|
-
-
-
LEVREK (Tatlısu levregi - Sudak)
-
-
-
-
|
|
Baki
ARSLAN, Orhan YILMAZ, Hikmet SOLAK
KESİKKÖPRÜ-ANKARA
Fotograf:
AVDOĞA Dergisi

Latince adı:
Dere
alası:Salmo trutta caspius (fario)
Dağ
alası:Salmo trutta macrostigma
Göl
alası (Abant Alası):Salmo trutta abanticus
Deniz
alası:Salmo trutta labrax
Gökkuşağı
alabalığı:Oncorhynchus mykiss
İngilizce adı: Trout
Tanıyalım:
Alabalıklar
çok hareketli, yüzgeçleri dikensiz, pulları çok küçük,içsularda
yaşayan en lezzetli, etçil hayvanlardır.
Yumurtadan
yeni çıkmış yavru balıklar, çoğunlukla sudaki sinek lavralarıyla
beslenir, büyüdükçe küçük balıklar, tatlısu karidesi, sinekler
ve uçan böcekleri yer. 2-3 yaşlarında İlkbahar ve Sonbahar
aylarında çiftleşir. Dişi alabalık yumurtalarını çakıl ve
kum kaplı dipte, kuyruğuyla karıştırıp açtığı çukura yayar.
Hemen yakınındaki erkekte cinsine göre, 45 günle 3 ay arasında
açılacak olan yumurtayı döller. Tek bir dişi bir mevsimde
5000-6000 kadar yumurta yumurtlayabilir. Yumurtalardan çıkan
alabalık yavrularının % 90'ı ilk üç ay içinde, daha büyük
balıklara yem olurlar.
Nerelerde Bulunur:
Alabalıklar sıcaklığı 10 - 15 derece arası soğuk, berrak ve bol oksijenli
sularda yaşarlar.
İç Anadolunun yüksek dağlarında, Trakya bölgesinde, Doğu Anadolu Bölgesi
ve Karadeniz Bölgesinin dere ve göllerinde. Antalya,
Mersin, Muğla gibi sıcak şehirlerin su sıcaklığı
15 derecenin altında olan dağlık bölgelerindeki
derelerde bulunur. Ulkemize özgü endemik bir tür
olan Abant Alası Abant gölünde,Abant'a yakın göllerde,
yedigöller ve civarındaki derelerdede bulunur. |
Orhan YILMAZ - Eğriova
|

Abant
Alası (Salmo trutta abanticus)
Fotoğraf:
Tuncay Uyanık
Yem:
Alabalık
avında kullanılan en favori yem mepps'dir, daha sonra kaşık
ve el yapımı böcekler gelir. Alabalık avcıları vazgeçemedikleri
yapay yem 1 nolu mepps dir, her yerde her şartta kullanabilirsiniz,
2 no biraz daha ağır olmasından dolayı daha çok gölde kullanılır.
0 numaralı mepssi atmak için çok ince misina ve çok esnek
kamış şarttır. Metalik renk üzerine kırmızı noktalı 1 numara
algia marka mepss en çok tercih edilendir.
Avcılığı:
Alabalık
avı da diğer etçil balıklarda olduğu gibi genellikle mepss
ve canlı yemle yapılır. Fly avcığıda birçok alabalıkçının
arzu edip hayal kurduğu bir av şeklidir.
At-Çek:Bizim sularda yaygın
olarak mepss'le avcılık tercih edilir. Mepss atma
& Atıp çekme tekniğinde makinanızın turu fazla,
kamışınız esnek ve uzun, misinanızda 0,15 - 0,20
- 0,25 olmalıdır. Bazı alabalık avcıları 0,25
misinayı kalın bulmakla beraber kaliteli bir misanaya
sahip olmadığınız hallerde 0,25 işe yarar. Daha
ince misina sağa sola sürtünüp kolayca koparken
kalın misinaylada yeminizi uzağa atamazsınız. |
Fotograf: Kenan ÖZCAN Yedigöller
|
Uygulaması
kolaydır ancak eğer derede avlanıyorsanız su derinliğinin
en az 30 cm olması gerekir, ayrıca derenin içinde kaya ve
ağaç dallarının az olmasına dikkat etmelisiniz. Sürekli
kayaya ve ağaca taktığınız yeminiz balıkları huzursuz eder.
