Latince adı:Silurus
glanis
İngilizce adı: Wels, Catfish
Tanıyalım:
Siluridae familyasından
olan yayın balığı tatlı suların en çok ağırlığa ve boya
ulaşabilen balığıdır. 100 kg.mı ve 3 m.yi aşanları vardır.
Tembel yapılı ancak çok güçlü olan yayın benzetme yapılacak
olursa manda karakterinde bir hayvandır. Genelde Nisan,
Mayıs aylarında yumurtasını sessiz ve mümkün olduğunca berrak
sulara bırakır.
Diğer tatlısu
balıklarından biraz farklı olarak üreme eş tutma şeklinde,
erkek ve dişinin bir süre birlikte yaşaması,yumurtanın dökülmesi
ve döllenmesi şeklinde olup, daha sonra erkek tarafından
yumurtalar koruma altına alınması ile devam eder. Erkek
3-4 gün içinde yavrular yumurtadan çıkıncaya kadar nöbet
bekler. Çiftleşme dönemi bitiminde tek olarak yaşar, sürü
oluşturmaz. Turna balığı gibi belli bir bölgede yer edinir
ve burayı ( kuraklık, sel, kirlenme, rahatsız edilme gibi
nedenlerle ) mecbur kalmadıkça veya avlanmadıkça terk etmez.
Gözleri vücuduna oranla çok küçük olan yayının görme yeteneği
zayıftır ancak ışığa karşı hassastır. Görme yeteneği zayıf
olan tüm canlılar gibi yayının da diğer duyuları daha gelişmiştir.
Bir uzun çifti üst çenesinde, diğer kısa iki çifti alt çenesinde
yer alan bıyık şeklindeki duyargaları sayesinde algıladığı
balık, kurbağa, su faresi, su kuşları ve bunlara benzer
doğal ortamında bulabildiği her türden canlıyı yer. Ağzının
alt ve üst çenesi hatta damağında bile yer alan ince sık
ve batıcı, dişler sayesinde ağzına alıp, hareketsiz bıraktığı
avını parçalamadan tüm olarak yutar.
Yem:
Bu balık
için en geçerli yemler sigara kalınlığında siyah
sülük,(özelikle siyah seçin, yeşil sülük taş yada
kayaya yapışıp kolay,kolay kendini bırakmaz) iri,
diri ve bolca solucan, avlanılan bölgede tutulacak
( 10 - 15 cm. boyda ) canlı balık ve canlı kurbağadır
( Hayati organları zedele-meden oltaya takıp,
canlı kalmasını sağlamak önemlidir ) Başka bir
yemde yaz günü rüzgarsız ve gölge bir yerde kurutmadan
8-10 gün çürümeye, kokuşmaya bırakılmış bir parça
ettir. ( Et bu duruma geldikten sonra avlanılacak
yere götürmek ve oltayı yemlemek bu kokuya dayanıklılığınızı
da ortaya koyacaktır ). Bu yemlerle yayın avlanıldığı
gibi Amasya' da Yeşil ırmağın sularının azaldığı
yaz günlerinde (Amasya civarında kol boyu yayınlara
şebek deniyor ) kaşıkla kelebek tutulduğu bilinmektedir.
Nerelerde
bulunur:
Avlanılacak yer hususunda ise göl olsun, nehir
olsun sivrisineğin olmadığı yerde yayın bulamazsınız.
Sebebi açıktır, yayın tembel yapılı,pek yer değiştirmeyen
bir balıksa, besinini öncelikle
yiyebileceği boyda balıklar ve kurbağalar oluşturuyorsa
, küçük balık
ve kurbağalar sivri sinek larvaları ile besleniyorsa
ve bu larvalarda
durgun sularda bulunuyorsa
, bu sonuç açığa
çıkar. |
Tarık ERSAL - Kızılırmak |
Yayın avı için
durgun ve sivrisineğin bol olduğu sular uygundur.
Yayın bulunan
bir çok ırmağımızda yöre insanlarınca bilinen bu özelliği,
suya giren kişinin hayvanın inine girip çıkarken vücudunu
sürtmesiyle oluşturduğu kaygan çamur tabakasını çıplak ayakları
ile hissederek yer tespitinde kullanılır.
Avcılığı:
Kullanılacak
oltanın mümkün olduğunca kalın, bırakma olta olması gerekir.
