Bot

 
 


Fotoğraf: Atilla BEŞİROĞLU Köprüköy-ANKARA

 
 
  • MOTOR & BOT
Oltacının Düşü: Bot ve Motor ;
Oltanın büyüsünü keşfedip, hele bir de turnayla tanışınca artık rüyalarınızda botla ava çıktığınızı görmeye başlarsınız. Özellikle büyük şehirlerde yaşayıp hafta sonunu iple çeken oltacıların en büyük düşü, arabasının bagajında taşıyabileceği bir şişme bot ve motor sahibi olmak haline geliyor. Ancak bu konuda deneyim sahibi olmayan ya da daha önceden bir araştırma yapmamış olan arkadaşlar, genellikle nereden başlamak gerektiği konusunda tereddüte düşmekte; bazen de ilk heyecanla, daha sonraları pek de kullanamıyacağı donanımlara yatırım yapabilmektedir. 

Dernek üyemiz Atilla Beşiroğlu'nun teknesi

Kendiniz için bir şişme bot aradığınızda  temelde üç tip ürünle karşılaşırsınız:

1) ZODIAC TARZI "FULL INFLATABLE" (TAMAMEN ŞİŞİRİLEBİLİR YAPIDA) KATLANABİLİR BOTLAR:
Ülkemizde en bilindik marka olan "Zodiac" ismi ile özdeşleşen, herkesin sahip olmak istediği bot modelidir. Zodiac, Bombard, Quicksilver, Sevylor bu modelleri üreten markalardan ülkemizde en çok tanınanlar olarak öne çıkmaktadır. Unutmadan bunlara bir de yerli bir marka olan ve İzmir'de üretilen Joker'i eklemek hatta ordunun son ihalelerde genellikle Joker'i tercih ettiğini belirtmek gerekiyor. Markaları farklı olsa da hemen hemen tüm markalar Zodiac firmasınca patenti alınmış olan ve o yüzden "Zodiac malzemesi" olarak da bilinen Decitex-1100 maddesinden üretilmektedir. Bu botların iskeletini hava ile şişirilen tüpler oluşturmaktadır. Tüpler öne doğru keskin köşeli bir U yaparak birleşmekte ve botun burun kısmını ortaya çıkarmaktadır. Tüpler dışarıdan bakıldığında tek parça bir U gibi görünse de, botun modeline ve büyüklüğe bağlı olarak genellikle 2-5 hava odacığından oluşmaktadır. Arka tarafta ise, iki tüp arasında uzanan ve tüplere sapasağlam bir şekilde monte edilmiş olan, benzinli ya da akülü motorun bağlanabildiği, sert ve kalın ağaçtan yapılmış bir panel yer alır.
Böyle bir bot alınırken dikkat edilecek en önemli kriterlerden biri taban tipidir. Değişik markaların değişik isimlendirmeleri olmakla birlikte,  genel olarak taban konusunda dört seçenekle karşılaşırsınız:

 

a) Izgara Taban: Bu tarz botlar, tüm şişme bot üreticileri tarafından sağlanan, fiyatça en ucuz ve ağırlıkça da en hafif modeldir.  Botun asıl tabanı, hava tüpleri ve arka panel arasında gerili olan, gövdedekine göre genellikle daha kalın zodiac malzemesinden oluşmaktadır. Bu taban üzerinde ise yaklaşık 10 cm genişliğinde ve kenar tüpleri arasında uzanan, kick ağacından ızgara tahtalarının takıldığı cepler bulunmaktadır. Izgara tahtaları bot şişirilmeden önce bu ceplere takılmakta; bot şişirildiginde hem cepler tarafından hem de tüplerle taban arasında sıkışan uçlarından sabitlenmektedir.
Izgara tahtalarının sayısı botun büyüklüğüne göre değişiklik göstermekle birlikte 2m-3m arasındaki botlarda genel olarak 5-10 adettir. 
Izgara tabanlı botların en büyük dezavantajı, ayağa kalktığınızda diğer iki tipe göre daha sorunlu olmasıdır. Özellikle ayaklarınızı dengesiz bir şekilde yanyana bastığınızda, ızgaraların esnemesi nedeniyle taban bir miktar gömülmekte ve sizi huzursuz edebilmektedir. Diğer bir dezavantaj ise, rüzgara karşı giderken, botun bir miktar burnunu kaldırması olarak ortaya çıkar. Izgara tabanlı botların avantajları ise, tabanın çok iyi katlanıp arabada az yer tutması, hafiflikleri ve nispeten ucuz olmaları olarak özetlenebilir. Bombard AX  serisi ve Sevylor Sevymarine SE-9 modeli ızgara tabanlılar, fiyat/kalite performansı olarak oldukça iyi seçenekler olarak değerlendirilebilir. Bir miktar daha yüksek fiyatlar göze alınabiliyorsa da Zodiac Cadet modeli oldukça iyi bir seçenek olarak düşünülebilir.

