Genel > Balık Haberleri

Korunmazsa Anılarda Kalacak !!!

(1/2) > >>

Tarık Ersal:
Üyesi olduğum Mersin Balıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği MERKODER'in Başkanı Doç. Dr. Serap Ustaoğlu Tırıl'ın verdiği bilgilerden oluşan bir haberi paylaşıyorum.

KAYNAK: http://www.dha.com.tr/korunmazsa-anilarda-kalacak_792534.html

SİNOP Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi ve mersin balıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği (Merkoder) Başkanı Doç. Dr. Serap Ustaoğlu Tırıl, mersin balığının 5 türünün bulunduğunu ancak insan kaynaklı etkenlerden dolayı 2 türünün yok olduğunu belirterek, "Sularımızda halen mersin balıkları var. Ancak ciddi önlemler alınarak korunmadıkları takdirde gelecekte sadece anılacak bir balık olacaktır" dedi.Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Yetiştiriciliği Anabilim Dalı Başkanı ve Merkoder Başkanı Doç. Dr. Serap Ustaoğlu Tırıl, 31 Ekim'in 'Uluslararası Karadeniz Günü' olarak kutlandığını söyledi. Doç. Dr. Tırıl, "Her yıl bu tarihte Romanya, Bulgaristan, Gürcistan, Rusya, Ukrayna ve Türkiye’de düzenlenen çeşitli etkinliklerde Karadeniz’in korunması ile ilgili çalışmalar paylaşılarak konuya ilişkin farkındalığın arttırılması amaçlanıyor. Çünkü Karadeniz’de kirlilik sorunu gittikçe artıyor ve kirliliğin doğal yaşama olumsuz etkileri, Karadeniz’e kıyısı olan ya da olmayan birçok ülkeyi ilgilendiriyor. Bu nedenle, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerce, ortak stratejiler belirleyerek kirliliği ve biyo çeşitlilik kaybını önlemek üzere ortak projeler gerçekleştirmek amacıyla Bükreş Sözleşmesi hazırlanmış ve 21 Nisan 1992 tarihinde imzalanarak 15 Ocak 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sözleşmeye, Bulgaristan, Romanya, Gürcistan, Rusya, Ukrayna ve Türkiye taraftır. Sözleşme çerçevesinde, Karadeniz ekosisteminin korunması, iyileştirilmesi, doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde kullanılması ve geliştirilmesi amacıyla hazırlanan eylemleri içeren 'Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması ve İyileştirilmesi Stratejik Eylem Planı', 31 Ekim 1996 tarihinde imzalanmıştır" dedi.

Doç. Dr. Serap Ustaoğlu Tırıl, korunması zorunlu olan ve Karadeniz’in biyolojik çeşitliliğinin en önemli ögelerinden mersin balıklarına, Uluslararası Karadeniz Günü’nde mutlaka dikkat çekilmesi gerektiğini vurguladı. Çok değerli siyah havyarı ile bilinen mersin balıklarının, 200 milyon yıl öncesinden 20'nci yüzyıla kadar nesillerini sorunsuzca devam ettirebildiğini dile getiren Doç. Dr. Serap Ustaoğlu Tırıl, ancak 20'nci yüzyılda dünya çapında aşırı avlandığından ve 1960’lı yıllardan itibaren ise doğal üreme alanlarını oluşturan nehirler üzerinde barajların, hidroelektrik santrallerin (HES), taşkın kontrolü setlerinin yapılmaya başlanmasıyla üreme alanlarının büyük oranda kaybettiklerinden günümüzde nesillerinin tükenme noktasına geldiğini belirtti. Doç. Dr. Tırıl, "Evsel ve endüstriyel atıkların bertarafında çoğunlukla nehirlerin kullanılması da üreme alanlarındaki tahribatı artırmıştır. Günümüzde Yeşilırmak’ta ve Sakarya Nehri’nde yapımına halen devam edilen HES’ler nedeniyle zaten çok azalan üreme alanlarındaki tahribatın sürmesi, evsel ve endüstriyel kökenli kirliliğin devam etmesiyanı sıra, avcılığı 1997 yılından itibaren tamamen yasak olan ve tesadüfen yakalandığında geri salınması gereken mersin balıklarının halen avlanıyor ve yasadışı yollardan satılıyor olması, bu değerli balıkları her geçen gün nihai yok oluşa yaklaştırmaktadır. 2000’li yıllara kadar ülkemizin Karadeniz kıyılarında 5 mersin balığı türünün yaşadığı bilinmekte iken, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda ne yazık ki sularımızda kolan balığı ve şipbalığı olarak bilinen iki tür mersin balığının neslinin tükendiği ve sadece sayıları son derece azalmış olmakla birlikte Mersin morinası, karaca mersin ve Sivriburun mersin olmak üzere üç türünün kaldığı anlaşılmıştır" diye konuştu.