Oltanın kıyıya bağlanması için ise en uygunu nehir veya
gölün kıyısındaki ağaçların yaş dallarıdır. Balığın oltaya
yakalanmasını takiben her çekişinde esneyip eski haline
dönen yaş ağaç dalı hem balığı yoracak, hem de oltanın kopmasını
engelleyecektir. Özellikle gece oltanın bağlandığı ağaç
dalını görebilmek için şerit halinde kesilmiş bez parçalarını
aynı dala iliştirmeniz, ışık kullanmadan oltanızı bağladığınız
yeri görmenizi sağlayacaktır.
Avı
için kesinlikle sessiz olunması, suya gece ışık, gündüz
gölge verilmemesi gerekir. Kelebek� de tabir edilen
kol boyu yayın avı için gece veya gündüz mantarlı olta kullanılabilse
de daha iri yayın avı için özellikle gece bırakma (dip)
olta geçerlidir. Görme yeteneğinin zayıf olması ve balığın
kendine aşırı güveni nedeniyle olta kalınlığı balığı rahatsız
etmez.
Yemekleri:
Yemeklerine gelince,
yayından neler yapılmaz ki ? En başta balık parçalanmadan
önce mümkünse derisi yüzülmelidir. Beyaz, lezzetli ve kılçıksız
yayın etinden tavası, buğulaması, güveci, şişi, közde kızartması,
köftesi, fırında kızartması, kavurması, haşlaması ve özellikle
kellesinden harika çorbası yapılır.
Bu sayılan tüm yemeklerinin çok
lezzetli olması yanı sıra bazı lokantalarda levrek tava
veya trança şiş adı altında da satılır. Özellikle buğulaması
veya güvecinin pişirilirken en üste 3-5 adet defne yaprağının
konulması ve sarımsak dişlerinin yemeğe tüm olarak atılması
tavsiye edilir.
Kaynak:Tarık
Ersal
başa
dön

Fotoğraf: Baki ARSLAN
Latince adı:
Barbus sp.
Tanıyalım:
Cyprinidae familyasındandır.
Vücudu uzun bir elips şeklinde silindiriktir. Küçük sayılabilecek
pulları siyah çillerle kaplıdır. Sert akan nehirler de dahil
durgun göllerin çakıllı ve kumlu berrak kısımlarında bulunur.
Dudakları kalın ve etlidir. Orta uzunlukta alt ve üstte
ikişer adet olmak üzere 4 bıyığı vardır. Nisan, temmuz ayları
arasında ürer. Havyarı yenilmesi halinde sindirim sistemini
bozar, kesinlikle ishale yol açar.
Yem:
En ideal yemi
solucan ve kavaklıkların nemli, yumuşak topraklarında bulunan
beyaz, tombul kurtçuklardır. Balık parçaları, iç organları
ve hamura da rağbet ettiği olur. Takılan solucanın baş ve
kuyruk kısmının fazlaca boşta kalması halinde iğneden rahatça
çalar.Ekim ayını takiben taze hamsi ile yemlenen olta ile
de iyi avlar verir.
Nerelerde bulunur:
Sert akan nehirler
de dahil durgun göllerin çakıllı ve kumlu berrak kısımlarında
bulunur.
Akarsularda suyun
taşlar üzerinden çağıldadığı bölgelerin hemen altında hafif
durgunlaşan, üzeri köpüklü bölgelerde akıntı ile gelecek
yemleri bekler. İrileri ise akıntılı sulardan çok akıntının
yakınındaki sazlık diplerine, kuytuluklara yerleşir ve yemlenir.
Avcılığı:
En zevkli avı
akarsularda, hareketli kurşun ve iki iğneli dip oltaya solucan
takarak el oltası ile yapılanıdır. Vuruşları hissetmek ve
avcılığı verimli hale getirmek için en fazla 0.25 lik misina
iyi sonuç verir. Vuruşun hissedilmesi ile hemen olta çekilmemeli
yemi tam olarak benimsemesi beklenmelidir. Kalın dudakları
olan Bekir oturmuş iğneden kolayca kurtulamaz. Ancak tatlısuların
en hareketli ve güçlü balıklarından biri olduğunu da unutmamak
gerekir. Bir balık alındığında suda fazla hareket yaratmadan
aynı bölgeye çalışılması ile av verimi devam edecektir.
Mantarlı olta ile avlanıldığında ise kuytu ve sazlık durgunluklara
yem mümkün olduğunca dibe yakın (hatta dibe oturtularak)
olarak avlanılmalıdır. Nadirde olsa hareketli ve yapay yemlere
de atladığı olur.