Fotoğraf: Ercan KÖÇKAR Köprüköy-ANKARA
b) Sert-Bütün Taban: Zodiac modellerinde "S Taban" diye adlandırılan, menteşeleri yardımıyla ve botun büyüklüğüne bağlı olarak bire ikiye yada üçe katlanabilen sert malzemeden üretilmiş taban tipidir. Izgara tabanlı botlarda olduğu gibi, sert taban malzemesi yine kenar tüpler şişirilmeden önce zodiac malzemesinden yapılmış olan asıl taban üzerine yerleştirilmekte ve daha sonra şişirilen tüpler tarafından sıkıştırılmaktadır. Ancak yeni model bazı sert tabanlı botlarda, sert tabanın montajı, tüplerle asıl tabanın birleşim yerine eklenen ray sistemleri yardımıyla daha güzel hale getirilmiştir.
Malzeme olarak genellikle anodized (korozyonu/çürümeyi önlemek için elektrokimyasal işleme tabi tutulmuş) yada üzeri pvc ile kaplanmış aliminyum kullanılmakla birlikte tamamen sentetik ya da ağaçtan yapılmış tabanlar da vardır. 
Daha güçlü ve geniş taban malzemesinden dolayı botun ağırlığı ve fiyatı bir miktar artmaktadır. Ancak rüzgara karşı giderken burnunu çok çok daha az kaldırması güvenliği artırmakta; ayakta durma konusunda ise ızgaralı tabana oranla çok daha yüksek bir konfor sağlamaktadır. Sert tabanı sayesinde 2-2.5 metrelik bir botta bile 3 kişi ayakta durabilmekte, bu da balık avcıları için sert tabanı özellikle çekici hale getirmektedir. Ancak sert tabanlı bazı botların kurulması ve sökülmesi bir miktar daha uzun zaman aldığı için,üreticiler "eğer sezonda sadece bir kaç kez kuracaksanız tercih edin" uyarısında bulunabiliyorlar. Bu arada büyüklük arttıkça, kapalı haldeki hacmin de, taban nedeniyle hızla artmakta olduğunu da unutmamak gerekiyor.
 
c) Kick Ağacından  Mamul Katlanabilir-Bütün Taban: Zodiac modellerinde "YL (Yatchline) Taban" olarak adlandırılan, kick ağacından üretilmiş ince çıtaların yanyana ancak oynayabilir şekilde monte edilmesiyle oluşturulmuş taban tipidir. Bir başka deyişle, ızgara aralarının boş bırakılmadığı, yoğun bir ızgara taban olarak düşünülebilir. Böylece plaj hasırı gibi katlanabilen, ancak açıldığında sert bir yüzey haline gelen bir yapı yaratılmıştır. 
Bu seçenek ile  geniş hacim sorunu yaşamadan sert tabanın avantajları sağlanmış; bir başka deyişle ızgara tabanla sert tabanın avantajları birleştirilirken, dezavantajları yokedilmeye çalışılmıştır. Ağırlıkça önceki iki seçenekten de ağır, fiyatça her iki seçenekten de açık ara fazla olması en büyük dezavantajı olmaktadır. İçinde ayakta durmanın gayet rahat olduğu söylenmektedir, ancak sert-bütün taban konforunu sağlayabileceğini sanmıyorum. Rüzgara karşı giderken ise burnunu ızgaralıdan daha az, sert tabanlıdan bir miktar daha fazla kaldırdığı bilinmektedir.

d) Basınçlı hava taban: Zodiac modellerinde "FR (Fastroller)" olarak adlandırılmaktadır. Teknolojinin son harikası bu taban şişirilebilir bir yapıdadır. Ancak klasik botlardan farklı olarak, taban katmanlı bir yapıda ve katmanların arasında lif benzeri bir malzeme yer almaktadır. Özel pompası ile yüksek basınç değerlerine ulaşıncaya dek şişirilmekte ve oldukça sert bir forma ulaşmaktadır. Böylece kullanıma hazır hale getirildiğinde sert bir taban yaratılmakta, kapalı haldeyken ise hacim ve ağırlık en aza indirilmektedir. 

Yakından inceleme şansına sahip olamadım ama kataloglardaki fotoğraflar gerçekten çok etkileyici görünüyor: Ayrılabilen havalı tabanın üzeri eşyalarla doldurulup, eşyaları taşımak için sedye olarak kullanılıyor ve en ufak bir bükülme ya da esneme olmuyor. Zaten katalogda da geleneksel tabanlar kadar sert olduğu ifade ediliyor. Seçenek olarak Bombard AX-4 tipi de aynı teknolojiyi kullanıyor. En büyük avantajı sert taban konforuna karşı ağırlığı ve katlandığındaki hacmi, en büyük dezavantajı ise abartılı düzeydeki fiyatı olarak öne çıkıyor. 
Bu taban seçenekleri arasındaki farkların daha belirgin bir şekilde karşılaştırılabilmesi için, Zodiac Cadet modelinin 2.60 metrelik boyutuna bir göz atabilirsiniz:

Izgaralı Taban                 : 24kg,   6800FF +KDV,    3-4HP motor öneriliyor,  4 KİŞİ
Sert-Bütün Taban           : 30kg,   7700FF +KDV,    3-4HP motor öneriliyor,  4 KİŞİ
Katlanabilir-Bütün Taban  : 35kg,   9500FF +KDV,    3-4HP motor öneriliyor,   4 KİŞİ
Basınçlı Hava Taban        : 28kg,  11200FF +KDV,   3-4HP motor öneriliyor,   4 KİŞİ

Bu arada, eşdeğer modeller için Bombard'ın %15-20 daha ucuz, jokerin ise birazcık daha pahalı olduğunu da not olarak düşelim.