Barajlar, HES’ler, kirlilik, usulsüz ve kaçak avcılık gibi bütün insan kaynaklı olumsuz şartlara rağmen mersin balıklarının milyonlarca yıllık geçmişleri ve birçok jeolojik devrin olumsuz şartlarının üstesinden gelmiş olmaları nedeniyle yokoluşa karşı adeta direndiğini söyleyen Doç. Dr. Serap Ustaoğlu Tırıl, "Sularımızda halen mersin balıkları bulunmakta. Balıkçılarımızın sularımızda tesadüfen avladıkları mersin balıklarını mutlaka geri salmaları ve böylece koruma faaliyetlerine destek olmaları son derece önemlidir. Söz konusu olan Karadeniz’in biyolojik zenginliğinin en önemli parçalarından olan mersin balıklarının geleceğidir. 31 Ekim 2014 tarihindeki Uluslararası Karadeniz Günü’nde sularımızda halen mersin balıklarının bulunduğunu, ancak ciddi önlemler alınarak korunmadıkları takdirde gelecekteki Uluslararası Karadeniz Günlerinde sadece anılacak bir balık olacağını vurgulayarak, ilgili kamu kurumlarını, üniversiteleri ve balıkçıları mersin balıklarının korunması konusunda işbirliğine davet ediyorum" dedi.

KARTAL:
Bilgiler için Teşekkürler Tarık ağabey.

Havyarı için peşinde koşulan bir balık  :(
Bir belgeselde büyük bir Mersin balığı yakalayarak zengin olan bir adamı izlemiştim. Yanılmıyorsam Romanya da çok iri bir balığı yakalayıp havyarını satarak zengin olmuş. HES  lerden ve barajlardan da bahsediyordu belgeselde  :-\

Tarık Ersal:

--- Alıntı yapılan: KARTAL - 13 Kasım 2014 - Perşembe, 12:30:29 ---Bilgiler için Teşekkürler Tarık ağabey.

Havyarı için peşinde koşulan bir balık  :(
Bir belgeselde büyük bir Mersin balığı yakalayarak zengin olan bir adamı izlemiştim. Yanılmıyorsam Romanya da çok iri bir balığı yakalayıp havyarını satarak zengin olmuş. HES  lerden ve barajlardan da bahsediyordu belgeselde  :-\

--- Alıntı sonu ---


Ne yazık ki biz altın yumurtlayan tavukları kesmeyi bile marifetten sayan, tuhaf bir toplum olduk kardeş.  :-\
Daha geçen gün gazetelerde avladığı mersin balığını satanların haberi vardı.

Sayın Başkanım Serap Ustaoğlu Tırıl ve arkadaşlarının yoğun emekleri sonuca ulaşır umarım.

Mehmet Akyürek:
HESler çok büyük sorun elbet. Ancak Sakaryada çok avlanmış bir amatör olarak sayın başkanın HES ler varolmadan evvel belki 50 yıldır sorun olan başka bir konuyu incelemesi lazım zira Mersin balığı ve diğer yumurtlama göçü yapan türleri çok eskiden beri etkiliyor. Bu konu köprü ayağı koruması şeklinde tanımlayabileceğim bir yapı ile ilgili.
Kara veya demiryolunun nehir geçişleri için yapılan köprülerin ayakları nehir tabanına sabitlenir. Akışın bu ayakları yıpratmasını engellemek için Köprülerin 50-200 metre gibi uzağına genelde kaya dolgu şeklinde setler yapılır ve böylece köprü ayakları küçük bir göl içinde kalır. Akış geniş alana yayılıp çok yavaşlar ve artık aşındırıcı olmadığından ayaklar yıpranmaz. Elbette bir tarafta insan hayatı var fakat bu setler yapılırken balık geçişi asla düşünülmediğinden her köprü küçük bir hes gibi davranmış olur ve yumurta göçü engellenir. Halen sakaryada bu tip köprü koruma setlerinde Nisan ve Mayıs aylarında yukarıdan gelen suya ulaşabilmek için orada çırpınıp duran çeşit türlü balığı görebilirsiniz. Tabii ki çıkamazlar. daha da kötüsü bunu bilen insanoğlu da o mevsim o noktalarda ağları çalıştırır yumurta dolu balıkları toplar...  Bence Köprü ayaklarını korumak için yapılan setler de bu konuya dahil edilmeli. Bunu bilen çok az kişi var. Hali ile herkes HES lerle ilgili düzenleme peşinde ama bu yapılar 50-60 senedir HES ler kadar belki fazlası ile zarar verdi yumurta göçüne...

Tarık Ersal:
Sevgili Mehmet,

Önemli ve bir o kadar da etkili bir ayrıntının altını çizmişsin.  good::
Bilmediğim bir konuydu. Sayende öğrendim.

Eğer arzu edersen Serap Hocaya da yaz. Özel mesaj olarak e-posta adresini sana ilettim.
En azından bahsettiğin göç zamanı ısınan noktalarda önlem alınması için girişimde bulunulsun ve bu bölgelerde balık merdivenleri yapımı gündeme getirilsin.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git