Yemekleri:
Biraz fazla kılçıklı
olmakla beraber özellikle akarsuda yaşayanları oldukça lezzetlidir.
Kızartacaksanız keskin bir bıçakla balığı boyuna çizmeniz
özellikle kuyruk kısmında yer alan serbest kılcıkları etkisiz
hale getirecektir. Bence en güzel yemeği yarım kiloyu geçkin
Bekirlerden yapılan güvecidir. Balık güveçlerinin hemen
hepsinde olduğu gibi balığı en üste dizmeyi unutmamanız
tavsiye olunur.
Kaynak:Tarık
ERSAL
başa
dön
|
TATLISU KEFALİ ( Akbalık
Ak kefal, Kepenez, Kasna ) |

Latince adı: Leuciscus
cephalus
İngilizce adı:
Chub
Av
Dönemi: Tatlısu kefalinin
avı 1 Nisan...30 Haziran arasında yasak olup bu dönem dışında
günde 7 balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin
verilen asgari boy 20 cm dir.
Sazanın akrabası olan tatlısu kefalinin sırtında tek
yüzgeci vardır. Vücut yanlardan çok hafif basık ve uzunca
kalın yapılı olup, etrafı siyah renk yapıcı tanelerle çevrilmiş,
iri ve düz pullarla örtülmüştür. Renk, vücudun sırt kısmında
koyu sarı-kahverengi-yeşil olup, yan taraflara doğru açık,
karın bölgesi ise beyazdır. Ventral ve Anal yüzgeçler portakal
sarısı reginde, diğerleri renksizdir. Ağzı vücuduna oranla
küçük, buna karşın dudakları oldukça etli ve sağlamdır.
Boyu 50-60 cm.ye, ağırlıkları 2.5-
3 kga kadar çıkabilir. Çevik ve ürkek bir balık olup Bolu
ve çevresinde pullu sazan, Anadolu'nun değişik yörelerinde
ise ot balığı olarak anılmaktadır.
Nerelerde Bulunur:
Ülkemizde pek
çok göl ve akarsuda bulunmaktadır. Ekonomik değerinin olmaması,
tatlısu kefali üzerinde insan baskısının oluşmasını engellemekte
olup sadece olta balıkçıları tarafından avlanmaktadır. Üzerindeki
baskının az olması nedeni ile oldukça büyük boylara ulaşabilen
kefal, alabalık tutkunları için de, avının albalığa benzemesi
nedeni ile özellikle iyi bir alternatif olabilmektedir.Genellikle
temiz suyu olan göl ve göletler ile akarsuların çok hızlı
akmayan kısımlarında yaşar. Sazlık önlerinde, durgun gölentilerde,
suya sarkan ağaç dalları altında, suyun içinde bulunan ağaç
gövdeleri etrafında, taşlık ve kayalık kıyılarda yuvalanır.
Ankara çevresinde Kurtboğazı ve
Eğrekkaya Barajılarında, Kirmir Çayı ve Ali Cin Deresinde,
Boluda Gölcük ve Aladağ Çayında, Çerkeşte Soğanlı Çayında;
İstanbul'da ise Riva Deresinde avlanabilir.
Beslenmesi:
Doğal yaşam ortamında
bulabildiği çekirge, sinek, haşere, solucan, tatlısu karidesi,
ağaçlardan dökülen ya da suda bulunan her türlü kurt, böcek
ve kelebek ile bunların larvaları ile beslenir. Özellikle
porsiyon sınırına yaklaşan ve daha büyük boylarda olanlar,
gümüş balığı gibi küçük balıkları ve diğer türlerin yavrularını
da menünün en ön sıralarında tutarlar. Canlı hayvancıklar
dışında mısır gibi tahıl ürünlerine ve ağaçlardan ya da
bitkilerden dökülen tohumlara ilgi gösterdiği bilinmektedir.
Bunun sonucu olarak, özellikle sazan oltalarındaki yemleri
didiklediğine de çok rastlanır.
Sabahın erken saatlerinde oldukça
sığ kıyılara girip yemlenirken, öğle saatlerinde genellikle
derin suları ve gölgelikleri tercih eder. Akşam üstüne doğru
ise özellikle su yüzeyine yakın seyreder ve sinek benzeri
uçar haşereleri avlar.