Şişme botlar için son bir parametre olarak kaburga (alttaki sandal benzeri çıkıntı) olayından bahsetmek gerekiyor. Bilindiği gibi şişme botların en büyük dezavantajlarından biri, teknelerde yer alan kaburganın aksine tamamen düz bir masa üstüne benzeyen tabanlarıdır. Kaburganın yer almadığı böyle bir yapı ise kaburgalı teknelerin sağladığı yönlendirilebilme ve su üzerindeki kararlı hakimiyeti asla sağlayamamaktadır. Ancak eski yıllardaki modellerin aksine, şimdiki pek çok şişme bot modelinde şişirilebilen bir kaburga bulunmakta ve böylece daha kararlı bir hakimiyet ve yönlendirme sağlanabilmektedir.Hatta bazı botlarda sert malzemeden yapılmış kaburga seçeneği bulunmakta ve bu kaburgalar şişirme sonrasında ya da öncesinde alttan takılabilmektedir. Bu nedenlerden dolayı bot seçimi yaparken, kaburgalı modellerin seçilmesi özellikle yararlı olacaktır.

2) "SEMI-RIGID" (YARI SERT) BOTLAR: İlk bakışta "full inflatable" tarzı botlara benzemekle birlikte, taban ve gövdenin bir kısmı sert/katlanamaz malzemeden yapılmıştır. Şişirilebilen tüpleri ise "full inflatable" botlarla birebir aynıdır. Bir başka deyişle, "full inflatable" bottaki taban ve arka panelinin yerini yekpare sert bir taban-gövde yapısı almıştır. Botun havası indirildiginde, tüpler tabanın üzerine yığılarak küpeştesi (kenarları ) olmayan bir sandala benzemektedir. 
Şişirildiğinde ise tüpler taban ve gövdeyi kucaklamakta ve ortaya muhteşem bir bot çıkmaktadır. Taban, aerodinamik olarak ideal bir teknenin gövdesi şeklinde üretildiğinden, su üzerindeki kararlılığı "full inflatable" botlara oranla çok daha iyi olmaktadır.     Bu kararlılığın sonucu olarak, aynı büyüklükteki "full inflatable" modellere göre iki kat daha güçlü motorlar önerilmektedir.
Yarı sert botların en büyük dezavantajları, yekpare gövde-taban yapısından kaynaklanan hacimdir. Bu nedenle de binek otomobillerle taşınması ne yazık ki zor bir hale gelmektedir. Bu nedenle de yarı sert botları ,"full inflatable" botların değil; fiber ya da poliester teknelerin daha hafif, daha taşınabilir alternatifi gibi değerlendirmek daha doğru olacaktır. Kataloglara bir göz atıldığında, Valiant modellerinin spesifikasyonları ve tasarımı ile genellikle öne çıktığı görülebilir. Fakat markası ne olursa olsun, oldukça yüksek olan fiyatları, yarı sert botları olta balıkçıları için sadece bir hayal haline dönüştürmektedir.
Örnek olarak Valiant Dynamic-270 VE Zodiac 275R nin parametrelerine göz atacak olursak; Vaillant'ın daha yüksek taşıma kapasitesine rağmen 10 kg daha hafif oluşu önemli bir artı olarak dikkat çekiyor.
Dynamic-270 : 4 kişi, 420 kg toplam yük, 35 kg ağırlık, 8HP motor (önerilen), 
13700 FF +KDV
Zodiac YL1-275R : 4 kişi, 350 kg toplam yük, 45 kg ağırlık, 4-8HP motor (önerilen),
1975 USD + KDV

 

