
İç Suların Küçük Sinsi Güzelleri
Hazırlayan: Kadir
ÜSTÜNDAĞ (Biyolog)
Ülkemizde
uzunca bir süredir sinsi bir şekilde yayılarak iç su balıklarımızı
tehdit eden en zararlı üç balık çeşidi var ki, bunların zararları
saymakla bitmiyor. Cafcaflı renklere ve yapıya sahip havuz balıkları,
daha az renkli güneş balıkları ve kendi hâlinde mütevazı görünen
tilapya balıkları...
Güzel
görünümlerinden etkilenen insanlar, bunların zararlarından habersiz
resimlerini pullar üzerine bile basmışlardır. Sebep olduğu zararlar
önce balıkçılığa gönül vermiş ve bu işten ekmek yiyen insanların
dikkatini çekmiştir. Rezervuardaki balık kompozisyonlarının değişmesi,
stoklardaki olumsuz değişiklikler ve bunlara bağlı şikayetlerin artması
sonucu bu balıkların kontrolüne ve yayılmasının önlenmesine yönelik
tedbirler gündeme gelebilmiştir.

HAVUZ BALIKLARI
Akvaryumcuların
gözdesi, üretimi ve taşıması kolay, melez oluşturabilen her türlü kötü
ortamlara uyum sağlayabilen ve yerli sazana çok benzeyen bir balıktır.
Ülkemiz
yerli balıklarından olmadığı, Meriç ve Tunca Nehri taşkınlarıyla
yurdumuza girdiği sanılmakta, hatta bu nedenle Bulgar Sazanı ismi de
kullanılmaktadır. Aslen Asya kökenli olup, iki türü ile ünlüdür: Sazan
balığına en çok benzeyen Carassius carassius
(Crusian carp, havuz balığı), daha çok
akvaryumcuların yetiştirdiği renkli formları içeren Carassius
auratus ( Prusian carp, kırmızı havuz balığı) türleridir. Her
iki tür de 17. yüzyıldan sonra sazan balığını takiben Avrupa’ya
yayılmıştır. Oksijeni az durgun sularda, kum ocaklarının oluşturduğu su
birikintilerinde ve havuzlarda yaşayabilirler. Bu balıklar sazanla
birleşebilir (eşleme) ve sonuçta hibrit (melez) yavrular meydana gelir.
Hem kendileri ve hem bunların melezleri diğer balıklara bir çok yönden
zararlar verir. Sazan kendi arasında üreyemediği için ortam bu
balıklarla dolar ve sazan nesli yok olma derecesinde azalır.
Havuz
Balığı (Carassius carassius , Crusian carp,)
Sazan
balığına en çok benzeyen tür olarak karşımıza çıkar. Beslenme şekli
sazanla aynıdır. Vücut yapısı ve rengi sazana çok benzer, ancak sırt
yüzgeci kuyruk yüzgecine doğru uzamıştır. Plankton ve küçük
omurgasızlarla beslenir. Üreme biçimi ve yumurta bırakma alanları da
sazanla aynıdır. Boyları 40 cm, ağırlıkları 1 kg olabilir.
Carassius
carassius
ile diğer sazangil türlerinden, pullu sazan (Cyprinus carpio),
kızılgöz (Rutilus rutilus), tatlısu kefali (Leucicus cephalus),
kızılkanat (Scardinius erythrophthalmus), kadife (Tinca
tinca), çapak (Abramis brama) ve eğrez (Vimba
vimba) arasında çaprazlama (eşleme, dölleme) çalışmaları
yapılmıştır. Carassius carassius ve söz konusu sazan
türleri ile 21’den fazla çaprazlama teşebbüsünde bulunulmuş, ancak en
tatmin edici sonuçlar C.carpio ile C. carassius
hibritlerinin (melez) eşlemelerinden elde edilmiştir. Diğer sazan
türleri ile yapılan çaprazlamalarda ölüm oranı çok yüksek olmuştur.
Erkek aynalı sazanlardan meydana gelen hibritler daha çok büyürler ve
daha çok yiyecek tüketirler. Sazan türleri ile C. carassius
çaprazlamasından elde edilen 1. nesil hibritlerin % 87’si erkek
olmuştur. Özellikle erkek hibritler kısırdır. Bazı dişilerde gonadlar
(üreme organları) gelişir, ancak oldukça zayıftır. Hibritler
hastalıklara ve elverişsiz ortam koşullarına karşı sazanlardan daha
dayanıklıdır. Sazan sıskalığı hastalığına (drobsy) karşı hibritlerin,
sazanlardan daha dayanıklı olduğu tespit edilmiştir.
Kırmızı
Havuz Balığı ( Carassius auratus, Prusian carp, Goldfish)
Kırmızı
havuz balığı daha çok akvaryumcuların tercih ettiği egzotik (yabancı)
bir türdür. Kendi aralarında yapılan melezleme çalışmalarında renkleri
kırmızı ve turuncu-sarı ağırlıktadır. Zeytin yeşili, bazen lâcivert ve
siyah beyaz puanlı olabilir. Yüzgeçleri püsküllü olan formları bile
vardır.
Ömürleri
9-10 yıl olan bu balıklar 2-3 yılda cinsel olgunluğa erişir ve 1000
kadar yumurta bırakabilir. Yumurtalar 5-6 günde açılır. Kendi
aralarındaki üreme sonucu normal bireyler meydana gelir, ancak sazan
balığı ile yüksek oranda melez oluşturur ve meydana gelen melez
yavruların bir kısmı kısırdır. En yaygın hibritler sazanla
birleşmesinden elde edilenlerdir. Carassius auratus auratus
ile diğer sazan türleri arasında çaprazlama çalışmaları yapılmış, havuz
balığında olduğu gibi bunda da, meydana gelen melezlerde ölüm oranı çok
yüksek olmuştur.
Balık
lârvaları plankton ile beslenmeye başlar ve büyüdükçe diğer sazan
türlerinin besinlerini de oluşturan balık yumurtaları, lârvalar,
kabuklu ve omurgasızlarla beslenirler.