Avcılığı:Kefal,
yapay yemlerle at / çek şeklinde, doğal yemlerle ise şamandıralı
olta, dip oltası ve şeytan oltası ya da dere kamışı tabir
edilen yöntemlerle avlanabilir.
a) Yapay Yemlerle Avcılık:
Yapay
yem ile yapılacak olan avda kullanılacak malzemeler
alabalık avında kullanılan malzemelerin benzeridir.
İki veya tek parça, hafif ve esnek bir kamış ile
en fazla 30 luk tercihen metal kafalı hafif bir
makina, avı zevkli ve verimli bir hale getirecektir.
Kamış olarak 1.65 m ile 2.00 m arası ve 2-10 gr
atarlı kamışlar önerilir. Ancak avlanılacak meraya
göre gerekirse daha kısa kamışlar da kullanılabilir.
|
Kenan Özcan - Gölcük |
Makinaya sarılacak
misina ise 0.16 mm ile 0.20 mm. olmalıdır. Ancak derin,
koyu renkli ve ilişkenli sularda misina kalınlığı 0.25 mm
ye kadar çıkabilir.
İnce misina kullanıldığınızda
hem hafif yemleri daha uzağa atabilir hem de balığın görüşünün
düşmesi nedeniyle daha verimli avlar yapabilirsiniz. Bu
nedenle Siglon Tough, Platil Souveran ya da Skorpio gibi
ince ancak yüksek çekerli kaliteli misinaların kullanılması
tercih edilir.
Eğer döner kaşık
ile av yapılacaksa misinanın ucuna yemden önce olabildiğince
küçük, siyah ya da bronz renkli klipsli fırdöndü takılmalıdır.
Yurtdışından bulunabilen 20 No siyah fıdöndüler ya da bulunabilecek
en küçük boydaki bilyalı fırdöndüler özellikle önerilir.
Eğer küçük boylarda ve koyu renkli klipsli fırdöndü bulunamazsa,
siyah sprey boya ile boyanan beyaz çelik fırdöndüler de
kullanılabilir; ancak boya atılırken hareketli (döner) kısımların
boya almamasına dikkat edilmelidir. İyi bir fırdöndü misinanızın
av sırasında sık sık dolaşıp düğümlenmesini önleyecektir.
Döner kaşık olarak
0 -2 No arası boylar kullanılır. Kullanılacak kaşık boyu
direkt olarak avlanacak kefalin boyu ile ilgili olup, 25
cm ve altındaki boylar için 0 ve 1, daha büyükler için ise
2 No tercih edilebilir. Kefalin ağzı oldukça küçük olduğundan,
büyük kaşığa atlayan küçük boydaki balıkların pek çok zaman
iğneyi ağzına alamadığına tanık olunur. Ancak etli dudakları
nedeniyle, alabalığın tersine, yakalanan kefaller ne kadar
çırpınsalar da genellikle iğneden kurtulamazlar.
Kullanılacak
döner kaşıkların model ve rengi suyun derinliği ve rengi
ile ilgili olup, sığ sularda Mepps Comet ve benzeri hafif
modeller, derin sularda ise Mepps Aglia ve benzeri ağır
modeller tercih edilmelidir. Akarsularda dipten çekebilmek
için özellikle ağır modeller daha çok tercih edilir. Koyu
renkli ve derin sular için parlak metalik ya da beyaz taban
renkli, sığ ve berrak sular için Mepps Black Furry benzeri
koyu renkli (siyah taban üzeri sarı ya da kırmızı benek)
döner kaşıklar kullanılmalıdır.
Kefal, alabalık
kadar görüş mesafesine sahip olmadığı için genellikle döner
kaşık suya düşer düşmez değil, bir süre sonra yakalanır.
Bu nedenle kullanılacak döner kaşıkların, suya düşer düşmez
aksiyon veren kaliteli ithal modeller olmasına da gerek
yoktur. Yerli malı ucuz alternatifler de kefal avında başarı
ile kullanılabilmektedir.
Döner kaşık ile
av yapılırken, göl ve göletlerin küçük ve çok derin olmayan
koylarında, kıyıya mümkün olduğunca paralel olarak atışlar
yapılmalı ve kaşığın suya adeta konarcasına inmesi sağlanmalıdır.Akarsularda
yapılan avcılıkta ise özellikle suyun çağıldadığı kısımlarının
hemen altındaki durgunluklarda ve suyun genişlediği gölentilerde
ısrar edilmelidir.
Döner kaşık ile av sabahın erken
saatlerinde, günbatımına yakın saatler ve kısa süreli yaz
yağmurları sırasında ve sonrasında yapılırsa verimli olur.
