AV TEKNİKLERİ
ZOKA
1-ZOKALI AVCILIK:
Zokalar
şekilleri ve ağırlıkları açısından birçok çeşitlere ayrılırlar. Ancak
yeni üretilen bazı malzemeler birçoğunu kullanılmaz hale getirmiştir.
İlk zamanlar zokaları balıkçılar kendileri yaparken zamanla ucuz ve bol
bulunmaya başladığı için bundan vazgeçilmiştir. Bunun için burada halen
geçerli türlerden bahsedilecek ve yapma şekline hiç değinilmeyecektir.
Zokalarda
taze çıkarılmış fleto ve sülük yemler, karides, midye, yengeç,
mamun yem olarak kullanılır. Avlanacağınız zokanın parlak
olması gerekir. Bu zokalı avcılığın önemli kısmıdır. Zokanızı
parlatmak için üzeri çalı sırtı, cam parçası veya zımpara
ile kazınır. Sonra Zokanın kurşun kısmı avuç içinde yün
güderi veya parmak ile ovularak parlatılır. Zokalar ılık
ve sıcak havalarda fazla derin olmayan, az akıntılı sularda,
ayrıca çirura, kolyoz, uskumru, lüfer gibi göçmen balıkların
bölgeye gelme zamanında kullanılır. Soğuk havalarda balık
daha derine kaçacağından ve fazla akıntıda yem uçacağından
pek kullanılmaz. Çok akıntılı sularda kullanılmasa da akıntılı
suların üzerinde bulunan ada, kaya parçaları ve burunların
kuytu kısımlarında oluşan durgun sularda, deniz dibi akıntılarının
dipteki alçaklık ve yükseklik sebebi ile meydana gelen anafor
ve kaynamaların bulunduğu yerlerde, iki akıntının çarpıştığı
yerlerin durgun kısımlarında zokalı avcılık iyi netice verir.
A-ZOKA İLE KARAGÖZ - MELANUR AVI:
Yukarıda bahsedilen yerlerde karagöz,
melanur, sokar gibi
balıkların yakalanması mümkündür. Eğer bu bölgelerde av yapılacaksa
tekne kesinlikle bu oluşumların içine demirlenmez. Hatta bölgeye
yaklaşırken ve demir atarken ses çıkarılmaz. Tekne takımı bu
oluşumların içine atılabilecek bir mesafeye demirlenmelidir. Takım
buraya atılır dibe inene kadar beklenir ve tekrar çekilip atma işlevine
devam edilir. Balık yakalanırsa yakalandığı derinlik takım üzerinde
işaretlenerek bir daha ki sefere balık yakalanmazsa dahi o derinlikte
dalgalanmaya bırakılır.
B- ZOKA İLE ÇİPURA AVI:
Çipura avı birçok tip zoka ile
yapılabilir. Suyun akıntısına
ve derinliğine göre sarımsak, sülük, fındık zokalar da kullanılabilir.
Diğer balıklar tarafından kolayca parçalanamadığı için yengeç yem tam
olarak kullanılır. Tek zoka ile avlanıldığı gibi takıma hırsız zoka
veya hırsız iğne takılarak ta kullanılabilir. Çekeri fazla olan 0.25 no
misina beden veya kol olarak kullanılır. Zokalı avcılık derin sularda
yapılmadığından sessiz olmaya ve görüntü vermemeye dikkat edilmelidir.
C- ZOKA İLE USKUMRA - KOLYOZ AVI:
Uskumru ve kolyoz mevsimlerinde
çaparilerle avcılık daha
doğru olur. Ancak peşlerinden gelen iri balıklar yüzünden yada göç
zamanı yaklaştığı için balık dağılır ve ürkekleşir.bu bile zoka ile
avlanmamız gerektiğini gösterir.
Bedende
0.25 no misina, zokada da sülük zoka tercih edilmelidir.beden ucuna 6
no fırdöndü bağlanır. Fırdöndüden sonra bir kulaç 0.25 no kol bağlanıp
ucuna zoka bağlanır. Yem olarak dilimlenmiş sardalya fletosu takılır.
Yemlenen takım denize atılıp 10 kulaç inmesi beklenir ve tekrar çekilip
atılarak avlanmaya devam edilir.
D- ZOKA İLE LÜFER AVI:
Lüfer avı pişkova tipi zoka ile
yapılır. Pirçolların kurşun
kısmı kısa olduğu için lüfer tarafından kesilme ihtimali vardır.