O nedenle at çek yaparken suyun kaya önünde oluşturduğu
derin bölgeye yeminizi atar ve çekmeye başlarsanız makinanızı
üçüncü yada dördüncü turunda ilk alabalığınızı yakalarsınız.
Ancak
bazen derede avlanmaya gittiğinizde büyük hayal kırıklığınada
uğrayabilirsiniz. Suyun akış hızı bazen öyle artarki attığınız
meppsi çekerken suya hiç batmayan yeminiz suyun yüzeyinden
zıplaya, zıplaya gelir. Karların erimesiyle akış hızı artan
derede mepss le avlanmak zordur, derenin birkaç gün sonra
akış hızı azalacaktır, o zaman avlanmak daha verimli olacaktır.
Bazen de su seviyesi öylesine düşerki yem sürekli kayaya
yosunlara takılır. Ancak hiç bir zaman derede su bitmez.
Şelale,çağlayan yapan derenin kaya altlarında gölcükler
oluşur.( biz böyle yerlere ayna deriz) Alabalıkta bu aynaların
içindeki taşların, kayaların altına saklanır. Fakat bu aynaların
genişliği 2-3 mt.kareyi geçmez. Şimdi siz gelinde burada
balık yakalayın. İşte burada ustalık konuşur. İyi bir balıkçı
o suya yaklaşmadan 7-8 metreden o bölgeye adeta noktasal
atış yapar ve oradaki balığıda alır.
Fly'la avcılığı:Uygulaması zor
olmasına rağmen, en zevkli avlanma tekniğidir. Yem olarak
kıldan veya tüyden yapılan yapay sinek kullanılır. Fly avcılığı
havada dairesel hareketlerle yemi suya bırakmak (adeta kamçı
gibi) yada yemi suyun yüzeyinde akıntıya bırakarak avlanmak
şeklinde olur. Burada dikkat etmeniz gereken, yemlerin hemen,
hemen hiç ağırlığı olmadığı için kullanılan kamışın çok
esnek olması gerekmektedir. Yemi uzağa atmak gerçekten maharet
ister. Bu yüzden özellikle ABD de Fly okulları, kursları
bile vardır.
Yemi
uzağa atamıyorsanız yemi akıntıya bırakıp ileri gitmesini
sağlayabilirsiniz ancak buradaki dezavantaj bulundugunuz
yerden akıntıyla beraber sürüklenen yapma yeminiz suda iyice
ıslanıp doğal şekli bozulacak, buda balığın yemden uzak
durmasına neden olacaktır. Bunun için yemin suda etkilenmemesi
için yanınızda bu iş için yapılmış spreyden bulundurmalısınız.
Yemek:
Alabalığı
soğuk suda yıkayın; kağıt havlularla suyunu alın. Balığın
üzerine tuz serpin. Bir taraftan da un'la mısır ununu karıştırın.
Yayvan bir tavada, kısık ısıda sıvı yağ içinde tereyağını
eritin. Köpük oluşmaya başladığı zaman alabalığı unlu karışımda
altüst edin. Elinizde silkeleyip un karışımının fazlasını
atın ( eğer bu fazla unları atmazsanız biraz sonra tavanız
yanık unla dolar) ve balığı tavaya yerleştirip, her iki
tarafını da yaklaşık 4-5 dakika, balık kahverengimsi görünümü
alıncaya kadar kızartın.
Kaynak:
Orhan YILMAZ
Sudak
Sudak
Latince adı: Stizostedion
lucioperca
İngilizce adı: Pike Perch

Tatlısu Levreği
Fotoğraf:
Tuncay Uyanık
Tatlısu Levreği
Latince adı: Perca fluviatilis
İngilizce adı: Perch
Tanıyalım:
Ülkemizde
Sudak ve Tatlısu levreği adıyla iki türü bulunan Percidae familyasından bir balıktır.
Her iki türünde sırtından kalınca başlayıp karnına doğru
uzanan bantları vardır. Tatlısu levreğinin sırt ve kuyruk
yüzgeçleri daha geniş, enine uzanan bantları daha koyu ve
geniş,vücut olarak daha enli bir yapıdadır. Sudak ise uzun
bir yapıda olup, levreğe nazaran daha narin yapılı, ancak
daha hızlı büyüyen,büyük ağırlık ve boylara ulaşabilen bir
türdür.