Özellikle çok derin olmayan sularda
kullanılan bir diğer yöntem de fly ile avcılıktır. Fly yönteminde,
balığın doğal çevresinde bulunan sinek ve haşere türlerinin
benzeri yapay yemler kullanılmaktadır. Ancak fly avcılığı
oldukça pahalı ve deneyim isteyen bir yöntem olduğundan,
yurdumuzda ancak az sayıdaki meraklı amatör tarafından yapılmaktadır.
Bununla birlikte yaratıcı insanımız yapay sineklerle kendi
fly oltasını geliştirmiş olup başarıyla kullanmaktadır.
Bu yöntemde kamışlı oltanın misinasının ucuna fırdöndüden
sonra saydam, su doldurulabilen küçük boy bir şamandıra
bağlanmaktadır. Şamandıranın diğer ucuna 1.5 metre kadar
0.16 beden bağlanmalıdır. Bedenin boşta kalan ucuna bir
adet yapay sinek bağlanmakta ve yapılan olta at çek yaparak
kullanılmaktadır. İstenirse beden kısmına iki adet 15-20
cm lik 0.16 köstek ilavesi ile 3 adet yapay sinekli takıma
dönüştürülebilir.
Ülkemizde genellikle
Rapala ismi ile özdeşleşmiş olan, yapay balık ya da çekirge
benzeri yapay yemlerin yüzer ya da yüzer/dalar modelleri
de kefal avında kullanılabilmektedir. Özellikle "popper"
olarak adlandırılan kesik uçlu yapay balık benzeri yemler,
yapay balıklar, arı, çekirge, danaburnu gibi şekillerdeki
yemler tercih edilmektedir. Bu yemler kullanılırken dikkat
edilmesi gereken nokta fırdöndü ya da klips kullanılmaması
ve "rapala düğümü" (bkz. Düğümler kısmı) ile yemin misinaya
direkt olarak bağlanmasıdır. Aksi taktirde yemin aksiyonu
bozulmakta ve beklenen verim alınamamaktadır. Bu yöntemde
yem, kamış ile hedeflenen noktaya atılmalı ancak suya düştükten
sonra bir iki saniye beklenmelidir. Daha sonra yem hafif
hafif ve kesikli bir şekilde çekilmelidir. Özellikle kamışın
ucunun kısa hareketleri ile yapılacak dalgalandırmalar ve
sonrasında makinanın bir iki tur sarılması şeklinde yapılan
çekme işlemi oldukça verimli olmaktadır.
Yapay
yemlerle yapılan avcılıkta, eğer kasık çizmesi ya da göğüs
çizmesi kullanılarak av yapılıyorsa, mutlaka bir kepçe bulundurulmalı
ve balık kepçe ile alınmalıdır. Misina sarılırken de kamışın
ucunun suya kadar indirilmesi, balığın suyunu yüzeyinde
sıçramasını ve kaçma girişimlerini engelleyecektir.
b)
Doğal Yemlerle Avcılık: Doğal
yemlerle yapılan avcılıkta şamandıralı takım, dip takımı
ve dere kamışı yöntemi kullanılabilir. Kullanılacak yemlerin,
balığın doğal çevresinden seçilmesi başarı oranını yükseltmekle
birlikte kendini kanıtlamış her hangi bir yem kullanılabilir.
Özellikle hasat sonrasında ekin tarlalarından toplanan çekirge,
solucan, kara sinek, bulunabilecek larva ve kurt çeşitleri
her zaman sonuç veren yemlerdir. Eğer bu yemler bulunamazsa
hindi ya da tavuk ciğeri ya da balık iç organları takılabilir.
Ciğer kullanılması durumunda, ciğer bir tahta üzerinde kullanılan
iğneyi örtecek büyüklüklerde doğrandıktan sonra, bir saat
kadar güneş alan rüzgarlı bir yere bırakılırsa üzeri zarlaşan
parçalar iğneye daha iyi takılıp, balık tarafından da daha
zor çalınır bir hale gelir. Aklınızda olsun, dondurulup
çözüldükten sonra kullanılmak istenen ciğer çabuk dağılacağından,
taze ciğer kullanılması daha uygundur. Ayrıca iğneye daha
iyi tutunması nedeniyle de hindi ciğeri daha çok tercih
edilir.