Yerli
türlerin, yaşama ortamlarını ele geçirme özelliği yüksektir. Doğal
türlerin yavrularını yiyebilir, onlar üzerinde büyük bir baskı kurar ve
huzursuz eder. “Bulaştığı” suların fiziksel koşullarını değiştirerek
buradaki bitki toplulukları arasındaki dengeyi bozabilirler. Biyolojik
dengesi bozulmuş ortamlarda yaşayabilme kabiliyeti ve çeşitli kötü
çevresel ortamlara (özellikle düşük sıcaklık ve düşük oksijen) dayanma
gücü yüksektir.
Bakteriyel
ülser hastalığına sebebiyet veren Aeromonas salmonicida bakterisini
taşıyarak sazan türlerine zarar verebilirler.
Havuz balıkları güzel görünümü, üretim kolaylığı,
zor koşullara dayanıklılığı ve melezleme çalışmalarına uygun olması
sebebiyle akvaryumvcuların gözdesi olmuştur. Birçok ülkede pullara
basılmıştır.

TİLAPYA AZMANI
(Tilapia sp)
Ülkemiz
sularında az bulunmakla birlikte kontrolsüz ve bilinçsizce insan eliyle
yayılmaya başlamıştır. Boyu 25-30 cm olabilir, 19-20 cm boya geldiğinde
eşeysel olgunluğa erişir. Taş, kaya vb. ortamlara Eylül-Mart ayları
arasında yumurtlar. Yuva yapmaz, ancak yumurta ve yavrularına bekçilik
yapar. Su sıcaklığına ve tuzluluğa dayanıklıdır.Yavruyken küçük
omurgasız hayvanlar, kabuklu ve larvalarla beslenirken büyüdükçe daha
büyük canlılarla beslenir. Sucul ortam fakirleştiğinde ve denge
bozulduğunda değişikliklerden etkilenmez, balıklarla ve başka
hayvanlarla beslenmesini sürdürür.
Bulundukları
ortamda sayıca artarak doğal türler üzerinde baskı kurar, hatta onların
yavrularını bile yer. Bulaştığı suların fiziksel koşullarını
değiştirebilir ve buradaki bitki toplulukları
arasındaki dengeyi az da olsa bozabilir. Biyolojik dengesi bozulmuş
ortamlarda yaşayabilme kabiliyeti ve çeşitli kötü çevresel ortamlara
dayanma gücü yüksektir. Çok sayıda türü vardır. Diğer cinsleri ve kendi
türü ile hibrit (melez) oluşturma ihtimali yüksektir.
GÜNEŞ BALIĞI
(Lepomis gibbosus, Sunfish, Pumpkinseed Kabak Çekirdeği)
Boyları
ortalama 10-15 cm olup, en fazla 22 cm’ye kadar büyüyebilirler.
Ağırlıkları ise en fazla 300 g olabilir. Sırt yüzgeçleri ikiye
ayrılmıştır. Solungaç kapaklarının arkasında kırmızı bir benek vardır.
Mayıs- Temmuz aylarında sığ suların kumlu çukurlarına 500-5000 kadar
yumurta bırakırlar ve 3-5 gün içinde açılan yumurtaları erkekler bir
süre bekçilik edip korurlar. Eşeysel olgunluğa 2-3 yılda erişirler ve
ortalama 9 yıl kadar ömürleri vardır. Küçük omurgasızlar, küçük
kabuklular, yumurta ve larvalarla beslenirler. Erginleri küçük
balıkları da yer. Sayıları arttığında yerli balıklar üzerinde büyük
tehdit oluştururlar.
Aslen
Amerikan kökenli olmasına karşın Avrupa sularına aşılanmış, Meriç ve
Tunca Nehri ile Ülkemiz sularına girmiştir. Ekonomik önemleri olmamakla
birlikte, sırf renkli görünümleri için sulara bulaştırılan en tehlikeli
balıklardandır.