Pişkova ve ovala uzun bir sapa sahip olduğu ve daha ağır olduğu için
tercih edilir. Beden kalınlığı 0.40 veya 0.50 no misinadan, kol 0.30 -
0.35 no misinadan yapılır. Zargana, kolyoz, istavrit veya sardalya
fletosu düz durmasına dikkat edilerek diker gibi iğneye takılıp son
birkaç santimetresi iğneden sarkıtılır. Takım donanımı çipuranın tek
zokalı takımının aynısıdır.
ÇAPARİLER
Çapariler çok iğneli takımlardır.tüylü
ve yemli olarak
yapılırlar. Ancak artık yemli çapariler sık dolaştığı ve yemleme zor
olduğu için pek kullanılmamaktadır. Çaparilerde paraketeler gibi
kullanıldığı balığa göre donatılır ve adlandırılır. Kolyoz çaparisi,
istavrit çaparisi, palamut çaparisi gibi.
Çapariler yapılırken şunlara dikkat etmeliyiz.
a) çaparinin kollarının hepsi aynı
boyda olmalı.
b) Çapari iğneleri hep aynı cins olmalı.
c) Köstek ve kollar aynı çap misinadan olmalı.
d) İğneye takılan tüylerin boyutları aynı olmalı.
e) Tüy
renkleri gündüz koyu renkli kullanılsa da hava
karamaya başladığı zaman beyaz ve parlak renkli tüylerle yapılanlar
kullanılmalı.
f) Eğer teknenin müsait değilse çaparinin toplam boyu
(fırdöndüden kurşuna kadar) en fazla kolunuzu kaldırdığınızda el
ucunuza kadar olmalı.
g)
Çapari kurşununun ağırlığı
yakalanmak istenen balığın iriliğine göre arttırılıp eksiltilir.
Gerektiğinden hafif ağırlık kullanılırsa balık takımı istediği gibi
savurabileceğinden takımın bir anda karışması büyük bir ihtimaldir.
Fazla ağır kurşun kullanılması halinde balığın saldırıp kapma hızını
veya bulunduğu derinliği hızla geçme olasılığı olduğundan buna da
dikkat edilmesi gerekir.
h) Çaparilerde tüy kullanılacaksa su kuşlarının (martı,
kaz gibi) tüylerinden yapılmalıdır. Bu tür hayvanların tüyleri yağlı
olduğu için çabuk bozulmazlar. Bu hayvanların kanat altı ve kanadın
gövde tarafında kalan tüyler en yağlı olanları olduğu için bunlar
tercih edilir. Büyük olan kanat üstü tüylerinin telleri kalın ve sert
olduğu için dalgalanma kabiliyeti az olur. Bu yüzden tercih
edilmemelidir. Kullanılan tüyler ne çok sert nede çok yumuşak olmalıdır.
Palamut veya torik çaparisi bu
hayvanların koltuk altındaki
kısa, pamuk gibi bol havlı tüyleri bütün olarak kullanılarak yapılır.
Çaparilerde
tüyün haricinde parlak simli iplikler veya ipek beyaz iplikler
kullanılabilir. Simli iplik ince çapari için yaklaşık 10 kat kadar
katlandığı zaman ideal kalınlığa gelmiş olur. Beyaz ipek, sim, kırmızı
ibrişim, fosforlu boncuk, fosforlu oje veya fosforlu boya
kombinasyonları ile yapılan çaparilerden iyi netice alma olasılığımız
çok yüksektir.
A- KOLYOZ - İSTAVRİT ÇAPARİSİ ( İNCE ÇAPARİ)
İnce çapariler kanat altı kalem
tüylerinden yapılır. Hav
tüyleri bu çaparilerde kullanılmaz. Avlandığımız saate göre çapariler
koyu veya beyaz renkte olur demiştik. Her seferinde takım değiştirmemek
için her iki renk tüyü de aynı iğnede, yarısı siyah yarısı beyaz olarak
kullanabiliriz.
Koparılacak
tüy telleri çakı ile 4 mm kadar ayrılıp dip kısımlarından tutarak
koparılır. Tüy bıyu iğne boyundan yaklaşık 5-10 mm uzun olmalıdır.