3) KLASİK ŞİŞME BOTLAR:
Hemen her av bayisinde ve büyük mağazalarda önümüze çıkan, pek çoğumuzun da ilk bot tecrübesini yaşadığımız fiyatça uygun modellerdir. Gövde gibi yine hava ile şişirilen yumuşak taban ayağa kalkmayı imkansız hale getirmektedir. Genellikle 3-5 hava odacığından oluşmaktadır. 
Botun tamamı yumuşak malzemeden üretildiği için direkt olarak motor takılma şansı da yoktur. 
Ancak bazı modeller için, "motor mount" adı altında, askı ve uzatmalarla botun arkasına sabitlenen ve küçük motorların bota bağlanabilmesini sağlayan adaptör paneller de ayrıca satılmaktadır. Fakat yumuşak tabanlı olması ve su üzerindeki kararlılığının düşük olması nedeniyle motorlu kullanımdan uzak durulması tercih edilmelidir. Bu model botlar için genel olarak iki değişik kalitede ürün göze çarpmaktadır. Sevylor ve Sea Eagle modelleri, bir miktar daha güçlü yapıları ve  250USD'ye kadar çıkan fiyatları ile en yaygın balıkavı botları olarak öne çıkmaktadır. Bir de uzak doğuda üretilen ama dünyada ve ülkemizde değişik değişik marka ve isimlerle satılan, aile  yada balıkavı botu olarak sunulan, fiyatları 50-100 USD aralığında yer alan modeller var. Bunlar da kullanım olarak yüksek kaliteli alternatifleriyle benzer özellikler gösterse de, ömürleri daha kısa olmaktadır. 
Benzer yapıda üretilmiş Rus botları da uzun zamandır ülkemizde tüketici ile buluşmaktadır. Bu botların en büyük handikapı zayıf tabanları ve delinme-yırtılma anında havasının hızla boşalması olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle güvenlik açısından tercih edilebilir değildirler.
Son olarak, şişme botlar için boyut konusunda da bir kaç noktayı gözönüne almak gerekir. Genel olarak balık avı için bir  şişme bot alındığında, boy ne kadar uzun olursa olsun iki kişiden fazlasının çok da kullanışlı olmayacağı akla getirilmeli; gereksiz büyüklükler için gereksiz paralar vermekten kaçınılmalıdır. Bu nedenle de 2.60 metreden kısa, 3.20 metreden uzun olmayan botlar, hem hacim ve ağırlıkları göz önüne alındığında taşınmaları hem de fiyatları açısından gayet uygun olmaktadır. Bu aralıkta hangi boyu tercih edeceğinizin kararı ise  botun kapalı hacmine,arabanızın bagaj hacmine ve fiyatına bakarak verilmelidir.
Dıştan takma motor konusuna gelince, Türkiye'de en yaygın ve parça konusunda rahat markanın Mercury/Mariner olduğu söylense de Yamaha, Honda ve Johnson'da (Johnson/Evinrude)  piyasanın en bilinen ve tercih edilen markaları arasında yer almaktadır. Suzuki artık Türkiye'de satılmadığından yedek parça durumu bir miktar  sıkıntı yaratabilmektedir. Yurtdışında oldukça yaygın olan Nissan'ın ise ülkemizde satılıp satılmadığını bilmiyorum ve şu ana kadar da Türkiye temsilcisine ulaşamadım.
Motorlar 2HP den başlıyor ve bizim ilgilenmediğimiz kadar yukarılara gidiyor. Daha ucuz, hafif ve bakımı kolay olması nedeniyle Türkiye'de daha çok 2 zamanlı motorlara rağbet var. Ancak 4 zamanlı (4 Stroke) motorların da daha sessiz, daha çevre dostu ve daha uzun ömürlü olması gibi artıları var. Bir de önümüzdeki yıllarda Avrupa topluluğu üyesi ülkelerde, iki zamanlı motorların, çevreye verdiği zararlar nedeniyle tamamen kaldırılması tasarısından da bahsetmek gerekiyor. 4-5 HP lik modellerde 2 zaman - 4 zaman farkı 300 USD civarında gerçekleşiyor. Bir de hem dört hem de iki zamanlı modellerde, genellikle  4 HP ve üstü güçlerde alternatör (elektrik üreteci) opsiyonu var ve dışarıya verilen bu enerji trolling motorunuz için kullandığınız akünün şarjında, aydınlatmada ya da soğutucu/buzluk gibi araçların çalıştırılmasında kullanılabiliyor.
Elektrikli motorlar ( trolling motorları) gerçekte beygir gücü olarak oldukça zayıf olmakla birlikte kısa mesafeler içinde başarı ile kullanılabiliyor. Ancak yanınızda motorun gücüyle orantılı olarak 70A ya da daha büyük bir akü taşımayı gerektirmesi, uzak mesafeler için yetersiz kalması tek başına kullanımını kısıtlayan nedenler olarak sayılabilir. Gerçekte elektrikli motorlar,   teknelerde benzinli motorun yanında yardımcı motor olarak kullanılıyor. Çok sessiz olmaları nedeniyle balık avı esnasında sessizce yer değiştirmek ya da teknenin yönünü çevirmek için elektrikli motorlar kullanılırken, uzun mesafeli yer değiştirmeler için yine benzinli motor çalıştırılıyor. 
5HP lik  iki zamanlı motor'lar 1200 USD, aynı güçlerdeki dört zamanlılar ise yaklaşık 1500 USD'civarında satılıyor. Akü ile çalışan Minn Kota ve benzeri trolling motorları ise yurtdışında 70 USD - 1000 USD aralığında satılıyor.
Son olarak ayrıntılı bilgi için göz atabileceğiniz ve özellikle Türkiye'de de satılan birkaç marka için aşağıdaki web adreslerine göz atabilirsiniz.
Tüm oltacılara rastgele.
Yazı: Kenan ÖZCAN
Zodiac
www.zodiac.com, www.zodiac.fr,
www.zodiac.com.tr, www.shipstore.com
Bombard
www.bombard.com, www.zodiac.fr/fr/bombard, www.shipstore.com
Valiant
www.valiant-boats.com,
www.inflatable-boat-supplies.co.uk
Sevylor
www.sevylor.com, www.shipstore.com
Quicksilver
www.mercurymarine.com,
www.quicksilver-boats.com,
www.inflatable-boat-supplies.co.uk
Mercury
www.mercurymarine.com
Nissan
www.nissanmarine.com
Yamaha
www.yamaha-motor.com
Johnson
www.johnsonoutboards.com