Dişli,
etçil ve süratli hareket eden balıklardır. Vücudunu kaplayan
pulları küçük ve sık olup, kolayca dökülmez. Tatlısu balıkları
içinde en kısa barsak yapısına sahip olanıdır. 50 cm. lik
bir sudaktan bir karış barsak ancak çıkar. Bu özelliğinden
de anlaşılacağı üzere tam bir etçildir. Her iki türde gündüz
olduğu gibi geceleri de üstün görüş yeteneği sayesinde yemlenebilen,
aynı boyda sürüler halinde avlanan balıklardır. Eş tutarak
belli bir süre birlikte yaşam ve özellikle erkeğin yumurtaların
koruması ile mart, haziran aylarında çoğalır.
Yem:
Yaşadığı bölgede, levreğe yem olan küçük balıkların rengi ve yapısına
uygun, ucu sırttan çıkarılmış zoka takılmış jig
( sassy ) veya spinner ( döner ) ile de güzel
av verir.
Avcılığı:
Güneşin parlak olmadığı saatler ve gece iyi av verir. levrek sığ sularda
pek av vermez. Derin sularda dipten veya dibe
yakın yerlerde yeme vurur. 30-35 cm. boya kadar
sürüler oluşturarak gezen bir balık türü olması
nedeniyle, olta ile bir levrek aldığınızda vakit
geçirmeden aynı bölgeye ayrılmazsanız birkaç balık
daha alabilirsiniz. Tabii ki sessiz olmak, suya
görüntü vermemek kaydıyla. Özellikle iri levrek
veya sudak tutmak istiyorsanız kesinlikle sessizlik
ilk şarttır.
Avcılığı atıp çekerek yapıldığı gibi fırdöndünün arka kısmına hareketli
kurşun takılmış dip oltayı canlı veya ölü balık
yavruları veya kurbağa ile yemleyerek veya bırakma
oltalar ile iyi sonuç alınır.
|
Sudak
Tarık ERSAL -Beyşehir gölü
|
Nerelerde bulunur:
Özellikle
İç Anadolu bölgesinde Çubuk, Hirfanlı, Kesikköprü ve Kapulukaya
barajlarında Beyşehir ve Eğridir göllerinde bir zamanlar
bolca bulunan Sudak ne yazık ki misina ağlarla yapılan kontrolsüz
avcılık nedeniyle yok olmaya yüz tutmuştur. Ancak Çubuk
hariç bu göllerde ve Kızılırmak'ın bazı kesimlerinde halen
az miktarda bulunmaktadır. Tatlısu Levreği ise Trakya-Marmara
bölgesinde özellikle Sapanca gölünde bulunmaktadadır.
Yemek
Kılçıksız,
duru, yağsız ancak oldukça lezzetli eti olan levreğin tutulduktan
sonrası ilk iş suda bırakılmaması, ikinci olara derisi kurumadan
pullarının temizlenmesidir. Yoksa kuruyan sert pullarını
temizlemek için balığı epeyce hırpalamanız gerekir. Yağda
kızartacaksanız ve pullar kurumuşsa pullara hiç dokunmadan
kızartın. Kızarmış balığın derisi kendiliğinden etten ayrılacaktır.
Ancak deri ile (pullu veya pulsuz) kızartma yüzülmüş balığın
kızartılması ile elde edilecek lezzeti vermez. Özellikle
kızgın ve az yağda tavası, buğulaması ve mayonezli haşlaması
çok güzel olur.
Kaynak:Tarık
Ersal
başa
dön

Latince adı: Cyprinus carpio
İngilizce adı: Carp
Aynali Sazan nedir?
Tanıyalım:
Anavatanı
Asya olan daha sonra Avrupa,Amerika ve Afrika tatlı sularına
aşılanan dayanıklı, üreme düzeyi yüksek bir balıktır. Cyprinidae
familyasındandır. 50 sene kadar yaşadığı bilinir. Kalın
dudaklı ve dişsizdir. Bitkiler,bulabildiği tohumlar,böcek
ve kurtçuklarla beslenir. Yiyeceğinin kokusunu takip ederek
bulur. Üreme mevsimini kapsayan 1 nisan - 1 temmuz tarihleri
arası avı yasaktır. Ancak eylül sonlarına kadar yumurta
dökebilir. Laboratuar çalışmaları ile ıslah edilen pullu
sazandan aynalı ve çıplak sazan türleri yetiştirilmiştir.