Şamandıra ile
avcılık pek çok oltacı tarafından en çok tercih edilen,
fevkalade heyecanlı ve dinlendirici bir av türüdür. Kefal
avında kullanılacak şamandıra, kalem tipli suya fazla baskı
yapmayan, böylece balığın, yemi direnç görmeksizin ve huylanmadan
alabileceği küçük tipte şamandıralardan seçilmelidir. Kullanılacak
bölgeye ve atılacak mesafeye göre 1-8 gr çekerli şamandıralar
önerilir. Takımda kullanılacak fırdöndü olabildiğince küçük
ve yine siyah ya da bronz renkli olmalı ve görüntü vermemelidir.
Kullanılacak iğne tipi ve büyüklüğü ise balığın büyüklüğüne
ve takılacak yeme bağlıdır. Genellikle Mustad 1522 veya
benzeri, 4-9 No arası, çapraz, uzun saplı, ince ve mavi
çelikten iğneler bu av için uygun olmaktadır. Ancak larva
veya kurt kullanılacaksa kısa saplı bronz ya da altın renkli,
ince iğneler de kullanılabilir.
Şamandıra takımı iki değişik şekilde
yapılabilir. Su derinliği fazla değişmeyen meralarda sabit
şamandıralı takımlar, derinliğin değişiklik gösteridiği
meralarda ise şamandıra yüksekliği av sırasında kolayca
değiştirilebilen gezer şamandıralı ya da stoperli diye adlandırılan
takımlar tercih edilir. Stoper olarak adlandırılan malzeme,
değişik kalınlıkta misinalara uygun olarak bulunabilen,
yumuşak lastikten mamul küçük boncuk şeklinde bir üründür.
Misina üzerinde elle kaydırılmakta ve bu şekilde şamandıra
yüksekliği kolayca ayarlanabilmektedir. Şamandıralı takımda
kullanılacak kamış, av yapılacak meraya göre istenilen uzunlukta
seçilebilir ve genellikle teleskopik, hafif ve hassas kamışlar
tercih edilir. Hafif şamandıra ve kurşun takımı kullanılacaksa
mümkün olduğunca uzun kamış kullanılması yemin istenilen
noktaya indirilebilmesi için önem taşıyacaktır. Makina ise
kamışa uygun herhangi bir makina olabilir. Ancak makina
üzerinde sarılı misinanın 0.28mm ya da daha ince olması
takımın rahat çalışması için tercih edilir.
Gezer şamandıralı takımda makinadan
gelen misinaya bir adet stoper ve daha sonra şamandıra geçirilmeli,
şamandıradan sonra uygun ağırlıkta bir boncuk kurşun ve
en sona da fırdöndü takılmalıdır. Burada dikkat edilecek
nokta stoperin misina üzerinde sıkıca tutunacak ve ancak
elle kaydırılırsa hareket edecek şekilde durmasıdır. Şamandıra
ise misinayı sıkıştırmamalı, misinaya sabit olarak bağlanmamalı
ve stoperle fırdöndü arasındaki mesafede kolayca kayabilmelidir.
Fırdöndünün diğer ucuna ise 60 cm kadar 0.16 mm kaliteli
bir misina diğer ucuna da iğne bağlanmalıdır. Kullanılacak
kurşun şamandırayı dik tutacak ve balığın en küçük bir çekişinde
şamandıranın tamamen batmasını sağlayacak ağırlıkta seçilmelidir.
Eğer kıstırma kurşun kullanılacaksa fırdöndünün hemen altına
takılması önerilir. Sabit şamandıralı takım yapılacaksa
stoper kullanılmaz ve kullanılan şamandıra ana beden üzerindeki
uygun bulunan noktaya sabit bir şekilde takılır. Takımın
geri kalan kısmı stoperli takımla aynıdır.
Şamandıralı takım
yemlenip uygun noktaya savrulduktan sonra gözle takip edilir.
Balığın şamandırayı ilk batırışında aceleci olmayıp, yemi
tamamen aldığına emin olunmalı sonra hafif bir tasma atıldıktan
sonra kamışın ucunu suya doğru indirip yavaşça sararak balık
kıyıya alınmalıdır. Eğer takım yemlenip atıldıktan sonra
uzun süre vuruş alınmadı ise misina 1 metre kadar sarılıp
yemin hareketlenmesi sağlanmalıdır. Şamandıralı takımda
en çok dikkat edilecek nokta, yemin uygun derinlikte sunulmasıdır.