  • Portatif Kayık:



Fotoğraf: Canan ERSAL
Dernek üyemiz  Tarık Ersal, portatif kayığı uzun yıllardır kullanmaktadır.
Portatif olması ve aynı boydaki diğer bot ve kayıklardan daha düşük kapasitedeki motorla kullanılabilmesi bir araya gelince oldukça kullanılışlı bir araçtır. 3.30 mt. Portatif kayığa 4 hp motor fazlasıyla yetmektedir. Tek kişi tarafından taşınıp,kurulabilir.
Uzay sanayinde kullanılmak üzere üretilmiş olan, çok sert ve yüksek darbe dayanımına karşı üretilmiş olan Polypropılen'den yapılmıştır.
Esnek yapısı sayesinde motorun suya verdiği vuruntu sesini absorve eder. Ve en önemlisi bakım gerektirmez.Ancak oldukça pahalı olması en büyük dezavantajıdır. Türkiye'de üretildiği ve makul bir fiyatla satıldığı taktirde satış patlaması yaratabilir. 


Araçınızın üzerinde rahatlıkla taşıyabilirsiniz.


 

  • Bütün Yönleriyle Sonar Ve Balık Bulucular:


Sonar kelimesinin açılımını özetleyecek olursak;Ses,İzlenecek yol ve mesafe tayini/keşif-tarama SOund,NAvigation and Ranging dir.Bu kavram 2.Dünya savaşı sırasında düşman denizaltılarını izlemek için geliştirilen sisteme verilen ad olup,Verici(Transmitter), Çevirici/Ayna(Transducer),Alıcı(Receiver) ve Ekran/Görüntü (Display) de bu sistemin parçalarını oluşturur.

Vericiden çıkan elektro manyetik dalgalar çeviricide ses dalgalarına dönüşerek su içine gönderilir.Gönderilen bu ses dalgaları su içindeki bir nesneye çarptıklarında geri sekerek yankı meydana getirirler.Geri gelen ses dalgaları yine çevirici/ayna vasıtasıyla elektrik dalgalarına çevrildikten sonra,alıcının  gücü bunu görüntü olarak ekrana yanstır.Ses dalgalarının hızı su içinde yaklaşık olarak saniyede 1463 mt.olup,gönderilen ses dalgaları ile algılanan yansıma arasındaki zaman aşımında mesafe ve nesnenin büyüklüğü tesbit edilebilinir.Bu işlem saniyede birçok kere tekrar edilir.

Sonar/Balık Bulucularda Frekans aralığı genelde 50 khz. (kilohertz) ile 200 khz.arasındadır.Ses dalgaları spectrumunda bu frekans aralığındaki sesleri insanlar ve balıklar duyamaz.

Mükemmel bir sistem için dört temel öge vardır.

1-Güçlü bir verici
2-Yetenekli bir çevirici
3-Hassas bir alıcı
4-Çözünürlüğü yüksek iyi bir ekran

Sistemin mükemmeliyeti birbirleriyle teknik uyuma,en kötü hava ve ısı şartlarında çalışabilme özelliğine sahip olmalarına bağlıdır.

1-Verici nın gücü;Derin sularda yansımanın oluşabilmesi veya kötü su koşullarında çalışabilmesi ile orantılıdır.Hatta su içindeki canlı/cansız nesneleri detaylı olarak tesbit edebilirsiniz. 

2-Çevirici/Ayna nın gücü;Sadece vericiden gelen yüksek güce dayanmak olmayıp,gelen elektromanyetik gücü çok az bir kayıpla ses enerjisine dönüşmesini sağlamak,çok derin sularda zayıf ekoların ve küçük canlıların algılanması vede detaylı tesbit edilmesi demektir.

3-Alıcının gücü:Yüksek güçle uzağa giden ve zayıf olarak geri dönen sinyalleri güçlendirmek, sinyallerin geniş alanda çalışmasını sağlamak ve birbirine çok yakın hedeflerin ekran üzerinde kolay ayırt edilebilmesini sağlamaktır. 

4-Ekran gücü;Çözünürlülüğün yüksekliği(vertical pixel) ve iyi kontrast su altındaki algılanan bütün detayları net ve çabuk görme ile orantılıdır. 

Frekans/Titreşim sayısı(Frequency):
Sonar/Balık bulucularda frekans aralığı önemli bir etkendir,bu etken avlanma konumuna ve av türüne göre doğru frekans aralığında yapılması  gerekir. Su altındaki nesnelerin elektronik cihazlar tarafından doğru ve kesin saptanması o cihazın frekansı ile doğru orantılıdır ve doğru seçilmiş bir frekans aralığı ile su altında istediğimiz görüntüyü elde edip yorumlayabiliriz.Piyasadaki kolay kullanımlı sonarlar(denizaltı dedektörü)genelde 50 ve 200 khz.olarak kullanıcıya sunulmuştur.

