, tatlı su levreği, gümüş vb bir çok tatlı su balığında parazit olabileceğini öğrendim.

Alıntılar;

Ülkemizde 150 doğal balık, 10 kültür balığı ve ihraç edilen 21 akvaryum balığı türü ile parazitolojik çalışmalar yapılmıştır. 181 konak balık türünde bugüne kadar protozoon, helminth parazitik arthropod, mollusca, polychaeta filumlarına ait toplam 417 parazit türü rapor edilmiştir. Türkiye denizlerinden 133 familyaya ait 448 balık türü (Bilecenoglu et al. 2002), içsularından ise 26 familyaya ait 236 balık türü (Kuru 2004) saptanmıştır. Parazitolojik çalışma yapılmış balık türleri sayısı, ülkemizde saptanmış balık sayısı göz önüne alındığında dörtte birinden az bir rakam ortaya çıkmaktadır ki bu durum balık parazitolojisine az önem verildiğini göstermektedir. Parazitoloji karaştırmaların en çok Ligula intestinalis (Cestoda) ve Hysterothylacium aduncum (Nematoda) türü
parazitleri üzerinde odaklandığı görülmektedir. Bu parazitlerin balıklarda önemli patolojik
bozukluklara ve hijyenik açıdan pazara sunuşta ekonomik açıdan zarara yol açtığı bilinmekle birlikte zoonoz olduklarına dair herhangi bir rapor bulunmamaktadır. Ülkemizde halk tarafından sıkça tüketilen pek çok balık türünün parazit faunası incelenmemiştir. Bu sunuyla Türkiye balıkları parazit faunasının yalnızca Ligula intestinalis ve Hysterothylacium aduncum’dan oluşmadığına dikkat çekerek eleştirel bir yaklaşım getirmek istenmiştir.

http://www.akuademi.net/USG/USG2009/B/b28.pdf

Bu çalışma, Eylül 1996 - Ağustos 1998 tarihleri arasında Karacaören I Baraj Gölü'nde yaşayan sazan (Cyprinus carpio L., 1758)'ın ekto ve endo parazitlerini belirlemek amacıyla yapılmış ve toplam 202 örnek yakalanarak parazitolojik yönden incelenmiştir. Araştırma neticesinde sazan örneklerinde ekto parazit olarak Argulus foliaceus ve Dactylogyrus ıninutus'a, endo parazit olarak Caryophyllaeus laticeps, Ligula intestinalis ve Bothriocephalus acheilognathl kaydedilmiştir. Bunlardan Ligula intestinalis Türkiye sazanlarında ilk defa bildirilmektedir. İncelenen sazan örneklerinde mevsimsel enfeksiyon en yüksek 1997 yaz mevsiminde %94.8 olarak tespit edilmiştir. Enfekte olma bakımından ise; sazanların erkek bireylerinin %59.6, dişilerinin ise %63.8 olduğu belirlenmiştir. Aynı ayda yakalanan, aynı yaşta ve aynı cinsiyetteki örnekler üzerinde yapılan incelemeler sonucunda; parazitli sazanların parazitsiz olanlardan boy yönünden %4.4, ağırlık yönünden ise % 15.5 oranında daha düşük olduğu görülmüştür.
http://uvt.ulakbim.gov.tr/uvt/index....=1&keyword=326

Bu çalışmada, Temmuz 2007 ile Mayıs 2008 tarihleri arasında Örenler Baraj Gölü'nden temin edilen 103 Leuciscus cephalus'un helmintleri üzerinde incelemeler yapılmıştır. Konak balıkta 5 tür parazit bulunmuştur: Bu türlerden Dactylogyrus vistuale solungaçlarda (%42,7, 10.6±14.8 parazit/balık), Diplostomum sp. göz merceğinde (%12,6, 4.1±4.0), Bothriocephalus acheilognathi bağırsaklarda (%23,3, 4.8±10.4), Ligula intestinalis vücut boşluğunda (%12,6, 2.1±1.2), Pomphorhynchus laevis bağırsaklarda (%32,4, 4.6±5,5) bulunmuştur. Parazit türlere ait enfeksiyon verileri, mevsimlere ve konak balık boy büyüklüğüne bağlı olarak da değerlendirilmiştir.
http://www.tparazitolderg.org/text.php3?id=220

http://makinecim.com/bilgi_7679_BALI...-INSAN-SAGLIGI

Mehmet Akyürek:
Tuncay önemli bir konuya parmak basmışsın. Ben son 5 yıldır avlandığım GÖLETLERDE parazitsiz balık tutmadım. Hatta havuzuma taşıdığım balıklarda kontrol etmeme rağmen varmış ki havuz ortamında acaip ürediler. En sonunda balıkları itlaf edip havuzu boşaltıp ilaçladım. Mesela en yoğun parazit yataklarından biri KAMADER in sazan yarışması yaptığı Tahtalı göletidir. Orada parazitsiz balık göremezsin. Havuz ve gölet gibi nisbeten küçük sularda parazit üremesi çok büyük boyutlara ulaşıyor. Eh balık aşılama sorunu da devam ettiği müddetçe göletlerde avlanan balıkların üzerindekiler doğal göllere ve büyük barajlara da aynen bulaşıyor. Biyolojik mücadele yapılmalı bunun için de bu parazitin doğal düşmanı kurbağa vs gibi canlılar bilim insanlarının kontrolünde kullanılmalı diyeceğim ama yeni türler yeni dertler getiriyor. Gerçekten zor iş.

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git