| |
ZEHİRLENMELER
Zehirlenmeler oldukça geniş bir konudur. Basit gıda
zehirlenmelerinden dakikalar içerisinde ölüme götürebilen
sistemik zehirlenmelerine kadar genişler. Her ilaç
zehirlenmesinin farklı tedavi şekli vardır. Profesyonel bilgi
gerektirir. İlaç zehirlenmelerinde kişi sağlık merkezine
götürülene kadar vakit kazanmak için eğer şuuru kapalı değilse
çiğ yumurtanın beyazını içirmek faydalı olur.
Basit gıda zehirlenmeleri; yenilen gıdaların mide barsak
sitemini tahrişi neticesinde meydana gelen gıda
zehirlenmelerinde hafif mide bulantısı ve ishal belli başlı
belirtilerdir. Önemli olan ishal ve kusmayla kaybedilen sıvının
yerine konulabilmesidir. Bulantı çok fazla değilse ağızdan
alınan sıvı en iyi tedavi metodudur. Genellikle telaşa gerek
yoktur kaybedilen sıvının yerine konması yeterlidir. Konserve ; Botilismus tabir edilen çok ciddi zehirlenmelerine
yol açar. Konserve yedikten kısa süre sonra şuur kaybı , soğuk
terleme , belirtileri gösteren hastanın derhal acil tıbbi
desteğe ihtiyacı var demektir. Zehirlenmenin antidotu acil
yardım merkezlerinde vardır. Hastayı acil yardım merkezine
götürene kadar hayatta kalmasını sağlamak için yukarıda
bahsettiğimiz suni solunumun uygulanması gereklidir. Bozulmuş
konservelerdeki zehir solunum kaslarını felç edeceğinden hasta
nefes alamaz. Nefes alamayan hastaya dışarıdan solunum desteği
vererek hayatta kalması sağlanabilir. İlaç zehirlenmelerinde ilacın içilmesinden hemen sonra hasta
şuurunu kaybetmediyse kusturulmalıdır. Kusturmak için
eritilebilen en fazla tuzun eritildiği su kullanılabilir. Eğer
kişi yanlışlıkla çamaşır suyu , tuz ruhu gibi temizlik sıvısı
içtiyse kesinlikle kusturulmamalıdır. Bu tür sıvılar zaten yemek
borusunda içme esnasında tahribat yaparlar. Kusturmayla birlikte
yemek borusundan ikinci kez geçerek tekrar tahribata sebep olur.
Tahribat yemek borusunda daralma veya kusturulursa nefes
borusuna sıvının kaçmasıyla solunum yollarında daralma ve nefes
darlığına yol açabilir.
Zehirlenmelerde ücretsiz danışma hattı olan 0-800-314 79 00
numaralı telefon aranarak bilgi alınabilir.
Balıklarla meydana gelen zehirlenmelerin en ciddileri ise
zehirli balık veya deniz ürünlerinin vücuda temasıyla meydana
gelenleridir. Denizlerimizde en sık rastlanan zehirli balıklar
trakonya iskorpit ve vatozdur.
Trakonya; Trakonya kemikli balık olduğu için genellikle
kumluk alanlarda ve dipte bulunur. Üzerine basmakla ya da
oltadan, ağdan çıkarırken sırtında ve solungaçlarında bulunan
dikenlerinin vücuda batmasıyla zehirler. Aslında yapılması
gereken bu balıktan veya iğnesinden mümkün olduğunca uzak
durmaktır. Gene de iğnenin batması halinde ilk yapılması gereken
eğer iğne halen deride ve görülebilir bir haldeyse çıplak elle
temas etmeden bir cımbız yardımıyla iğneyi mümkün olduğunca
çabuk çıkarmaktır. Trakonya zehiri ısıya dayanıklı olmayan
proteinlerden oluştuğu için parmağı veya eli (ki genellikle
vücudun bu kısımları yaralanır) dayanılabilecek en yüksek
ısıdaki (40-45 derece)suda bekletmektir.Yüksek ısı proteinlerin
bozulmasını sağlayarak vereceği zararı en aza indirecektir.