Önceden hazırlanmış 0.25 no misinadan iki ucuna iki sarımlı kolbaşı
düğümü atılmış 8-10 cm boyunda kol, iğne üzerine, düğüm iğne dirseğinin
hizasına gelecek şekilde yatırılır. Sıra misinayı iğneye bağlamaya
gelmiştir. İğne, misine ve ibrişimin ucu, baş ve işaret parmakları ile
tutulur. İbrişimin diğer ucu makas ile birlikte yere bırakılıp ayak ile
makaraya basılarak gergin duruma getirilir. İlk ilmek A noktasından
atılarak iğne palasına doğru sıkıca ( ipi
koparmadan ) 6 ilmek atılır. Bağlanan iğne, misina, ibrişim elden
bırakılmadan gerginlik bozulmadan koparıp hazırladığımız tüyler dip
kısmı iğne palasına gelecek şekilde yatırılarak üçü birden aynı şekilde
8 ilmek atılarak bağlanır. Bağlama işlemi bittikten sonra bir elle iğne
dirseğinden, bir elle C noktasından tutulup çekilerek tüyün ve
düğümlerin iğne palasına iyice oturması sağlanır. Aynı zamanda misinayı
bağladığımız düğüm tüyün altına doğru girmiş tüyün ucunu biraz havaya
kaldırmış olacaktır. Sonra makasla iğne palasından taşan tüy ve ibrişim
kesilerek düzgün hale getirilir. Ardından kırmızı renkli,
bulabiliyorsak fosforlu oje ile düğümler dikkatlice boyanır. Bu boyama
renk verdiği gibi aynı zamanda düğümlerin de çözülmemesini ve tüylerin
çıkmamasını sağlayacaktır.
Bu
şekilde 8-10 adet kol hazırlanır. Sıra takımı donatmaya gelmiştir. 0.25
no beden ucuna çift katlı üç sarımlı kasa gözü düğümü atıp kasa
gözünden bir yere takılır. Düğümden 35 cm kadar ileriye bir düğüm
atılır, ancak sıkıştırmayıp içinden hazırlanan kol geçirildikten sonra
hafifçe sıkıştırılır. Bu sıkıştırma içinden geçen kolun kayacağı kadar
tatlı sıkı olmalıdır. Sonra iğneden tutulan kol yavaşça çekilerek kol
başı düğümünün beden üzerine atılan düğüme oturması sağlanır ve beden
çekilerek düğümün kolu iyice sıkması sağlanır. Daha sonra kol düğümünün
üst tarafından yani kasagözü düğümüne doğru bedene sarılarak bir düğüm
atılıp iyice sıkıştırılır. Bu ikinci düğüm kolun bedene iyice
bağlanmasını sağlayacaktır. Diğer kollarda kol boyu ne kadarsa ondan 2
cm fazlası kadar aralıkla bu şekilde bedene bağlanır. Son kolun
bağlantı noktasından 35 cm kadar sonra yine çift katlı üç sarımlı kasa
gözü düğümü atılıp misina kesilir. Bu düğümün göz genişliği içinden
kurşun geçecek genişlikte olmasına dikkat edilmelidir. Bu göze kurşun,
ilk attığımız kasa gözü düğümüne de ana bedenden gelen klipsli fırdöndü
takılarak takım tamamlanır.
Takımda
kullanılan iğneler 1799 veya 1251C kalite 6-3 numaralar arası bölge
balığın boylarına göre seçilir. Kıraça denen küçük istavritlerde
iğneleri 9 no ya kadar küçültülebilir.
Karadan
atıp çekme ile kullanılacak çaparilerin boyları kullanılan kamışın
boyunu kesinlikle geçmemelidir. Aksi taktirde kullanmamız oldukça
zorlaşır.
Denizde
kullanılan çaparilerin boyları kullanıcının ustalığına göre
değişebilir. Eğer teknede kamış ile avlanmıyorsak teknemiz ıskarmoz
yerine veya başka özel yaptıracağınız bir yere ayakla kolumuzun
rahatlıkla uzanabileceği bir yükseklikte çubuk dikilirse takım balıkla
dolduğu zaman ilk iğneden buraya asılıp takım üzerindeki kalıkları
takım dolaşmadan kolayca ayıklamış olursunuz.