Bu da ancak deneme yanılma yoluyla bulunabilir. İlk olarak
tabandan 50 cm yükseklikte başlanması gerekli görüldüğü
taktirde yavaş yavaş yukarıya alınması önerilir. Şamandıralı
olta ile göllerde yapılan avda saz dipleri en iyi sonucu
verir.
Dere kamışı yönteminde
porselensiz ve makinasız uzun tipte kamışın ucuna 0.16 mm
kalınlığında, kamışın boyuna bağlı olarak 3 - 5 metre uzunluğunda
bir misina, misinanın ucuna da uygun bir iğne bağlanır.
Bu yöntemde iğne yemlenip olabildiğince yumuşak şekilde
hedeflenen noktaya indirilir. Doğal ağırlığı ile yavaş yavaş
suya gömülen yem balık tarafından hiç tereddüt edilmeksizin
talep görür. Özellikle akarsulardaki küçük gölentilerde
ve sazlık önlerinde başarı ile kullanılabilir.
Çok tercih edilmemekle
birlikte dip oltası kullanılacaksa dipten kurşunlu 2-3 köstekli
takım ya da gezer kurşunlu tek iğneli takım yapılabilir.
Dipten kurşunlu takımda ana bedenden sonra 1-2 cm lik bir
fırdöndü, 1-1.5 metre 0.25 beden ve 25 gr civarında bir
armut kurşun takılır. Armut kurşunun 50 cm üstünden başlayarak,
30-40 cm aralıkla 20 cm lik 0.20 köstekler ile takım tamamlanır.
Gezer kurşunlu takımda ise ana beden üzerine 25 gr lık boncuk
kurşun geçirilir bedenin ucuna kurşunun çıkmasını önleyecek
bir fırdöndü takılır. Fırdöndünün diğer ucuna 0.20 mm misinadan
1 m beden ve en uca da iğne ilavesi ile takım tamamlanır.
Eğer avlanılacak gölün dibi çamurlu ise iğnenin en arka
kısmına köpükten veya takunya malzemesinden kiraz çekirdeği
kadar bir şamandıra takılıp yemin havalanması sağlanır.
Takım yemlenip hedeflenen noktaya savrulduktan sonra makina
yavaş yavaş sarılır. Kurşunun ağırlığı ile misinanın gerildiği
noktada sarma işlemi bırakılır. Bundan sonra olta elde veya
bir yere takılarak balığın yemi alması beklenir.
Son olarak, hangi yöntemle av yapılacak
olursa olsun avlanılacak yerde sessiz olunmalı,ani hareketler
yapmaktan kaçınılmalı ve kesinlikle avlanılan yere gölge
düşürülmemelidir. Yakalandıktan ele geçinceye kadar mücadeleyi
bırakmayan tatlı su kefali suyun üzerinde alabalık gibi
taklalar atabilir (çok irileri hariç). Ancak çoğu zaman
etli olan ağız içine, hatta gırtlağına kadar oturmuş iğneden
yakalandığı için kolayca kurtulamaz.
Yemekleri:
Çok kişi tarafından kılçıklı olduğu
için hiç yenmese de beyaz etli oldukça lezzetli bir balıktır.
Tavası yapılarak yenilebileceği
gibi irilerinin haşlanarak, derisi ve kılçıkları mümkün
olduğunca alındıktan sonra mayonez ve maydanozlu yenmesini
tavsiye edilir. Ancak buzlukda bekletilmeden hemen av sonrasında
temizlenip yenmesi önerilir.
başa
dön

Latince adı: Kuzey turnası (Esox lucius), Çizgili turna (Esox
masquinongy)
İngilizce adı: Pike
Tanıyalım:
Ülkemiz sularında
2 türü yaşamaktadır. bunlardan ilki kuzey turnası ''northern
pike''(EsoxLucieus)olarak ta adlandırılan benekli turna.
Yabancı kaynaklarda pike, great northern pike, jack, pickerel
adlarıyla da anılmaktadır. Diğeri ise çizgili turna olarak
adlandırılan ''muskie''(Esox masquinongy ) dir. yabancı
kaynaklarda muskie,musky, maskinonge, leopard muskellunge
adlarıyla geçmektedir.
Birde bu iki
cinsin melezi olan çesitler vardır.Burada anne çizgili turna
baba ise benekli turnadır. Melez turnalarda desenler çok
belirgin değildir ve boy ve cüsse olarak daha küçüktürler.Melez
olan cinsine Kaplan turna ''tiger muskie'' denir.Ülkemizde
hepsine birden turna denilmektedir.