Dikenin battığı yerde kısa sürede şişme ve kızarıklık
oluşacaktır. Şişliği amonyakla yıkamak ve buz uygulamak
rahatlatacaktır. Ayrıca güçlü ağrı kesici ve şişlik giderici
almak ağrıyı azaltacaktır. Eğer sistemik belirtiler dediğimiz
nefes almada zorluk , şiddetli çarpıntı gibi belirtiler başlarsa
acilen, oyalanmadan profesyonel tıbbi yardım almak gereklidir.
Yara yerinde kanama varsa , mümkün olduğunca zehiri
uzaklaştırmak amacıyla yara yeri kanatılmalıdır. Hatta yara yeri
steril bir bistüri ile çizilmek suretiyle kanatılabilir.
İskorpit; Trakonya da olduğu gibi zehirler ve tedavi şekli de
aynıdır.
Vatoz; Kuyruk kısmında bulunan dikeni oldukça
zehirlidir.Diken eğer hala battığı bölgede ise mutlaka en kısa
sürede çıkarılmalıdır. Diken battığı yerde nekroza (doku
erimesi) yol açabileceğinden yaralı bölgeye lokal buz uygulaması
yapılması, ağrı kesici alınması ve en kısa sürede sağlık
kuruluşuna müracaat edilmesi gereklidir.
Deniz Anası; Deniz analarının uzantılarında ve ağız
kısmında nematosist denilen zehirle dolu hücreleri vardır.
Vücuda temas neticesinde bu hücreler patlayarak bulaşır ve
genellikle hafif kaşıntı , ağrı , ciltte kızarıklıklara yol
açar. Denizlerimizde bulunan deniz anası türlerinde belirtiler
hafiftir ve hayati tehlike içermezler. Ancak her insanın
bağışıklık sistemi ve duyarlılığı değişik olduğundan duyarlı
kimselerde ciddi sistemik belirtiler de görülebilir. Deniz anası
ile temas sonrası patlamamış hücrelerin ve cilde bulaşmış
zehirin uzaklaştırılması amacıyla cilt kuru bir havlu ile
temizlenir. Ve temasın olduğu bölge öncelik sırasına göre
amonyak, sirke , %70 lik alkol, tuzlu deniz suyu hiçbiri yoksa
idrarla yıkanmalıdır. İdrar sanılanın aksine vücuttan ilk
çıktığında mikrop içermez. Eğer öncelik sırasını yazdığımız
sıvılardan hiçbiri bulunamazsa tuzlu su yıkama için
kullanılabilir. Yıkama için kesinlikle tatlı su
kullanılmamalıdır. Tatlı su osmotik basıncından dolayı
patlamamış hücrelerin de patlamasına yol açarak zehirlenmeyi
artırabilir.Aynı şekilde buz uygulaması da patlamamış hücreleri
patlatacağından ilk planda uygulanması tavsiye edilmez. Ancak
temas yeri iyice temizlendikten sonra şişmeyi azaltmak için buz
kullanılabilir. Eğer belirtiler daha ciddiyse ağrı kesici ve antihistaminik
kullanılabilir.
Deniz Kestanesi: Deniz kestaneleri çıplak ayakla üzerine basmakla dikenleri
genellikle ayak tabanına batarak ağrıya sebep olurlar. Sistemik
belirtilere sık rastlanmaz. Deniz kestanesi olduğu bilinen
kıyılarda çıplak ayakla değil , uygun bir ayakkabıyla denize
girmek en iyi korunma yöntemidir. Deniz kestanesi ile yaralanma
meydana geldiğinde yere basmadan en kısa zamanda batmış olan
dikenleri bir cımbız vasıtasıyla çıkarmak gereklidir. Ayak
tabanında dikenlerin battığı bölgede çok sayıda siyah nokta
gözükür. Bunlar mümkünse bir büyüteç yardımıyla incelenerek
batmış ve kırılmamış diken parçaları çıkarılmalıdır. Ancak her
siyah nokta dikeni göstermez. Dikenler siyah pigment (boyar
madde) içerdiğinden çıkmış veya derine batmış olsa bile ,
girdiği noktada siyahlık bırakır. O yüzden her siyah noktayı
diken var zannıyla kurcalamak doğru değildir. Dikenler
çıkarıldıktan sonra ayağı dayanılabilecek sıcaklıkta suyun
içerisinde bekletmek ağrıyı azaltır. Ayrıca ayak tabanında
meydana gelebilecek iltihap uygun krem ve ağızdan alınacak
antibiyotiklerle tedavi edilmelidir.