Kültür balıkçılığı için elde edilen bu türler çok az pullu
veya pulsuz olup,pullu ( doğal ) sazana nazaran daha çabuk
büyüyebilen ve daha az kılçıklı türlerdir.

|
Aynalı sazan / ANKARA
Bahadır M.CAN
|
Yem:
Sazan gibi atlamak deyiminden de anlaşılacağı gibi hemen hemen tabii
koku veren her yeme gelen obur bir balıktır.
hamur,solucan,haşlanmış
mısır, ayçiçeği ve afyon küspesi,haşlanmış patates,çekirge
ve benzeri iri böcekler ve kuru üzüm gibi çeşitli yemlerle
avlanılır. Nadiren de dip oltasını gümüş balığı ile yemleyerek
iri sazanlar da tutulduğu olur.
Küspe
sazan için doğal bir yem olmamasına karşılık, kokusu baskındır,
balığı çeker ancak iğnelerden birine takılmış solucan sonucu
netleştirir. Küspe kokusuna gelen sazan solucanı affetmez,
kalın dudakları sayesinde iğneye oturur. Bu işlem balığın
yeme alışkanlığına göre haşlanmış mısır taneleri veya kuru
üzüm içinde geçerlidir.
Nerelerde bulunur:
Yurdumuzda
Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesi dışında tüm akarsu
ve göllerinde bulunur.
Göllerde,
yağan yaz yağmuru, böcekleri suya düşüreceğinden ve kıyılara
yağmur suyu yem getireceğinden balıklar kıyılara ve su yüzeyine
gelir.
Avcılığı:
Sazan
avında başarılı olmak için bütün avlarda olduğu gibi avlanılan
bölgedeki balığın yeme alışkanlıkları ve avlanılan yerin
fiziki özellikleri araştırılıp,değerlendirilmelidir.
Sizden
önce aynı yerde avlananların kullandıkları yemler sazanda
bir beslenme alışkanlığı oluşturur. Aynı yemleri uygun olta
ile kullanmak başarı şansınızı arttıracaktır. Ayrıca akarsularda
küspe ile avlanmanın ( kokunun dağılması nedeniyle ) bir
şansı olmayacağı gibi yine akarsularda tabii olarak bulunan
solucan,çekirge ve iri böceklerle avınız başarılı olacaktır.
Göllerde yapılan avlarda ise yukarıda sayılan tüm yemler
kullanılabildiği gibi yörenin yerlisi olan ve avlanan kişilerin
kullandığı yemlerin öğrenilmesi sizi kısa yoldan başarıya
götürecektir.
Sazan avında kullanılan mantarlı,dip ve küspeli oltalardan sazan avında
çoğunlukla kullanılan küspeli olta hazırlanışı
ve kullanılışını genel olarak şöyledir.
Bu takımı hazırlamak için ana beden en az 0.50 mm. misinadan ve 50
m. olmalıdır. Ana beden kasnak yada tercihen mantar
plaka ( kelebek ) üzerine sarılmalı, ana beden
bitimine 2.0 numara kilitli klipsli veya düz fırdöndü
bağlanmalıdır.Küspenin takıldığı kısmın telli,misina
kementli veya vidalı olması önemli olmayıp,kullanılan
iğnelerin küspenin her yanına dağılması ve suya
düştüğünde de bozulmaması önemlidir. İğnelerin
bir olta için 8 adet 1/0 veya 1 numara kısa sap
bronz çapraz iğne olması, iğnelerin bağlandıkları
kösteklerin 5- 6 cm. den uzun veya kısa olmaması
ve köstekte kullanılan misinanın ana bedenden
daha ince olması gerekir.Ana beden 0.50 mm. ise
köstek en çok 0.35 mm. olmalıdır. |
Baki
ARSLAN (GÜMERDİGİN)
|
İğnelerden
birinin dibe takılması durumunda, olta çekilince ana bedenin
kalın olması kösteği kopartır ancak olta kurtulur.