YAYILMA
YOLLARI
Ülkemiz iç suları için yabancı ve tehlikeli olan bu balıkların en
önemli yayılma şekilleri ve nedenleri şöyle özetlenebilir:
- Nehir taşkınları
(özellikle Meriç ve Tuna Nehri), gölet ve barajlardan su tahliyeleri,
- Akvaryum balığı
satıcılarının, bu balıkların zararları hakkında bilgi sahibi olmamaları,
- Amatör balık avcıları
ve akvaryum balığı ile ilgilenen hobi sahiplerinin bu balıkları iç
sularımıza yaymaları,
- “Benim memleketimdeki,
köyümdeki baraj veya gölette bu renkli balıklardan neden olmasın?”
düşüncesine sahip vatandaşlarımız,
5.
Satıcılarının, elde kalan balıkları başka sulara
bırakmaları.
YAYILMALARI NASIL
ÖNLENEBİLİR ?
1- Bu balıkların yayılmasında bilinçsiz amatör balıkçılar en önemli
paya sahiptir. Gerek ilgili devlet kurumları, gerekse sivil toplum
kuruluşları çeşitli yayınlarıyla, insanların bilinçlendirilmesinde
etkili olabilirler. Nitekim Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın iki yılda
bir yayımladığı, DSİ, KORGEM, AMOBED Rastgele- Der gibi devlet
kuruluşları ve derneklerin katılımlarıyla hazırlanan “Denizlerde ve İç
Sularda Amatör (Sportif) Avcılığı Düzenleyen Sirküler” kitapçığı (12
Ağustos 2004 tarih ve 25551 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 36/2
numaralı sirküler) kapsamında bu balıkların zararları
açıklanmıştır.
2-En
önemli ikinci önlem ticarî akvaryum balıkçılarının bilinçlendirilmesi
ve denetlenmesidir. Bu balıkları satın alan herkese bunların zararları
kısaca açıklanmalı ve kesinlikle akvaryum dışında doğaya
bırakılmamasının önemi hatırlatılmalıdır. Uygar toplumlarda amatör
balıkçılık malzemesi satan marketler hem bilgi hem de avcılık
sertifikası vermektedirler. Ülkemizde de bunların yapılması
gerekmektedir.
3-Ticarî
balıkçılık yapan kooperatif ve diğer kiracılar, kiralama aşamasında bu
balıklar hakkında bilinçlendirilmelidir.
4-Koruma
ve kontrol görevi yapan memur ve kuruluşlar (Jandarma, emniyet güçleri,
korucu, bekçi, muhtar) bu balıklar konusunda da eğitilmelidir.
5-Bu
balıkların yayılmasına mâni olmak amacıyla caydırıcı para ve hapis
cezaları için acil kanunî düzenlemeler yapılmalıdır.
(Amatör
balıkçılık konusunda söz sahibi olan ve FAO tarafından “en iyi balık
avı yönetimi”gerçekleştirdiği ülkelerden biri olarak gösterilen
Avustralya’da; bu balıkların etlerinin lezzetli bulunup sevilme
ihtimaline karşı yenmeleri yasaklanmış, yakalandığında derhal su dışına
çıkarılıp öldürülmesi ve gömülmesi tavsiye edilmiştir. Bu balıkların
canlı yada ölüsünün yem olarak kullanılması bile yasaklanmıştır.
Bunları taşıyan, besleyen, üreten, alıp satanlara Avustralya’da 150 000
Avustralya Doları para cezası uygulanmaktadır.)
6-Kaçak
avcılık konusundaki ihbarlar için 24 saat açık Alo Bilgi hattı
kurulmalıdır.
(Dünyada
amatör balıkçılık konusunda söz sahibi birçok ülkede bu hatlar mevcut
olup, 24 saat açık ücretsiz olarak hizmet vermektedir. Öreğin
Avustralya’da 116 )
BU
BALIKLAR REZERVUARLARDAN NASIL TEMİZLENİR
Bu balıkların iç sulardan temizlenmesi için, bunların düşmanı olan
turna, yılan balığı, levrek gibi etçil, yırtıcı balıklarla
balıklandırma yapılması ilk uygulanacak biyolojik mücadele biçimidir.
Ancak bunu yaparken ortamda bulunan diğer selim balıklara büyük
zararlar verme ihtimali göz ardı edilmemelidir.

Eğer
baş edilemeyecek duruma gelmişse rezervuardaki balıkları zehirleyerek
(bu iş için kullanılan özel bir zehir olan Rotenon ) mücadele
yapılmaktadır. Zehrin etkisi geçtikten sonra istenilen türlerle tekrar
balıklandırma yapılabilir. Ancak bu zehirleme sonucu zararların en az
düzeyde tutulabilmesi için küçük sulama göletleri ve barajlar, havuzlar
ve izole ırmak, gölet ve göllerde titizlikle ve kontrollü uygulanması
gerekir.
Bu
balıkların yayılmasının önlenmesi için alınacak en iyi ve kalıcı yöntem
eğitimdir. Herkes bu yazılanları birkaç kişiye anlatsa, çok şey
değişir.
KAYNAK: Su Dünyası Mart 2005 Sayı 20
DSİ Vakfı Yayınıdır