B-İNCE ÇAPARİNİN KULLANILMASI:
Çaparinin şekil olarak yumurtadan yeni
çıkmış balık sürüsüne
benzemesi ve bunların yaptığı hareketlere benzeyecek şekilde hareket
ettirilmesi gerekir. Balığın geçiş yaptığı ve dolaştığı alanlar
belirlenip tekne akışa bırakılarak avlanılır. İlk olarak balığın
bulunduğu derinliği bulmanız gerekir. Bunun için takımı birkaç kulaçta
bir, bir kol boyu aşağı yukarı hareket ettirerek dibe kadar indirilir
ve tekrar aynı şekilde yukarı çekilerek balık aranır. Balık takıma
sardığı zaman hemen yukarı çekilmez; takımın gerginliği bozulmadan
yavaşça yarım kol kadar aşağı yukarı hareket ettirerek iğnelerin
tamamının dolması sağlanır. Burada ustalık isteyen bu doldurma
hareketidir. Eğer takım gereğinden fazla serbest bırakılacak olursa
yakalanmış olan balıkların savrulması sonucu takım bir anda
dolaşıverir. Takımı dibe doğru salarken de buna dikkat etmemiz gerekir.
Takıma balığın vurduğunu hissettiğimiz anda takımın akışını durdurup
gergin duruma getirmeliyiz. Aksi halde dibe kadar inip duran takımdaki
balıklar aynı şekilde bir anda takımı dolaştırıverir. Bu da bize hem
takımımızı kaybettirir hem de zaman kaybı sırasında balığın bulunduğu
sulardan çıkmamıza sebep olur. Belirli bir avlanma süresi sonunda artık
balık takıma vurmuyorsa bu bize balığın bulunduğu sulardan çıktığımızı
gösterir. Bu durumda tekne çalıştırılıp balığın vurmaya başladığı yere
gelinir ve tekrar akışa bırakılarak avlanmaya devam edilir.
Balıkla
dolan takımın tamamı tekne içine alınmaz. Alınırsa dolaşma olasılığı
doğar. Buna sebebiyet vermemiz için takım son iğne teknenin içine
girene kadar çekilir, kurşun küpeşteden dışarıda kalacak şekilde
gergince tutulup fırdöndüye yakın ilk iğnedeki balık çıkarılıp ters
taraftaki küpeşteye saplanır. Böylece takım çamaşır ipi gibi asılmış
olur. Sonra kuşuna en yakın iğnedeki balıktan başlanıp takım üzerindeki
balıklar ayıklanarak geri salınır. Eğer dikili bir çubuğumuz varsa iğne
buraya saplanıp ayıklanması çok daha kolay olacaktır.
Balığın
yeri bilinmiyorsa takım tekne arkasından çeker gibi çekilerek ve arada
bir durup kurşunun dibe kadar değmesi beklenerek bölge gezilir. Bu
şekilde hem yüzey hem de denizin her derinliği taranmış olur. Balığın
vurmaya başladığı yerde tekne durdurulup akışa bırakılarak avlanılmaya
devam edilir.
Parakete
ile avcılık balıkçılığın son aşamasıdır. Parakete kullanabilen balıkçı
artık usta olmuş sayılır. Parakete bağlanmasından, yemlenmesine,
atılmasına, sepete dizilmesine kadar zahmetli, dikkat ve tecrübe
isteyen bir avlanma yöntemidir.Parakete ana gövde üzerine bağlanan,
iğne sayısı avcının tecrübesine göre artan bir olta sistemidir.
Balıkçılık ile geçinenlerin 2-3 bin iğneye kadar bağladıkları olur.
Size önerim önce elli iğneden başlayıp tecrübe kazandıkça en fazla yüz
veya ikiyüz iğneye çıkmanızdır. Paraketeler avlanmak istenen balığın
cinsine göre hazırlanır ve adlandırılır. Mercan paraketesi, melanur
paraketesi, kılıç paraketesi gibi. Şekil olarak aynı olsalar da kol
mesafeleri, misina ve iğne kalınlıkları farklıdır. Parakete ana beden
üzerine hazırlanan iğneli kolların bağlanmasından sonra da sepet
kenarına geçirilen mantar veya poliüretan şeritlere takılmasından
oluşur. Artık sepet yerine naylon leğenler kullanılmaktadır. Takılma
açısından leğen daha kullanışlıdır. Kolay atılması ve dolaşmaması için
paraketeyi sepete dizerken on iğnede bir sepet içine bir sıra gazete
sermekte fayda vardır. Sepete iğne dizerken veya herhangi bir sebeple
takılmış iğnelerden biri aradan çıkıp sepet içine düşerse paraketenin
dolaşmaması için iğnenin dibinden kesip daha sonra paraketeyi elden
geçirirken yeniden bağlamakta fayda vardır.