Kullanılacak
küspe kesinlikle kuru olmamalıdır. Bunu küspeyi keserken,
kesilen yerin cilalı gibi çıkmasından ve çıkan talaşın yağı
nedeniyle neminden anlayabiliriz. Küspenin kamış ile atılması
durumunda küspe ağırlığının kamış atarına uygun olması gerekir,
el oltası ile atılacaksa deri iş eldiveni veya deri parmak
koruyucu ( parmak uzunluğunda bisiklet iç lastiği de olabilir)
kullanmak işaret parmağınızı yaralanmalardan koruyacaktır.
Yemek:
Bütün
tatlı su balıkları tutulduktan sonrası için geçerli olan
kural, balığın ölümünden sonra vakit geçirmeden ayıklanması,temiz
ve bol suyla yıkanmasıdır. Bu balığın lezzet kalitesi için
önemlidir.
Sazanın irilerinin güveci, mangal veya fırında kızartması ve hatta
buğulaması yapılabildiği gibi çoğunlukla tavası yapılır.
Tavası için aşağıdaki işlemden geçirilen balığın daha lezzetli
olacağından emin olun.
Ayıklanmış,
parçalanmış balık yüksek kenarlı tepsi veya tencereye dizilir.
Üzerine bir ölçü sirke bir ölçü su dökülerek balık parçalarının
suya gömülmesi sağlanır. 4 - 5 saat bu durumda kalan parçalar
çıkarılarak kevgir içinde süzülmesi sağlanır. Limon suyu,
kara biber, tuz ve istenirse dövülmüş sarımsak karıştırılarak
elde edilen macun parçalara ovularak sürülür. Mısır ununa
bulanarak kızgın yağda kızartılır.
Kaynak:Tarık
Ersal
-
Aynalı sazan (Cyprinus carpio carpio)
Halk
arasında ve geçerli olan Türkçe literatürde sazan (=bayağı/adi
sazan) olarak bildiğimiz ve Latincesi Cyprinus carpio carpio
olan tatlısu orijinli balığın geçtiğimiz yüzyıl içerisinde
farklı coğrafyalarda yürütülen ıslah çalışmaları sonucu
geliştirilmiş bir varyantıdır. Bu varyant genetik orijinini
oluşturan bayağı sazandan bazı ikincil morfolojik karakter
farklılıkları dışında bir fark taşımadığı gibi genetik açıdan
bayağı sazanın ta kendisidir.
Bu
ve benzeri ıslah çalışmaları ile gözlemlenebilir temel vücut
yapılarında bazı değişikliklerin gerçekleştirilerek kaynak
türden bir düzeyde farklı görünüme sahip bireylerin elde
edilmiş olması bilimsel açıdan bunların ayrı türler olması
anlamını taşımaz. Ayrıca ıslah çalışmaları sonucu ekonomik
olma değeri, estetik yapısı, yumurta verimliliği gibi kriterlerce
mevcut özellikleri yükseltilmeye çalışılarak ıslahına girişilen
söz konusu bireyler genotipik olarak geliştirilen kaynak
türden farklı bir tür değildir.
Benzer
ve periyodik ıslah uygulamaları ile geliştirilen bu türler
ender de olsa istisnaları bulunmakla birlikte "fertil" yani
kendi aralarında da çiftleşerek döl verebilen bireyler olup
üreme yetisine sahiptirler. Bu açıdan aynalı sazan bir adi
sazan varyantı olarak kendisi gibi diğer aynalı sazan ve
bayağı sazan bireyleri ile çiftleşerek sağlıklı döller verebilir.
Ortaya çıkan yeni döller büyük çoğunlukla ebeveyn özelliklerini
taşımakla birlikte zaman içerisinde doğal olan öz karakterlerine
de dönebilir. Bu genetik çaprazlamanın doğal bir sonucu
olup temel düzeyde Mendel yasaları ile açıklanmıştır.
- İsrail Çipurası (Oreochromis niloticus, =Tilapia
nilotica, Oreochromis aureus, Oreochromis rendalli) dediğimiz balık
nedir?
Bu
isim son on yıllık dönem içerisinde amatör balıkçılar ve
halk arasında; Orta ve Kuzey Afrika özelinde Nil havzası
orijinli birkaç tropik balık türü için ortak olarak kullanılmaktadır.