Tatlı su ve tuzlu su uygulamalarında daha çok 200 khz.frekans modu seçilir,bu seçim sığ sularda ve hızlı sürütme tekniğinde kullanılır.Su altındaki detaylı görüntüyü bu frekans modunda alabiliriz.Yükselen frekans değerlerinde hedef tanım yeteneğide o kadar fazladır ve
iki balık arasındaki kütlesel büyüklüğün ayırımınıda yaparak ekrana yansıtır.

Bazı uygulamalarda 50 khz.frekans en iyi seçimdir.Suyun doğal yapısı(Deniz suyunun yoğunluğu,tuzluluk ve mineral oranı,mikro organizmalar ....vs.) ses dalgalarını uzun mesafede etkisiz hale getirir.Alçak frekans yüksek frekans seçiminden çok daha fazla derinliğe elektro manyetik ses dalgalarını ulaştırma yeteneğine sahip olduğu için genellikle denizlerde derinsu için seçilir.Çevirici/ayna nın düşük frekans aralığında çalışması  yüksek frekans aralığından daha geniş bir tarama açısına sahip olarak avı daha geniş bir alanda izleyebilme yeteneğinin oluşmasıdır.

Çevirici/Ayna(Transducer):

Çevirici/Ayna sistemin antenidir.Elektrik enerjisini yüksek frekans ses dalgalarına çevirir.Bu antenden çıkan ses dalgaları su içinde ilerlemeye başlar çarptığı herhangi bir nesneden yansıyarak geri döner.

Antene(Çevirici/Ayna) geri dönen ses dalgaları,elekrik enerjisine çevrilerek sistemin alıcısına ulaşır.Çevirici/Ayna frekansı ile sistem frekansı aynı olmalıdır.Diğer bir değişle 50 mhz.için imal edilmiş bir balık bulucuya yüksek veya düşük değerde bir çevirici/ayna bağlayamazsınız.Mutlaka eş değerli olması lazım.Sonar gücünün hızı watt ile verilir. Bu değerin mümkün olduğunca yüksek olması  hertürlü su koşulunda daha derini vede ayrıntıları  algılamak demektir.Çevirici/Ayna lar ses dalgalarını su ile temas ederlerse gönderebilirler. 
Nasuhi ALBULAK

Kristal:Çevirici/aynanın içindeki etken madde kurşun zirkonat veya baryum titanat dan yapılan yapay kristaldir.Kimyasal karışımdan yapılan bu kristaller kalıplara dökülüp yüksek basınç ve ısı altında fırınlarda kristalize edilirek sertleştirilirler.İki tarafı bir iletken ile kaplanıp çevirici/aynaya bağlanır.Frekans ve konik açı kristalin şeklini belirler.Sonarlarda genellikle yuvarlak kristaller kullanılır,kristal kalınlığı frekansını,konik açının çapını veya etki ettiği alanın açısını belirler.Bir örnek 200 khz. İçin verelim,20 derecelik konik açılı bir kristal 2,4 cm.çapındadır,8 derecelik konik açılı bir kristal de 4,8 cm.çapında olur.Geniş çaplı kristallerin konik açısı küçük,dar çaplı kristallerin konik açısıda büyük olur.Buda aynı frekans değerine sahip iki çevirici/aynadan büyük konik açılı olanının çap olarak neden küçük konik açılıdan daha küçük ölçekte olduğunu açıklar. 

Çevirici/Aynanın Doğru Takılması:
Çevirici/Ayna bir çok şekil ve boyutta olabilir.Çoğunluğu plastikten yapılmıştır fakat bazıları bronzdan imal edilir.Frekans ve konik-açıya göre kristalin büyüklüğü belirlenir.Kristalin büyüklüğüne görede nereye yerleştireleceği saptanır.
Günümüzde dört çeşit çevirici tipi vardır.
1-Teknenin gövdesinden/Thru-hull
2-Teknenin sintinesinden/Shoot-thru-hull
3-Taşınabilir/Portable mount
4-Dışarıdan sabit montajlı/Transom mount

1-Thru-hull:Bu tipler teknelerin suyun altında kalan,arka gövdesine yakın dümen,pervane ve şaftdın önüne gelecek konumda açılan bir deliğe deniz dibinede dik bakacak şekilde yerlestirilir.
2-Shoot-thru:Epoksi kaplamadan imal edilmiş bu türler fiber teknelerin su altında kalan iç(sintine)kısmına yerleştirilir.Ses dalgaları tekne gövdesinin vasıtası ile alınır ve yollanır fakat randımanı biraz azalır vede çok derin suları algılama yeteneğini kaybeder.Dikkat edilecek nokta tekne gövdesinin salt fiberden inşaa edilmiş olması gerekir.Ağaç,sac ve aliminyum gövdeli teknelerde kesinlikle kullanmayı denemeyin,kullanılan frekanstaki ses dalgaları havadan geçmez.Diğer ikinci dezavantaj ise mönitöre hedef yaylarının(sembol) yorumunu mükemmel aktaramaz.Avantajları ise çevirici/ayna dış olumsuz etkenlere karşı korumalı bir alanda olduğu gibi çıkıntısı olmadığı içinde tekne süratini olumsuz etkilemez.Ayrıca hızlı sürütme tekniğindeki yüzey ve orta su balık avlarında daha verimli hale dönüşür.
3-Portable mount:Taşınabilir olup belli bir süre için monte edilen modellerdir.
4-Transom mount:Teknenin kıç tarafından direkt su ile teması sağlanmış sabit türlerdir.Mükemmel imal edilmiş olanları hızlı sürütme tekniklerinde en iyi randımanı veren ve yaygın kullanılan  tiplerdir. 