Parakete
iki kişi tarafından atılıp, toplanır. Bir kişi kürek çeker veya motoru
idare eder, diğeri de iğneleri atar. Paraketeyi atarken tekneyi idare
eden süratini iğnenin geliş hızına ve atanın hareketine göre
ayarlamalıdır. Aksi halde iğnelerin üst üste düşmesine yada bedenin
gerilerek yerde sürünmesine, dolayısıyla takılmalara ve hatta iğnenin
atan kişinin eline saplanmasına neden olur. Paraketeyi atarken denizin
akıntısı da önemlidir. Akıntı yönünde atmalı, toplarken de ilk
attığımız şamandıradan başlayarak yine akıntı yönünde toplamalıyız.
Aksi halde paraketenin teknenin altına kaçmasına yol açabilir ve
sıkıntı yaşarız. Toplarken gelen balık varsa çıkartarak iğneleri
sırayla sepet kenarına takarız. Yakalanan balığı iğneden çıkartmakta
zorlanırsak ya sepet kenarındaki yarıklara koldan takarak bırakır,
sonra çıkarırız, yada iğneyi balığı en yakın noktadan kesip sonradan
tekrar bağlarız. İğneleri toplarken yine on iğnede yine on iğnede bir
gazete veya bez parçası sermekte fayda vardır. Paraketeyi atıp
topladıktan sonra elden geçirip dolaşıklıklar düzeltilip, kopan iğneler
tekrar bağlanmalıdır. Paraketeyi atarken veya toplarken yakınımızda
mutlaka bıçak bulundurmalıyız. Bilhassa iri balık paraketelerini atıp
toplama çok dikkat ister. Eğer balık çok iri veya canlı hareketler
yapıyorsa bir süre daha belleyip balığın çatlamasını sağlamak gerekir.
50 kg. bir balığın yarı baygın dahi olsa 5 - 10 iğne kala fark edilmesi
bizi çok zor durumda bırakabilir. Böyle durumlarda takımı keserek
kurtulan balıkçı sayısı epey vardır. Ancak her direnişte de mücadeleden
vazgeçmemek, akılcı yaklaşımla çözüme ulaşmak gerekir. En akılcı çözüm
teknemizde yedek bulundurmamız gereken 3 kg. lık yedek şamandıraları
beden üzerine takıp denize atarak balığın yorulmasını beklemektir.
A- PARAKETELERE GENEL BAKIŞ:
Paraketelerin donanımı şekil olarak
aynıdır. Ancak avlanacak
balığın cinsine göre takım kalın ya da ince malzemeden yapılır.
a)
SEPET: Paraketenin toplandığı kamış sepet
veya naylon derin leğendir. Parakete boyuna göre boyutları ayarlanır.
b)
ANA ŞAMANDIRA: Paraketenin iki başına
takılan şamandıralardır.
c)
ARA ŞAMANDIRA: Paraketelerde iki ana
şamandıra arasına takılan daha küçük boyuttaki şamandıralardır.
d)
AYAK TAŞI: Paraketenin iki başına takılan
paraketeyi sabit tutan ağırlıklardır. Ağırlık seçimi paraketenin
sürüklenmeyeceği bir ağırlık olarak ayarlanır. Pet şişe gibi
malzemeleri kalıp gibi kullanıp beton dökerek ağırlık yapabilirsiniz.
B- KILIÇ - ORKİNOS - AKYA - TURNA PARAKETESİ:
Bu parakete su yüzüne yüzer olarak
bırakılır. Beden 150 no
misinadan yapılır. Kollar yakalanmak istenen balığın büyüklüğüne ve
cinsine göre 100 no ile 150 no misina arasından seçilir. İğneler 2330DT
5 no ile 4/0 arasında seçim yapılır. İğnelerin delikli ve galvanizli
olarak seçilmesi bağlama kolaylığı ve performans açısından önemlidir.
Kolların boyları 4 kulaç, kollar arası mesafe 6 kulaç yapılır.