İlk olarak 70' li yılların sonu ve 80'li yıllar içerisinde
ülkemiz coğrafyasında kültüre alınabilir alternatif türlerin
denenmesi kapsamında başta İsrail olmak üzere yurt dışından
getirilen anaçların çoğaltılması ile ülkemize girmiştir.
Başta Çukurova bölgesi olmak üzere ılıman ve yarı ılıman
iklim özellikleri sergileyen bölgelerimizde yetiştiricilik
çalışmaları yürütülen bu ithal tür 90'lı yılların başında
Seyhan Nehrinde de doğal tür kompozisyonları içerisinde
lokal gruplar oluşturarak zamanla belirgin bir populasyon
değerine ulaşmıştır.
Daha
öncesinde ülkemiz coğrafyasında yakın hiçbir akrabasının
doğal rezervlerde yer almadığı bu tür piyasa arzı öncesinde
halka tanıtılırken tüketici alışkanlıkları ve geleneksel
pazar olgusu düşünülerek bilinen ve yadsınmayacak bir isimle
tanıtılmıştır. Şeklen en yakın ve halkımızca bilinen bir
tür olan çipuraya benzemesi ancak menşeininde vurgulanabilmesi
için "İsrail çipurası" olarak tanıtılmaya başlanmıştır.
Bu uydurma(!) isim artık bugün bile söz konusu birkaç tür
için ortak olarak kullanılmaktadır.
- Neden bir kaç tür için aynı isim kullanılmakta?
Bu
soruya verilebilecek en mantıklı yanıt kısaca; söz konusu
Oreochromis ve Tilapia cinsi balıkların ithal edilmiş türleri
arasında morfolojik (şekilsel) açıdan çok az farklılığın
bulunmasıdır. Diğer bir deyişle konuya uzman olmayan insanların
rahatlıkla birbiriyle karıştırabileceği kadar benzemelerinden
dolayı her birine bir isim vermek yerine hepsi için bir
isim verilmesindendir.
- Peki bir balık için isim uydurmak doğru mudur?
Eğer
söz konusu balık türü bulunduğu ortamda doğal olarak yaşamıyor,
getirildiği tarihten öncesinde söz konusu coğrafyada bulunmuyor
ise tabi ki isimsiz kalacak değildir. Ancak bu balıkların
anavatanlarında kullanılan isimleri yabancı bir isim ise
telafuzu ve harf dizimi Türkçeye uygun değilse bu türü tanımlayıcı
yeni bir isim konulabilir.
Örneğin hepimizin bildiği fakat ülkemiz coğrafyasının doğal bir türü
olmayan Gökkuşağı alabalığı" İngilizce' de "Rainbow Trout"
olarak anılır. Adında yer alan ekin Türkçe karşılığı olduğu
için ismin Türkçeleştirilmesinde teknik bir imkansızlık
yoktur. Oysa Yine Gökkuşağı gibi ithal olarak ülkemize Coho
Salmon getirilse ve yetiştiriciliği yapılarak pazara sunulsa
ne adla satılacak? Hadi salmona karşılık som yada somon
sözünü kullandık diyelim, orijinal ismin ön ekinde ki cohoyu
ne yapacağız? Muhtemelen birileri Kızılderili dili orijinli
olan bu eke bir karşılık bulamayacağı için balığın kendisinin
kırmızı ağırlıklı oluşuna dayanarak kızıl somon veya gelincik
somu gibi makul ve mantıklı bir isim kullanarak yerel dile
sokacak.
Bu hikayede vurgulamaya çalıştığım olgu bizim hikayemizde de aynı yapıda
şekillenerek İsrail çipurasını balıkçı lugatına sokmuştur.
Ancak ben yinede doğrusunu/orjinalini kullanırım diyenlere
benden bir küçük hediye: Oreochromis niloticus, =Tilapia
nilotica türleri için Nil tilapyası, Tilapia rendalli için
Kızılgöğüslü tilapya, Oreochromis aureus içinse Mavi tilapyayı
gönül rahatlığı ile kullanabilirler. Hatta hepsini tanımlayacak
nitelikte kısaca Tilapya denilebilir(Şahsen ben bu ismi
tercih ediyorum).