Tekne hızı Ve Çevirici/Ayna:
Hızlı yol alan bir teknede ayna ve su arasında boşluk(hava yastığı)oluşur.Eğer suyun akışı çevirici/aynaya düz ve pürüzsüz yalayarak değip geçerse gönderilen/alınan sinyaller normal çalışır.Su üstünde yol alırken su akışı teknemizin düzgün olmayan veya keskin kenarlarına çarparsa türbülant (hava kabarçıkları) oluşur,buna kavitasyon (boşluk oluşumu) denir.Eğer bu hava kabarcıkları oluşumu çevirici/aynanın yüzeyinden geçerse sonar ekranında noise(ses ve görüntü paraziti)meydana gelir.Sonarlar suyun içinde çalışır havada değil.Hava kabarcıkları çevirici/aynanın yüzeyini yalayarak geçerse bunları ekrana yansıtır,bu kabarcıklar çevirici/aynaya çok yakın ise yansımada o kadar kuvvetli  olur.Bu oluşum zayıf algılanan su altı oluşumlarının ve balık sinyallerinin tesbitini zorlaştırdığı gibi imkansız hale getirir.

Tekne hareket halinde iken  Çevirici/aynanın,yakınlarında türbilanta izin verilmeyeceği ve buna göre uygun noktanın tesbiti çok önemlidir.Süratli teknelerde en uygun modeller kıçtan(transom mount)monte edilenlerdir ve su içine mümkün olduğunca indirilmeleri uygun olmayan koşulları ortadan kaldıracaktır.

Çevirici/Ayna Konik Açısı:
Çevirici/ayna bir açıdan gönderilen/gelen ses dalga şoklarına yoğunlaşır.Gönderilen ses dalga şokları gidebildiği derinlik oranında geniş bir alana ulaşır.Bunu grafik olarak bir kağıda çizsek konik görünümünde bir model ortaya çıkar ve bu nedenlekonik açı tabiri ile ifade edilir.Ses dalgaları merkez hat veya konik eksen boyunca çok güçlü olup merkezden  uzaklaştıkcada bu etkiside derece-derece azalır.

Yansıtıcı/aynanın konik açı gücü ilk merkezinden veya konik ekseninden ölçülür ve gücün merkeze olan uzaklığı ile karşılaştırılır.Güç yarıya düştüğünde (-3db.[decibel]),merkez ekseninden açı ölçülmüş olur.Eksenin bir ucundaki -3db.lik noktadan diğer ucundaki -3db.lik noktaya kadar olan toplam değer konik açı olarak adlandırılır.Bu yarı güç noktası ( -3db. ) elektronik endüstrisinde standart olarak kabul edilir ve bir çok üretici konik açı ölçümlerini bu yönde yaparlar.Bazı üreticiler 1/10 merkez eksen gücünün olduğu yerde 10db.noktasını kullanırlar.Bu büyük açı olup ölçtüğünüz noktanın merkez ekseninden daha uzakta olması demektir.Yansıtıcı/ayna gücünde hiç birşey değişmez sadece ölçüm sisteminin değişikliğidir.Örnek:8 derecelik konik açı -3db. 16 derecelik konik açıda-10db.olacaktır.

Geniş konik açılı çevirici/ayna vericinin gücünü suya daha iyi iletir,su altındaki daha fazla detay gösterir,derinlik gösterme yeteneğide fiyatına göre artar.Dar konik açılı çevirici/ayna fazla alan göstermez geniş açılı olanlardan daha derini gösterir.Dar konik açılı çevirici/ayna vericinin gücünü yoğunlaştırarak daha küçük bir alanda toplar.Sonar sistemindeki dib sinyalleri ekranda geniş açılı çevirici/ayna kullanıldığında, daha fazla alanı gördüğümüz için küçük çevirici/aynanın gösterdiğinden daha geniş açılı görünecektir.
Yüksek frekans (200 khz.) çevirici/ayna aynı zamanda dar veya geniş konik açılı olabilirler.Genelde geniş konik açılı olanlar tatlı su,dar konik açılı olanların tuzlu suda kullanılır.Alçak frekans (50khz.)sonar çevirici/ayna 30 ila 45 derecelik konik açılım alanına sahiptir. 