100
no veya daha yukarı misinalar kiloluk çileler halinde satılır. Bunları
açmak için en pratik yol plastik kovayı ters çevirip çileyi buna
takmaktır. Bir ucundan açılmaya başlanan çilenin ucuna 6 no fırdöndü
bağlanıp parakete sepeti üzerindeki mantarda açılmış olan yarıklardan
birine takılır. (Bu yarıkların sayısı iğne sayısından 10 tane daha
fazla olmalıdır.) fırdöndüden sonra 10 kulaç misina ölçülerek sepete
kıvrımlarına uygun olarak yerleştirilir ve önceden hazırlanmış
kollardan ilki bağlanır. Kollar bedene bağlanırken kısa kalan ucundan
kargaburun, uzun kalan ucundan elle tutularak iyice sıkıştırılır. Sonra
6 kulaçta bir kollar bağlanarak devam edilir. Bağlanan kollar sıra ile
mantarda açılmış yarıkların arasındaki boşluklara saplanır. Son iğneden
10 kulaç sonra tekrar 6 no fırdöndü bağlanarak parakete bedeni
tamamlanır. Bağlanan her iki fırdöndüye de 4 mm. Yaka ipinden 50 şer cm
ip bağlanır. Bu ipler paraketeyi şamandıralı ayak taşı ipine bağlamak
için kullanılacaktır. Sıra ağırlık takımına gelmiştir. 4 -5 mm yaka
ipinin bir ucu ana şamandıraya bağlanır ve su derinliğinden 50cm kadar
daha fazlası şamandıra üzerine sarılır. Sarma işleminden önce
şamandıradan 3 kulaç sonra ip üzerine 10cm. kadar çapına bir kasa gözü
düğümü atılır. Şamandıra ipinin sonuna önceden hazırladığımız ağırlık
bağlanır. Bu ağırlık paraketenin akıntı, rüzgar ve yakalanan balığın
çekmesi ile sürüklenmeyeceği bir ağırlık olarak seçilmelidir. Küçük
boydaki zincirli çapalar ideal ağırlık olarak tercih edilmelidir.
Hazırlanan bu ağırlık takımından bir tane daha hazırlanır. Bu da
paraketenin sonunda kullanılacaktır. Akıntının hafif olduğu son
şamandıra sabit değil, bağlanan ağırlığı şamandıranın taşıyabileceği
bir ağırlıktan seçip yüzer şekilde bırakabiliriz.
Kollar
paraketeye doğrudan bağlanabildiği gibi ara beden de yapılarak
bağlanabilir. Bu da şöyle yapılır.iki kulaç yaka ipi bedene bağlanır ve
üzerine 70 - 100 gr lık delikli yaka kuşunu geçirilip ucuna 6 nıo
fırdöndü bağlanır. Fırdöndüye iki kulaç boyunda kol, kol ucuna da iğne
bağlanır. Bu sistem biraz emekli ve masraflı olmasına karşılık kurşun
sayesinde kolun yukarı uçup bedene dolaşması fırdöndü sayesinde kolun
bükülmemesi açısından en iyi sistemdir.
PARAKETENİN YEMLENMESİ:
Paraketeyi canlı yem ile
yemleyebilirsek en iyi sonuç
alınır. Ancak bu kadar canlı yemi bulabilmek zor olduğu için genellikle
ölü yemler kullanılır. Sardalda, ismarit, kolyoz, istavrit, pupez,
sübye, kalamar yem olarak kullanılır. Bunların hangisini daha kolay
elde edebiliyorsak onu yem yapabiliriz. Takılan yemin taze olması
gerekir. Eğer önceden yemleyip bekletirsek bilhassa sardalya
çabuk bozulacağından netice almamız imkansız hale gelir. Parakete
kullanmak büyük bir beceri ve tecrübe ister demiştik. İşte bu
beceri ilk olarak yemlemekle başlar. Tekne rölanti (minimum hız) da
giderken hem yemlenir, hem de parakete serilir (denize bırakılır).
Tabii bu bir ekip çalışması ile olur. Bir kişi tekneyi kullanır, diğeri
de iğnelere yem takıp denize atar. Burada paraketeyi yemleyen kadar
tekneyi kullananında usta olması gerekir ki ne zaman tekneyi boşa
alacağını, ne zaman manevra yapacağını paraketeyi yemleyenin durumuna
bakarak tayin edebilsin.
Yemler
bütün olarak iğneye takılır. Bunun için alınan yemin büyüklüğü iğne
boyuna göre fazla olmayacak şekilde seçilmelidir.
PARAKETENİN ATILMASI:
Paraketeyi özel bir durum yoksa akıntı
istikametine doğru
atmakta fayda vardır. Aksi halde herhangi bir duraksamada tekne atılan
parakete üzerine gideceğinden dolaşmalara yol açması olasıdır.