İşin bundan sonrası malum; gün gelecek FAO Türkiye çalıştayı doğal
rezervlerde yer alan tür listelerini güncellediğinde bir
de bakacağız ki israil çipurası yada tilapya; artık hangisi
bu ünvan karşılaşmasını kazanmışsa TR - local names klasmanında
yerini alacak.
- Tamam buraya kadar herşey güzel güzel de bu İsrail Sazanı ne
peki?
Yukarıda
bahsettiğim üzere malum dönemde yurda getirilen ve kültür
denemelerine girişilen bu türler belirli geliştirme ve adaptasyon
çalışmaları bünyesinde, kontrollü ortamlarda birbirleriylede
çaprazlanarak (çiftleştirilerek) hibrit(melez) döller elde
edildi. Bunda amaç kimi zaman bir türün soğuğa dayanıklılığı
ile diğer türün hızlı ve yüksek büyüme performansı birleştirmek
gibi yetiştiricilik için başarılı ve yüksek verimli döller
elde etmekti. Yine bu çalışmalar esnasında görüldü ki tilapya
türleri çokda fazla zorlamaya gerek kalmadan zaten kendi
aralarında da çiftleşerek yeni melezler oluşturabiliyor
(tıpkı atla eşeğin icabında birbirleri ile çiftleşerek katırları
oluşturmaları gibi). İki farklı ebeveyn türün yükselen karakterlerini
yansıtan bu döller hem ana-baba özelliklerini taşıyor hemde
onlardan farklı ve çoğu abartılı diğer karakterleri barındırıyorlardı.
Bir sebepten(!) doğal kaynaklarımıza üretim çiftlikleri
deşarj suyu ile karışarak hayatta kalmayı başaran bu saf
türler hem kendi türleri ile hemde zaten sorunsuz olarak
çiftleşebildikleri diğer kardeş tilapya türleri ile de yeni
döller oluşturdular. Bu melezlerin çoğu kendi aralarında
döl veremeyen (infertil) bireyler olmakla birlikte acısuya
(tuzluluğa) daha toleranslı bireyler olarak nehir mansaplarına
kadar indiler. Zaten yem ve beslenme konusunda oldukça verimli
olan bu tip alanlarda rahatça bol çeşnili bir menüden beslenerek
ana-babalarından çok daha iri ve biraz daha farklı formları
ile bir melez populasyonu oluşturmayı başardılar. Bu çiftleşme
ve melezleme döngüsü süreklilik arz ettiği süre boyuncada
üçüncü bir tür(!) gibi ayrı ve karışık gruplar halinde rezervlerde
av vermektedirler.
İşte
bu İsrail çipurası olarak tanınmış türe benzemekle birlikte
ondan daha iri ve bir düzeyde ayırt edilmesini sağlayacak
kadar da farklılaşabilmiş hibritlere balıkçılar İsrail sazanı
demektedir. Şahsen ben bu melezler için zaten uydurma bir
isim olan İsrail Sazanı yerine Tilapya Azmanı ismini kullanmayı
tercih ederdim.
Farklı bir mecrada şekillenen Aynalı sazan ile İsrail sazanı aynı mıdır?
Sorusunun da cevabı ortaya konulmuş sayılabilir.
- Yani İsrail sazanı ile Aynalı sazan aynı balık mıdır?
Eğer
yukarıda ki paragrafı bir kez daha okumak istemiyorsanız
kısa cevabım: Hayır aynı balıklar değildir olacaktır. Abartılı
cevabım ise Kesinlikle aynı balık değildir hatta İsrail
sazanı sistematik açıdan sazan bile değildir olacaktır.
Küçük bir ek bilgide vermek gerekirse tüm tilapya türleri
(=İsrail çipuraları) akvaryum meraklısı dostların yakından
tanıdığını sandığım ve piyasada Çiklit adıyla tanınan bilimsel
ismi ile Cichlidae familyası üyelerinin büyük ağabeyleridir.
Bu balıklara en yakın görebileceğiniz türler bu rengarenk
ve çeşidi(varyantı) bol akvaryum balıklarıdır.
Madem öyle: İsrail çipuraları (=Tilapyalar) ve melezleri İsrail sazanları
Türkiye'de nerede bulunurlar?