Böcek sokmaları
Arazide sıklıkla arı , karınca ve kırkayak sokmalarına
rastlanılır. Bu tür böceklere aşırı duyarlılık yoksa çok telaşa
kapılmadan bölgesel tedbirler alınarak kişi rahatlatılabilir.
Isırılan yerde öncelikle soluk bir renk değişikliğinden sora
kızarıklık ve hafif şişme oluşur.Şişen ve kızaran bölgede
kaşınma ve yanma hissedilir. Bölgeyi kaşımak zehrin ve bölgede
biriken kaşıntıyı artırıcı kimyasalların yayılmasına neden
olacağından tavsiye edilmez.Eğer arı sokması neticesinde iğnesi
hala deri üzerindeyse bir cımbız yardımıyla çıkarılmalıdır (aksi
takdirde iğne daha derine gitmekte ve Zararlı olmaktadır).
Bölgeye buz uygulaması rahatlatıcı ve oluşabilecek şişliği
azaltıcı bir uygulamadır.Kaşıntı giderici kremler de (antipruritik)
uygulanabilir. Karınca ve kırkayak sokmaları genellikle çok tehlikeli değildir
ve belirtileri yaklaşık 30 dakika sonra başlar. Isırılan bölgede
kızarıklık yanma ve kaşıntı oluşur. Buz uygulaması ve gerekirse
krem ve antihistaminikler yeterlidir. Tüm böcek sokmalarında; eğer sokulan bölgenin dışında da kaşıntı
ve kabarıklıklar görülüyor,nefes almada güçlük , hırıltılı
solunum, dilde ve dudakta şişlik oluşuyorsa hiç vakit
kaybetmeden derhal, en yakın sağlık merkezine gidilmelidir.
Yılan ve Akrep Sokmaları
Yılan sokmaları eğer yılan çeşitleri ve zehirli olup
olmadıkları hakkında bilgi sahibi değilsek her zaman ciddiye
alınmalıdır. Yılan sokmasından sonra derhal soktuğu bölgenin
eğer mümkünse (ki genellikle kol bacak gibi uzuvlardan sokarlar)
6-7 cm üstünden kanamalarda olduğu gibi turnike sistemi
uygulanmalıdır.Böylece zehirin sistemik dolaşıma katılması
geciktirilmiş olur. Yılan zehiri genellikle kan hücreleri veya
diğer vücut hücrelerini parçalayarak etki ettiğinden dolaşımda
ne kadar az zehir bulunursa etkisi o kadar az olur. Turnike
uygulamasından sonra soktuğu yer temizlenerek steril bir bistüri
yardımıyla kanatılarak zehirin dışarı çıkması sağlanır. Kanatma
işlemi bittikten sonra buz uygulanır.Bu ilk müdahalelerden sonra
hasta , yılan antiserumu bulunacak bir sağlık merkezine
nakledilir Ülkemizde Güneydoğu Anadolu bölgesi hariç akrep sokmaları
hayati tehlike arz etmez.Akrep sokmalarında ilk yardım metodu
yılan sokmalarındaki ile aynıdır. Yılan sokmalarında olduğu gibi
zehirin kan dolaşımına yayılmasını engellemek için turnike ve
kanatma uygulanır. Akrep serumu tedavi için şarttır.Soğuk
terleme, baygınlık hissi, nefes alamama gibi belirtiler başlıyor
ise derhal akrep serumu bulunan bir merkeze müracaat etmek
gerekir.
Dr. Bahadır Muharrem Can 25.09.2006
|