PARAKETE İĞNESİNE YEM TAKMA ŞEKİLLERİ:
Önce ayak taşı denize bırakılır.
Ağırlık dibe oturduktan
sonra 5 kulaç daha kalama (boşluk) verilir ve bir kasa gözü
oluşturulur. 2 kulaç daha kalama verilip ipin fazlası şamandıraya
sarılır ve üç kat kazık bağı yapılıp sabitlenir. Oluşturulan kasa
gözüne parakete bağlanıp tekneye biraz yol verip 1. iğneye kadar
gelinir. İlk iğne yemlenip ikinci iğneye kadar olan misina denize
salınır. Tekneye yol verilir ve sırayla iğneler yemlenip denize atılır.
Bu arada her 6-8 iğnede bir, üzerine 1.5 kulaç ip bağlanmış ara
şamandıralar iki iğne ortasına gelecek şekilde bağlanır. Son iğne de
atıldıktan sonra ikinci ayak taşı da denize diğerleri gibi atılıp
parakete bağlanır ve işlem tamamlanır.
Bu
parakete bir gün evvel denize bırakılır. Bir gece kaldıktan sonra
ertesi gün öğleden sonra toplanır. Yani en az iki günlük bir zaman
ister.
KILIÇ PARAKETESİNİN DİPTE LAHOS - ORFOZ - TRANÇA - SİNAGRİT
İÇİN KULLANMA ŞEKLİ:
Kılıç paraketesinin yüzeye atılmasının
sebebi bu balığın
avlanma bölgelerinin buraları olmasıdır. Lahos, trança ise dip
balığıdır. Onun için paraketeyi dibe sermemiz gerekir. O yüzden
paraketenin başlangıcı şamandıra altına değil, ayak taşının bir kulaç
kadar yukarısından bağlanarak dipte kalması sağlanır. Paraketeyi dibe
indirmekte tecrübe ister. Direk ayak taşı ile birlikte paraketeyi dibe
doğru salarsak parakete ipi ile şamandıra ipinin birbirine dolaşmasına
yol açarız. Bunun için ayak taşını bırakacağımız noktaya gelmeden bir
müddet evvel tekne seyir halinde şamandıra denize bırakılır ve ip
sonuna kadar salınır. Böylece şamandıra tekneden ip boyu kadar uzakta
kalmış olur. Parakete ipi ayak taşı yakınına yaptığımız kasa gözüne
bağlanıp denize salınmaya başlanır. Şamandıra ipi ile parakete bedeni
farklı açılardan geldiği için birbirine dolaşmadan dibe indirilmiş
olur. Sığ bölgelerde atacağımız paraketede böyle bir uygulama yapmaya
gerek yoktur. 15 m. Den daha yukarı derinliklerde bu uygulama
gereklidir.
YEMLEME:
Kullanılan
yem çeşidi aynıdır. Kılıç paraketesinde bütün olarak kullanılan yemleri
burada yarım veya dilimli olarak ta kullanabiliriz. Kısa süreli olarak
bırakılan paraketelerde yemler taze olarak kullanılmalıdır. Eğer
parakete uzun süreli bırakılacak ise yemleri kurutup sertleşmesini
sağladıktan sonra denize bırakmakta fayda vardır. Böylece küçük
balıkların yemi parçalaması engellenmiş olur. Az iğneli ve canlı yemli
olarak parakete atılacak ve gece bırakacak isek parakete iğneleri
dipten 50 cm. kadar havada kalacak şekilde bırakılır. Böylece canlı
yemin ve yakalanan balığın kolayca kayaların altına girmesini
engellemiş olduğumuz gibi yemin balık tarafından kolayca görülmesini
sağlamış oluruz. Ayrıca balık yakalandıktan sonra takımı koparma
olasılığını da aza indirmiş oluruz. Dip paraketesi önceden yemlenip
atılmaya hazır beklenir. Yemlemeye paraketenin ilk iğnesinden başlanır.