Konunun başında da değindiğim gibi aslen Afrika orijinli tropik kuşak
balıkları olan tilapyalar ülkemiz doğal coğrafyasında anavatanlarının
klimatolojik ve hidrografik özelliklerine en yakın karakterdeki
Akdeniz, Orta ve Güney Ege ile Güneydoğu Anadolu'nun batı
bölgesinde yer alan nehir ve göl sistemlerinde bulunabilirler.
Bulunabilirler diyorum çünkü bildiğim kadarı ile DSİ balıklandırma
programında bu türler yer almamaktadır. Dolayısı ile bir
yerde bulunulurlukları tamamen bu balıkların kendi gayretleri
ve yakın bölgede yürütülen ancak deşarj suyundan izolasyonu
tam olarak yapılamamış ticari ve bilimsel araştırma işletmelerinden
kaynaklanmaktadır.
Zaten
her zaman söylediğim gibi Doğa bir yolunu bulur! ve bu balıklar
gün gelir kendisinden beklenmeyen bir adaptasyon, yayılım
ve yaşayabilme performansı ile daha soğuk iklim alanlarına
ve iç bölgelere de yayılabilir (Kimbilir belki de çoktan
yayılmıştır). Kimbilir diyorum çünkü normal yurdum oltacısı
ve de balıkçısı tuttuğu balığın fiyatı kadar kendisini bilmediği
için varsa da hangi benzer hikayeyle türetilmiş bir isim
altında tanıyordur tilapyaları (nam-ı diğer İsrail çipuralarını
ve melezi İsrail sazanlarını). Bu ve benzeri konularda işte
bizim gibi bu işin tanımını ve detayını ortaya koyma gayretini
ve inancını benimsemiş insanlar ve oluşturdukları dernekler
için açık birer hedef projedir. Ülkemizde yerel dilde kullanılan
balık isimlerini, eşleşiklerini ve farklılıklarını bölgeler
bazında ortaya koyan bir Türlerimiz ve yöresel deyişleri
indeksini hazırlamamız, canlandırmamız gerekmektedir. Bu
proje büyüktür ve aynen de ulusal niteliktedir. Ülkeye katkısıda
en kısasından; güncel tür kompozisyonlarının belirlenerek
anılışlarının bilinmesi ile doğru zaman ve mekan içerisinde
anılmalarını sağlayarak kesin doğrulukta ve etkin yaptırım
altında istihsalinin, yetiştiriciliğinin, avının ve dönem
belirlemelerinin yapılabilmesini sağlamak olacaktır.
- Siz bunları nereden biliyorsunuz?
Biliyorum
çünkü Su Ürünleri Mühendisi olarak bunları ve daha fazlasını
bilmem gerektiğini düşünüyorum yani mesleğim bu. Biliyorum
çünkü bu ve benzeri konularda kişisel ve bilimsel araştırmalar
yapıyorum. Biliyorum Çünkü Rastgele-Der üyesiyim.
Yardımcı olur inancıyla adı geçen türlerin fotoğrafları sıralı şekilde:
 |
İşte 40 yıllık sazan.
Üstte bir adi sazan varyantı olan Aynalı sazan, altta ise zaten iyi
bildiğimiz ve halk arasında pullu sazan olarak
da tanınan Bayağı sazan.
Her iki türün latincesi; Cyprinus carpio carpio dur.
|
 |
İsrail çipurası (Nil Tilapyası)
Oreochromis niloticus =Tilapia nilotica
(bu iki isim bir türe ait sinonimdir farklı kaynaklarda ayrı
ayrı anılabilirler)
|
 |
İsrail çipurası (Mavi Tilapya)
Oreochromis aureus
|
 |
İsrail çipurası (Kırmızı göğüslü Tilapya)
Oreochromis rendalli
|
İsrail
sazanı (Tilapya Azmanı) adı altında yer alan Tilapya melezleri
her zaman birebir aynı özellikleri yansıtmadığı ve elimde
bunlara ait görsel medya bulunmadığı için Yukarıda resmi
görülen üç tilapyanın benzeri bir melez görünüm olarak hayal
edilebilir.
Yazı:rastgelebalikci@yahoogroups.com
O. Bahadır ÇAPAR
Çukurova Üniversitesi
Su Ürünleri Fakültesi, Temel Bilimler Bölümü
Deniz Biyolojisi Anabilim
Dalı
Kompozisyon: O. Bahadır ÇAPAR
başa
dön