 

Su Ve Dib Koşulları:
Suyun tipi ve kondüsyonu sonarın çalışmasına etki eder.Ses dalgaları tatlı ve berrak suda kolay yol alır.Buna mukabil tuzlu suda serbest bir şekilde dolaşan çeşitli maddeler tarafından emilir veya yansıtılır.Yüksek frekanslarda ses dalgalarının tuzlu su içinde yayılmaları,tatlı sudaki gibi  kolay değildir.Denizlerdeki rüzgarlar ve akıntılar gibi aktiv çevre ortamı suları karıştırırlar.Dalga hareketleri yüzeyde hava kabarcıkları oluşturur ve sonar sinyallerini dağıtır.Algler,planktonlar gibi mikro organizmalar,mineral ve tuz gibi etkenler sonar sinyallerini emer veya dağıtırlar.Bütün bu etkiler tatlı sulardada var fakat etkileri denizlerdeki kadar yoğun değildir.Kum,çamur,balçık,pislik ve bitki örtüsü sonar sinyallerini emerek veya dağıtarak yansıyan sonar sinyallerini zayıflatır.Kaya,mercan ve diğer sert nesneler sonar sinyallerini daha kolay geriye yansıtır.Bu etkilerin ayırımını sonar sisteminin monitöründe kolayca görebiliriz.Çamur/kil gibi zeminler ekranda çok ince hat halinde geçerler.Kaya gibi sert zeminler ekranda kalın/geniş bir çizgi halinde geçerler.

Su Isısı Ve Termoklin:
Suda yaşayan bütün canlıların davranış ve hareketlerine etki eden en önemli faktör suyun ısısıdır.Balık türlerinin çoğu soğuk-kanlı olup vucut ısıları suyla çevrilmiştir.Kışın,soğuk sularda metabolizmaları yavaşlar.Yaz aylarına göre ¼ oranında besin tüketirler.Termoklin ise yüzey sularının altında bulunan ve bütün mevsimlerde su sıcaklığının fazla değişiklilik göstermediği sabit ısıdaki ılık su katmanlarıdır.Soğuk havalarda ve yüzey sularında genellikle,yem balıkları bu katmanların içine sığınırlar,pelajik ve predatör balıklarda ya içinde ya altında mevzi alırlar.Bazı sonarlar bu katmanıda tesbit eder ve ekrana yansıtır.

Yazı:Nasuhi Albulak
Tarih:03/TEMMUZ/2003

 
 





 

FİSHFİNDER 
Yazı (rastgelebalikci@yahoogroups.com'dan ;T.Murat GÜRGEN)

SX' ler 1, DX'ler 2, TX'ler 3 aynalı, yanı yanlara doğru daha fazla görüş sağlıyor. Sayılan modellerin hepsi (kullanmadım, yaptıgım araştırmaya gore) 100 metreye kadar rahatlıkla iş görür. Anladığım kadarı ile sonu 50 ile biten modeller Amerikan modellerinin aynısı, ancak Avrupa versiyonu, yani feet yerine metre gösteriyor, başka hiçbir farkı yok. Amerikan modelleri Cabelas'ta neredeyse yarı fiyatına... Ben Turkiye'de satılan 350 TX'e denk gelen 300 TX siparişi verdim, nakliye dahil 278.59 dolar, yanında da takim çantası hediyesi var.

Bu arada aynaların (transducer) ne şekilde çalıştığına ve ne kadar alanı gösterdigine dair aşağıdaki şekiller benim çok işime yaramıştı, umarım ilgililere bir fikir verir. Kısaca önemli yerlerini tercüme ettim. Ayrica şunu da belirtmeliyim ki bu ayna sistemleri cihazdan ayrica alinip takılabiliyor. Yalnız böyle bir duşünce varsa  hangi cihaz hangi ayna ile uyumlu, almadan önce  düşünülmeli. 
 

Die verschiedenen Abstrahlkegel (Farklı ayna türleri) 

Single Beam (Tek Aynalı)
Geber mit einem Abstrahlkegel (zum Beispiel 16°) ergibt eine Breite von 5 m bei einer Tiefe von 15 m. 

Tek aynalı vericiler (Orn 16°) 15 metre derinlikte 5 metrelik bir alanı tarar.

Dual Beam (Cift aynalı)
Zeigt Ihnen ob sich die Fische unter dem Boot oder auf den Seiten befinden.

Balıkların teknenin altında yada yanlarda olduğunu gösterir.

Tri-Beam (3 Aynalı)
Zeigt ob sich die Fische rechts, links oder unter dem Boot befinden

Balıklarin teknenin sağında, solunda ya da altında olduğunu gösterir.

Six-Beam 3D (3 boyut saglayan 6 aynalı )
Geber von 53° unterteilt in 6 Abstrahlkegel von je 16° für ein 3D Bild bis 80 m Tiefe.

her biri 16 derecelik 6 ayna 80 metreye kadar 3 boyutlu bir resim sağlar. (bence fantazi biraz)

Wide-Side (Genis alan)

Geber mit 3 Abstrahlkegeln, 1 vertikaler und 2 seitliche Kegel für eine seitliche Sicht bis ungefähr 35m.
3 Aynali sistem biri tam aşağıya, 2'si tam yanlara bakıyor. 

Bence başlangıçta 1, 2 veya ucuzca 3 aynalı bir sistem alıp işin inceliklerini öğrenmeli, sonra ihtiyaca gore 4 aynali GPS ve hava tahmin cihazi takilabilen Matrix 35 gibi bir sistem alınabilir veya mevcut sisteme Ayna ilavesi yapılabilir.

1






 


 





 




© Copyright 2002 RASTGELE-DER

Bu sayfalar en iyi Explorer 1024 x 800 çözünürlükte izlenebilir

Sayfa tasarim: Orhan YILMAZ