26 Mayıs 2003 Kesikköprü
Büyük balık küçük balığı yutar, ancaaak....
rastgele-der
uyesinden kaçamaz :-)
Nerelerde Bulunur:
Akdeniz bölgesi, Ege, Karadeniz kıyıları ve Güney
Doğu Anadolu bölgesi dışında kalan bölgelerdeki
Göl ve akarsularında bulunur.
Sazlık önlerinde dibi otlu ancak yosunlu olmayan
yerlerde , özellikle bizim turna otu dediğimiz
su içinde görüntü olarak akvaryumcularda gül olarak
satılan akvaryum bitkisine benzeyen bitkilerin
suyun yüzeyine kadar ulaşamayıp yüzeyden 3-4m
altta kaldığı yerlerde bulunur.Turna balığı her
mevsimde aynı derinlikte bulunmaz bu direkt olarak
suyun ısısıyla
ilgilidir. Kışın derinlere iner çünkü suyun derin
kısımları su ısısı soğuk olan su
yüzeyine göre daha sıcak ve ısı yaklaşık 5 derece
olarak sabittir. Su ısındıkça yüzeye çıkar.
|
Tuncay Uyanık (26 Mayıs 2003 Kesikköprü) |
Levent Gençtürk (26 Mayıs 2003 Kesikköprü) |
Yem:
Turna avı
için pekçok yapay yem yapılmıştır.Bu yemler su
üstü yemleri , kaşıklar, döner kaşıklar, silikon
yemler, batan, dalan yemler gibi isimlerle karşımıza
çıkarlar. Mepps, Kaşık ve sasi Turna avında en
çok tercih edilen yemlerdir. |
Avcılığı:
Canlı yem ile avcılık:
Şamandıralı Olta ile:Yem Turna
tarafından fark edilebilecek bir biçimde sunulmalıdır.
Bunun için dibi temiz berrak 4 ila 8 metre derinlikler
idealdir. bu derinliğe 2 canlı yem bırakmak esastır.
yemlerden biri dipten 1 m diğeri 3 metre mesafede
konuşlandırılmalıdır. Bu takımın şamandrası çok
büyük olmamalıdır konik fıçı şekilli şamandralar
idealdir misina orta çubuk kullanılmaksızın şamandra
ortasındaki delikten serbestçe geçirilir.Misinanın
üst kısmına bir tesbih tanesi yerleştirilir biraz
daha üste ise başka bir misina bağlanır ama asla
ana misinaya düğüm atılmaz bu bariyer mutlaka
başka bir misinayla yapılmalıdır |
Kaya Yatıkçı (Köprüköy ANKARA) |
çünkü bu ikinci
misinadan dolayı tesbih tanesi hareket edemeyeceğinden yem
olan
Kutsiye Beşiroğlu (Köprüköy- ANKARA)

|
Canan ERSAL ( Kesikköprü-ANKARA)
|
Fotograf: Baki ARSLAN |
balığın misinayı sağması engellenir ama turna
vurduğunda kuvvetli vuracağından ikinci bağlanan
misinadan ana misina sıyrılacağından misina akışı
sağlanacak ve bir şamandra mukavemeti olmadığından
turna kuşkulanmadan yemi yutacaktır.Beden olarak
çelik beden kullanılırsa turnanın misinayı koparma
ihtimali ortadan kalkar. Misinanın serbest olan
ucundan tekli bir halkalı iğne geçirilir bu iğneye
düğüm atılmaz daha sonra 3 lü iğne en uca bağlanır.
Durgun sularda 3 lü iğnenin bir iğnesi yem olacak
canlı balığın çenesine tutturulur.Serbest kalan
tekli iğne ise balığın sırt yüzgecinin altındaki
sert kısma oturtulur. Bu tekli iğne hırsız olarak
tabir edilir.Av eğer akıntılı bir yerde yapılıyorsa
balığın akıntıya karşı doğal şekilde yüzmesi için
tekli iğne balığın üst çenesinden geçirilirken
3 lü iğnenin bir iğnesi altta balığın anüs deliğinin
hemen arkasındaki yüzgecin altındaki sert kısma
oturtulur.Bazı avcılar tekli iğne kullanmazlar
o zaman 3 lü iğne nin bir iğnesi sırta takılır.
eğer kıyıdan savurna yöntemiyle yem fırlatılacaksa
mutlaka hırsız iğne kullanılmalı ve tek canlı
yem kullanılmalıdır.
Kaynak:Hikmet Solak
|
geri
dön