Mantara saplı bulunan iğneye yem takıldıktan sonra hemen yanına açılmış
olan yarığa yem sepetten 10 cm. kadar sarkacak şekilde kol yarığın
içine sokularak takılır. Yemleme bittikten sonra sepeti tamamen örtecek
şekilde üzerine ıslak bir çuval parçası örtmekte fayda vardır. Bu bize
sarsıntılar sırasında ve takılmalarda yemlerin dökülüp dağılmamasını
sağlar. Paraketeyi dipte askıya alabilmek için şekilde görüldüğü gibi
parakete başı şamandıra ipine dipten iki kulaç yukarıdan bağlanır. Ara
şamandıralar 5 iğnede bir bağlanır. Şamandıra sadece misinayı askıda
tutacak büyüklükte olmalıdır. (örn.500 gr.pet şişe kadar) ara
şamandıra ipi üç kulaç boyunda yapılır, ikinci kulacına küçük bir kasa
gözü yapılır, bu kasa gözüne paraketeyi bağlamak için bir karış boyunda
bağlama ipleri bağlanır. Ara şamandıra ağırlıkları şamandırayı dibe
batıracak ağırlıkta olmalıdır. Bu paraketenin iğne sayısı 15 - 20
civarında olur. Bu şekilde daha fazla iğneli paraketeyi atmak çok
zahmetli olur ve çok beceri ister. Ara şamandıraları takım denize
atılırken de bağlayabileceğiniz gibi önceden de bağlanıp sepetin dışına
sarkıtarak sırası geldiğinde atabilirsiniz. Paraketenin son iğnesi de
denize bırakıldıktan sonra biraz çekilerek takımın gergin şekilde
durmasını sağlamalıyız. Ama bu çekme işi aşırı boyutlarda olmamalıdır.
MELANUR PARAKETESİ:
Buda kılıç paraketesi gibi yüzeye
bırakılır. Beden 0.40
kollar 0.25 misinadan yapılır. Kol boyu 40 cm. kollar arası mesafe
1-1.5 kulaç arası yapılır. İğne 2315 kalitenin 15-18 no su veya
benzerinden yapılır. Ara şamandıralar yumurta büyüklüğünde seçilir ve 7
iğnede bir bağlanıp iğne kolu takar gibi parakete mantarındaki
yarıklara takılır. Şamandıraların bağlama ipinin boyu bir karış kadar
olacaktır. Melanur paraketesinde teke, sardalya, hamsi, ekmek hamuru,
sürünez, karides, kurt yem olarak kullanılır. İğneler önceden sırasına
göre yemlenip iğne kollarından yarıklara takılarak hazır edilir. Denize
birinci ayak taşı ve ana şamandıra bırakılır ve parakete başı
şamandıranın bir karış altından başlanır. Sıra ile bütün iğneler ve ara
şamandıralar denize atıldıktan sonra ikinci ayaktaşı ve ana şamandıra
atılıp aynı şekilde şamandıranın bir karış kadar altından bağlanarak
işlem tamamlanır. Balığın tedirgin olmayacağı kadar bir mesafede
beklenip yakalanan balıklar alınır.
İNCE PARAKETE:
Mercan karagöz gibi dip balıkları için
kullanılan
paraketelerdir. Adının ince olması kılıç paraketesine göre daha ince
malzemeden yapılmış olmasından dolayı tarifi kolay olsun diye
balıkçılar arasında bu ismi almıştır.
Bedenin
0.50 misinadan yapılması yeterli olsa da toplanma, karışmama
kolaylığından ve kolların dibe takıldığı zaman bedenden tutup koparma
ihtiyacı duyduğumuzda bedenin sağlam kalıp kolun kopması açısından
bedeni 100 lük misinadan yapılması tercih edilmelidir. Kollar 0.40 veya
0.50 misinadan yapılır. İğnelerin kesinlikle galvaniz olmasına dikkat
edilmelidir. İğneler 1250D 1/0 no veya 2310 14 ile 10 no su arası yada
benzerlerinden seçilir. Kol boyları 50 cm kol arası mesafe 1.5 veya 2
kulaç yapılır. Yemler de avlanılacak balığın cinsine göre seçilir.
Parakete önceden yemlenerek hazır edilir. Yemler kullanılmadan önce
hafif tuzlanıp iğneye takıldıktan sonra güneşte bekletilirse sertleşir
ve küçük balıklar tarafından kolayca yenmez. Hatta sürünez ve kalamar
kullanılıyorsa iğneye takıldıktan sonra yarım gün kadar güneşte bırakıp
kurutmak gerekir. Bu yemin kolayca çıkmamasını sağladığı gibi kuruyan
yem dipte yüzeceğinden savrularak balıkların dikkatine daha çok çeker.
Paraketeyi
atarken sinagrit paraketesinde anlatıldığı gibi birinci ana şamandırayı
önceden salmanız gerekir